HIKAYE

Koskoca süpermarkette bulamadığım şeyi bakkal İsmail’de buldum

Author

Süpermarkette halk günüydü o gün. Ben ise şövalye olduğum için girmem yasaktı. Her şövalyenin yaptığı gibi ben de mahalle bakkalına gitmek zorunda kaldım.

Koskoca süpermarkette bulamadığım şeyi bakkal İsmail’de buldum

Bi' sigara almaya uğradım bakkala. Kalabalığı görünce neyse deyip aşağıdaki büyük markete yöneldim. Sonra bir şey salmadı beni dışarı, çıkasım gelmedi bakkaldan. Neden bilmiyorum ama gidemedim, dönüp sıra beklemeye karar verdim. Karakterler çok renkliydi. Belki oydu benim çıkmama izin vermeyen şey, belki de bir şeylerin özlemiydi…

Renkli derken herkesin gök kuşağı tozlarıyla döndüğü Color Sky koşusu sahneleri beklemeyin, bakkal burası nihayetinde! İçeride her tipten insan vardı sadece. Orta yaşlı, dar gelirli bir abi, çocuğuyla bir anne, çok yaşlı bir amca, iki ergen arkadaş, şık giyimli bir genç kadın ve birkaç kişi daha… Kostümler ise 10 numara! Hani bazen giysiler çok şey anlatır ya; bir bakışta işini, evini, akşam yiyeceği yemeği bile tahmin edersin hani…

Dondurma aldı Veysel abi. Adını konuşurlarken öğrendim. Şahsen tanımıyorum kendisini ama yazları meyve satar, kışları kavrulmuş kestane. Bayramda kurbanlık getirir, bahçesinde kesimini yapar. Her işi yapar anlayacağınız, ne eksikse o olur. Yüz kere görmüşümdür mavi seyyar arabasıyla bizim yokuşu inerken. Hiç tanışmadım ama sebepsiz bir sempatim oldu hep kendisine.

İki buçuk lira verdi. Kalan üç lirayı da yaz deftere dedi bakkal amcaya. Veyselcim bak kabardı liste ama, bi halledelim artık şu hesabı dedi bakkal. Bakkal İsmail amca da tombik, tatlış bi amcamız bu arada. Cem Yılmaz’ın oynadığı reklamda Avrupa’ya döşemeye gidiyoruz! diye heyecanlanan bi karakter vardı hatırladın mı:) O amca işte.

Koskoca süpermarkette bulamadığım şeyi bakkal İsmail’de buldum

Çok uzatıyorsun bak son zamanlarda borçlarını diye de ekledi… Üst dudağını burnuna yaklaştırıp büzüştürmeli bir mimik yaptı Veysel abi, kafayı 3-4 kez bir sağa bir sola yatırdı. Ödevini yapmadığı için öğretmenin kızacağını kabullenmiş öğrenci gibi bilirsiniz.

Bir bakanın dönüp bir daha bakacağı, zor yutkunacağı güzellikteki genç ablamız da karttan geçti hesabı, gülümseyerek uzaklaştı. Çırak onun çıkış seremonisi için poşetlemeye 15 sn ara vermişti:)

Şu yarımlık çayın daha ufağı yok mu? dedi Cemal abi. Ya ufağını naabıcan, al gitsin işte dedi bakkal. ''O kadar yok yanımda da, ondan şeyettim...''
Vay sen benim Cemal abime bak yav… Sana yanında ne kadar var diye soran mı var abim! Yarımlık ne! Ver şunun 1 kiloluğunu, at poşete, devam et. Çay bu, her türlü içilir, yazın harareti alır
... dedi ve espriyle kibarca hediye etti çayı.
Aynen ya çok gidiyor, bütün gece çay içiyoruz biz de diyerek biraz hüzünlü ayrıldı Cemal abi...

Şimdi ne anlatıyor bu diyebilirsiniz, çok boş muhabbet farkındayım. Ama anlık, samimi bir sahneydi benim için. Bana kredi kartınızdaki limitten emin değilken süper markette rahat alış-veriş yaptığınızı söylemeyin! Birçoğumuzun en büyük korkusu, markette kredi kartı çekmezse yaşayacağı küçük çaplı utanç(!) Saçmalık belki ama gerçek. Ben bunun dibini görmüştüm bir defa. Onu da part2 tadında anlatacağım bu hikayeden sonra.

Markette yazdıramazsın. Markette 25 kuruş için 10 liralık ürünü bırakırsın. Markette kimseyle selamlaşmaz, kocaman olmuşsun kerata, var mı manita deyip ufaklıktan makas alamaz, esnafla trol muhabbetler çeviremezsin. Markette bir milyonerin banka hesabına, bakiyesinde çok da değişiklik yaratmayacak bi 10’luk, bi 100’lük eklersin sadece. Sonra da oğlu yolda uzay aracıyla önünden geçince imrenirsin.

Bakkalda ise 25 kuruşun lafı olmaz. Neyse der, sonra verir, sonra alırsın. Bakkalda kurumsal firmaların şu sıralar yapmacık şekilde oluşturmaya çalıştığı şey vardır; gerçek kişi. Gerçek müşteri deneyimi, %100 geri dönüş. Neyden memnunsan söyler teşekkür alır, neyden şikayetçiysen söyler, lafı yersin:)

Bakkala verdiğin parayla bakkalın oğlunun forma almasına, kızının bale kursuna gitmesine, bir ailenin sofrasına tatlı koymasına destek olursun. O para da sana daha hızlı döner. Komşun kadar, komşunla birlikte zenginleşirsin. (Bale uymadı belki ama güzel şey bence:)

Koskoca süpermarkette bulamadığım şeyi bakkal İsmail’de buldum

Genelde küçük şeyleri eve yakın bakkaldan, toplu alışverişi süpermarketten yaparım ben. Liste çıkarıp gitmek daha kolay gelir. Aynı zamanda süpermarketlerin daha uygun olduğuna dair de bir ön yargım var. Ön yargı çünkü manyağı değilim, hiç araştırmadım. Ama sanırım yanılmışım. Aldığım duyumlara göre her süpermarket bir takım ürünleri çok uygun fiyata sunup, almadan çıkmayacağınız diğer ürünlerde geçirerek kapatıyor farkı. Yani pek de karlı sayılmayabilir. Ya da karlı olsa kaç yazar? 

Yaşlanıyor muyum bilmem; mahalleyle kaynaşma, daha samimi diyaloglar kurma ihtiyacı hissediyorum bu aralar. Teknolojiyle birlikte gerçek yaşamdan uzaklaştıkça, hayatın içine dönesim de artıyor herhalde, özlüyorum. İleride hanımcı da olurum belki :))  

Şu an emin olduğum tek şey; artık beni süpermarket kuyruklarında saçma dergi kapaklarına bakarak sıramı beklerken değil, esnafla kaynatırken,  çocuklarla top oynarken, teyzenin sarkıttığı sepete ekmeğini koyarken, belki de zillere basıp kaçarken falan bulabilirsiniz :)

Nasıl da unuttuk seni ama;

Koskoca süpermarkette bulamadığım şeyi bakkal İsmail’de buldum