HIKAYE

Sen mi Büyüksün Ben mi? Tamam ya Sen büyükmüşsün..

Author
Sen mi Büyüksün Ben mi? Tamam ya Sen büyükmüşsün..

İş arıyordum kariyer sitelerinden bir ilan bulmuştum. Orta seviye ingilizce bilen,ekip çalışmasına yatkın,office programlarına hakim bla bla tüm özellikler var bende. İngilizce düşünebiliyorum ama konuşamıyorum bence gayet orta bir seviye bu. Şaka şaka yazma,okuma tamam da konuşma sıfır bende. Allah'ın sevdiği kuluymuşum herhalde beni aradılar buradan ama başta ben dedim ki ‘’Benim gramer iyi konuşma bilmem kabul mu?’’ Onlar da ‘’Tamam gelin görüşelim’’ dedi. Bu tarz iş yerlerine görüşmeye annemle giderim. Çünkü benim için tehlike arz ediyor olabilir.(TEK GİDECEKTİ AMA ANNESİ GÖNDERMEM BEN GELMEZSEM DEYİNCE MECBUR BERABER GİTTİLER) Eminönü'ne geldik. Sora sora Mercan Yokuşu'nu bulduk. Bir camii var orada beklemem gerektiğini ,bizi almaya geleceklerini söylediler. Böyle sakallı,orta yaşlı,puro içen bir adam. Efendi birine benziyor ama neyse işin detaylarını konuşuyoruz,trt’nin yabancı belgesel kanalı olacakmış,bu projeye baya emek sarfetmiş falan derken bizi bir hana getirdi adam. Tarihi bir han,giriş kısmında ateş yakan siyahiler vardı. Ben korktum tabi,annem benden çok korkmuştur eminim. Bomboş bir han bağırsan kimse duymaz. Neyse biz yukarı çıkmaya başladık. Merdiven çıktıkça gerilim daha fazla artıyor. Her yer eski,tarihi. Kafamda milyonlarca senaryo geçiyor. Bunlar organ mafyasıymış iş ilanı ayağına milleti buraya toplayıp kesip biçtikten sonra bir bavula koyup denize fırlatıyorlarmış. Ya da bunlar fuhuş çetesiymiş böyle iş ilanları adı altında genelev işletiyorlarmış falan. İlanda da orta derece ingilizce,ekip çalışmasına yatkın yazdığını hatırlayınca daha bir panik oluyorum. "Anne" dedim "Gittiğimiz yol,yol değil bile bile bilmediğimiz bir şeye sürükleniyoruz hakkını helal et. Buraya seni ben getirdim. Sen kaç kurtar kendini ben kendimi feda ederim" falan diyorum kadına. "Sus adam duyacak" diyor. Duyarsa duysun ya. Böyle bir yerde iş görüşmesi mi olur allasen???
Demir kapıya doğru gidiyoruz,arkasında acaba bizi ne bekliyor? Organ mafyası mı , fuhuşa zorlanmış zavallı kadınlar mı? Korku filmlerinde bazen kızıyoruz ya madem ses duydun ne yemeye gidiyon sese doğru diye. Biz de resmen korkunun üstüne üstüne gittik. O zaman anladım bu korku filmi mantığını.
Adam açtı demir kapıyı. Bir de ne göreyim? Resmen restore edilmiş bir kurum. Böyle bir güzellik görmedim ben. Tam çalışacağım bir yer. Bir tarafta müzik odası bir tarafta fotoğraf çekim ofisi ve sayamadığım birçok oda. Adam 6 ayını vermiş restorasyonu için. İki tane kadın çalışıyormuş yabancı uyruklu. Onun dışında hint asıllı bir ofis çalışanı varmış. Ah o hindu! Hayatımın fırsatını kaçırdım onun yüzünden. Onu da anlatacağım ama önce şu büyülü atmosferi anlatmalıyım. İç dekor muhteşem zaten,bir de bizi terasa çıkardı. İstanbul resmen ayaklarının altında! İstanbul’un sahibi gibisin. Boğaziçi Köprüsü,Fsm Köprüsü,Galata Kulesi,deniz... Hepsi senin karşında. Düşünsene mola veriyorsun. İstanbul’un bu güzelliklerine karşı kahveni ya da çayını içiyorsun. Muazzam bir duygu. Dedim burası olmak zorunda. Sırf şu manzara için bile çalışılabilir. O kadar eminim ki olacağından fotoğraf çektirmedim. Nasılsa artık haftanın altı günü burdayım bol bol çeker instagramda paylaşırım. Biraz keyfini sürdürseydim keşke.
İngilizce tespit için tekrar ofise geçtik. Ben tekrar hatırlattım tabi konuşmamın iyi olmadığını,gramer ve yazmada iyi olduğumu. Hindu’nun ofise gittim tespit için. Hint aksanı diye bir şey varmış, anladım. Daha doğrusu anlayamadım adamla anlaşamıyorum çünkü. Ben ak diyorum o bok diyor. O derece alakasız. Zaten konuşma yetim yok. İyice yetilerimi sömürdü herif. Çat pat ona da söyledim. Konuşamıyorum ama yazarım dedim de insaf etti bana bir metin verdi,onu çevirdim. İzlenimime göre kesin benimdi iş. Purolu da olumlu bakıyordu umut verdi bana. Yani patron o sonuçta. O ne derse o olur. Öyle olmuyormuş o işler meğer. O yılan Hindu beğenmemiş konuşmamı. Şimdi sabahtan beri ne anlatıyorum ben ? KONUŞMAM İYİ DEĞİL! Siz çevirmen veya tercüman arıyorsanız o ilana onu yazacaksınız. Belirtmemişsiniz ki ne aradığınızı. Gerçi ne aradıklarını onlar da bilmiyorlardı eminim. O verecekleri maaşa çevirmeni de biraz zor bulurlardı açıkçası. Aslında üzülmedim. Görülmesi gereken muazzam yerlerden birisiydi ve ben de gördüm.
Sonradan öğreniyorum ki o han ''Büyük Valide Han'' imiş. İşte bunu öğrenince cidden üzüldüm ama fotoğraf çektirmedim diye. 🙄😅