EDEBIYAT

Beyaz yaka olarak işe başladıktan sonra mahalledeki ağırlığımı kaybettim.

Author
Beyaz yaka olarak işe başladıktan sonra mahalledeki ağırlığımı kaybettim.

Ne demek Gözde hanımcığım, biz arkadaşlarla konuyu derhal check edip, size en kısa sürede dönüş yapacağız. Gecikme için de kusura bakmayın lütfen. Yoo lütfen, önce siz kapatın. Saygılar efendim. Burhan beylere de selamlarımızı iletmeyi unutmayın… Mutlu akşamlar, iyi hafta sonları dilerim.

Na böyle oldu işte jargonum. Yalnızca iki ay içinde hem de...

Bugüne kadar herkes gibi biriydim ben de; napıyon amk, iyi amk sen nabıyon tarzında doğal ve itici bir dille konuşan sıradan biri... Üniversite boyunca da hiç çizgimi bozmadım. Pek uğramadım zaten okula. Uğradığımda da genellikle hocalar beni; nerlerdesin amkduğum, görmüyorum seni ne zamandır! Bak böyle giderse s.rim belanı ha y.şak şeklide karşılarlardı. Ne kadar samimi, bir o kadar içten...

Sonra o deli dolu yıllarım bitti. Annemin yanına taşınıp, kurumsal bir firmada işe başladım. Beni ben yapan kötü ruhumu da kaybetmeye başladım günden güne. İnan şu yukarıdaki küfürleri yazarken bile elim titredi. O kadar uzak kalmışım mevzuya. Bakkal 280 gram geldi abi, olsun mu? diye sorduğunda bile OKEYDİR BAKKAL BEY diyecek oluyorum da zor tutuyorum kendimi.. İlk zamanlarda bu sözde kibarlaşan dilime aldığım tepkilerden rahatsız olmuş olsam da artık takılmıyorum.

6 kadınla birlikte çalışıyorum ofiste. Tek erkek benim... İlk işe başladığımda çok sevindirici gelmişti bana bu durum. G.tüne koyim Hakan, nerde lan bu faturalar diye bağırmak istemiyordum asla. Tam tersi, Ayçacığım saçlarını boyattığını gözden kaçırdım sanma sakın, bayıldım şekilde diyaloglara girmeyi, erkekler hakkında nasıl dedikodu çevirdiklerini öğrenmeyi, onların arkadaşları üzerinden yeni çevreler edinmeyi ve tehlikeli ilişkilere girmeyi, yer yer basılmayı, sonra başka arkadaşlarıyla sevgili ya da gecelik ilişkiler kurmayı falan umuyordum. Sercan beyciğim Excel’de şu formül çalışmıyor, bi el atar mısınız vaktiniz varsa ?  tadında bir iş ilişkisi arzuluyordum…

O g.tüne koyamadığım Hakan’a kurban olayım ben. Keşke; bizim dükkanda eğilirsen şaplağı yersin abi, dik durmayan adamın a… koyarlar burda ahagaah şeklide diyaloglara maruz kalsaydım da şu kadın muhabbetlerine maruz kalmasaydım. Makyaj malzemesi, saç tasarımı, çocuk gelişimi, düğün hazırlığı vs. dinlemekten içim şişti. Gözlerimi kapatınca, günde üç dakika spor yaparak selülitlerinden kurtulma garantisi verilmiş egzersizleri uygulayan tombik teyzeler görüyorum. Güncel haberlere, komik esprilere yorumları bile öldürüyor beni. Olum bu ne kibarlık lan? İlk kez kadınlar arasında kalmıyorum ki ben! Hepiniz Nişantaşı’nda mı büyüdünüz arkadaşlar? Böyle jargon mu olur!

Terbiyesiz, saygısız falan kullanılıyor en ağır hakaret olarak. Çok sinirlenip birinin arkasından şerefsiz derseler, benden özür diliyorlar ağızlarını bozdukları için! Olum manyak mısınız? Koy g.tüne gitsin, bi o.ç. için terbiyeni bozduğuna değmez güzel ablacım. Bu cinsini s.tiklerim babadan oğula nesil aq diyeceğim de diyemiyorum. Ne demek Fatoş hanım, hah hah, hangimiz sövmüyoruz ki diyorum…

Müşteriyle kurduğum diyaloglara girmiyorum bile. Kibarlıktan kırılacak gibi oluyorum bazen. Hele ki biz suçluysak; sesim inceliyor, inceliyor, inceliyor, sonunda ses tellerim bu durumu kaldıramayıp travesti gibi bir zort sesi çıkarıyor özür dilerken. Sonra sesimden dolayı da özür diliyorum telefondaki koorpırıt beyefendiden, hanımefendiden.

Ailenin yanına geçtiğimden beri evde de İstanbul Türkçesi konuşuyorum zaten. Günde küfür edebileceğim maksimum 3-4 saatim falan var. Onda da ne yapayım, duvarın karşısına geçip ana bacı söveyim mi antrenman amaçlı? Edemiyorum artık küfür falan. Edesim de gelmiyor zaten. Mahallede makarayı yakalayamıyor, o dile uyum sağlayamayınca hakaret işitiyorum.

N’oldu lan yaprağım, iyice plaza bebesi oldun çıktın sen de amk ha. Ne konuşuyorsun anlamıyorum diyorlar bana anne:( Özge hnm, sizin bu gibi durumlar için inovatif çözüm önerileriniz vardır eminim, biraz ipucu verebilir misiniz? Tabii işiniz varsa acele etmeyin, müsait olduğunuz bir zamanda:(

Ulan yazık değil mi be bize? Böyle mi olacaktı Anadolu çocuğunun sonu!

Belki bazı açılardan iyi de olmuştur bilmiyorum. Daha önce, olmayacak yerlerde, ağzımdan küfür kaçırıp kızarmışlığım da vardı açıkçası. Herkesin vardır gerçi, kandırmayalım birbirimizi Ahmet bey :D

Sonuç olarak artık küfür etmiyorum. İhtiyaç duymuyorum. Belki çiçekler açan diksiyonum ve anbean güzelleşen kelime dağarcığım yüzünden trafikte, pide kuyruğunda, deplasmanlarda falan dayak yerim ama elimizde bu var, ne yapalım… İş çevrem değişene kadar benim adım Hıdır, elimden gelen budur. Çevreye veremediğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim(!) 

Bu yazıyı okuyan tüm sevgili arkadaşlarıma, İstanbul’a düşen yağmur taneleri adedince mutluluk, meltem esintisi tadında ferahlık ve sakin bir deniz misali, huzur dolu mesailer... Yoo, böyle olmadı. Geçenlerde kişisel gelişim kitabında okuduğum bir sözle bitireyim; Başlatma krem şantiye, adamsan yerin şantiye:(