HIKAYE

Okulun ilk günü okulu uzattım. #okulanım

Author
Okulun ilk günü okulu uzattım. #okulanım

Anlat, sen seversin yalanı diyenler onlaynsa anlatıyorum. Bizi bilen bilir, yalan bizim kitabımızda yok. Akademik takvime göre okulun ilk günü değildi belki ama bana göre ilk günüydü. Vizeler o gün başladı çünkü. 

Kimseyi tanımıyorum sınıfta. Okula kayıt olurken tanıştığım çocuk mesaj attı kanka sınavlar başlıyor, sen kalmışsındır muhtemelen ama yine de gel bi uğra bence... Aileden uzaklaşıp özgürlüğün tadını yeni almışım daha. Anadolu'yu karış karış gezip teyzelerin rızkına sulanan gezelim-yiyelim programları sunucuları gibiyim o sıra. Dar bütçem el verdiğince geziyorum...

Neyse atladım gittim okula. Sınav programı var sadece elimde, bi tane not yok. Google'dan çalıştım ben de. Türk dili 1, Tarih 1 notları falan diye arattım, ezberledim, sınava hazırım!

Şu hayatta akademik anlamda en az güvendiğim kişi benim. Başka herkese kendimden çok güvenirim. Günlerce çalıştığım sınavda bile kopyaya meyilliyim. Efsanevi birkaç kopya yöntemim de var ama burada anlatamam. Gençlere kötü örnek olmayalım:) Bunda da kopya çekme umudum var elbette. Erkenden girdim sınıfa, en gözlüklü kızın çaprazında pozisyon aldım. Avını bekleyen yılan gibi sınav kağıtlarını bekliyorum. 

Sınıf iyice kalabalıklaştı. Uğultu yerini gürültüye bıraktı. Arka sıradaki heriflerin arasından bir yiğit çıktı sonra. Bu ne yaa, burası çok kalabalık oldu. Böyle olmaz gençler, ımmm şu sütunda oturanlar kalksın, amfiye geçsin!

Herkes kalktı, tıpış tıpış gidiyor. Ne alaka hmm nım nım yhaa falan diye mırıldanıyorum ben de. Mal mısınız abi, niye gidiyorsunuz? Bu kim Allah aşkına! Dersi alttan alan, Müslüm denen bi hıyar muhtemelen. Müslüm diye boşuna demiyorum, oraya geleceğim. Organize işler bunlar…

Herkes gitti bir ben kaldım sütunda fik gibi. Sakinlikten ölecek bir insanım normalde ama böyle kendini üstün gören tiplere katlanamıyorum. Askerde çok dayak yerim, biliyorum…

Lavuk: Heeyyy, kime diyorum. Artist misin olum sen? Padişahın hangi tarafındansın? Amfiye gidin demedik mi!

Ben: Dediiiin, ben de gitmiyorum! Önce bi saygılı konuşmayı öğren bakalım, burada senden başka artist yok!

Lavuk: Ne biçim konuşuyorsun sen ya, kimsin olum sen?

Ben: Asıl sen kimsin, neyin atarı bu! Ne bağırıyorsun milletin içinde...

Derken hoca geldi. Orta yaşlı bir amcamız. Nooluyor burada! Ne kavga ediyorsunuz siz?

Lavuk: Hocam burası doldu, amfiye geç diyorum, zorluk çıkartıyor şu arkadaş...

Hoca: Kimmiş o? Uzatma evladım, geç hemen amfiye.

Herif çıktı, arkasından ben çıktım. Nasıl sinirliyim ama. Ben ki hayatında doğru düzgün kavga etmemiş adam, köpürüyorum sinirden... Kopya çekme ihtimalini geçtim, ilk gez girdiğim sınıftaki imajım da yerle bir oldu. Çıktığımda uzaklaşmıştı baya. Koşa koşa gittim peşinden. Amfinin girişinde yakaladım.

+Kardeş dur bakalım. Şimdi söyle, senin sorunun ne? Ne diye kafana göre emir veriyorsun millete! Neyine güvenip atar yapıyorsun ya bana milletin içinde!

-Laf dinlemeyi öğreneceksin önce. Daha iki gün olmuş geldiğiniz... Lise değil bura! Ama birkaç kişi daha var senin gibi, öğreticem hepinize...

Güldüm ben de. Şimdi başla öğretmeye istersen. Sen kendini ne sanıyorsun lan!

Sessizce küfredip surat yaparak ittirdi beni, kapıya çarptım. O girdi sınıfa. Amfinin orta kısmı sinema izler gibi izliyor bizi. Girdim ben de arkasından. Gelsene bi sen dışarı! (okulun ortasında kavga edecek kadar delirmedim ama herif el temasına da girdi, tutamadım kendimi.)

Git başımdan bak, pişman ederim seni falan derken mahalle kavgası moduna geçtik ikimizde. Üzerine yürüdüm ben, o ittirdi yine, millet araya girdi vs...

O sırada bizi ayıranlardan birisi, o kritik cümleyi söyledi;

''Manyak mısın olum sen, hocayı döversen sittin sene bitmez bu okul...''

Kaynar su şarıl şarıl döküldü başımdan aşağı... Adam asistanmış! Bindiğim dalı elektrikli testereyle kesmeye yeltenmişim. Günah çıkarmaya diye gidip rahibeye yürümüş, dönerken papaza rüşvet teklif etmişim. Gece vakti üç harfli muhabbetinin tavan yaptığı mahallede incir ağacının altına küçük su dökmüşüm... Gaz kaçırıyor diye tüpe sinirlenip çakmakla lehim yapmaya çalışmışım. Ne salakmışım...

Bi titreme geldi önce, sonra kusura bakmayın tatsızlık için falan deyip dudak bükerek uzaklaştım fıtı fıtı... Sınava falan da girmedim.

İki yıl doğru düzgün ders geçemedim. 4 yıl kadar hiç kopya çekemedim. Tanımadığım gözetmenler bile sınavda benim masama dayanıp beklediler. Taa ki bizim çocukları mezuniyet balosunda uğurlayana kadar...

Ben dahil herkes çakır keyif o gece. Denk geldik bu asistanla hayal çekerken. Ya dedim ben valla çok özür dilerim, sizi öğrenci sandım, alt sınıfları ezme kafasında biri sandım. Öğrendiğimde de artık çok geçti. Barışalım mı artık?

Keşke gelip özür dileseydin daha önceden, yine kızardım ama bu kadar uzamazdı belki dedi. Sarıldık. Bizim ayyaşlar da alkışladı hatta:)) Sinan Çetin kapıyı açtı ve biz barıştık. DJ ver müziği :)

Adam sonra nasıl yardımcı oldu bana anlatamam. Her sınavda bi el attı, onun okuduğu sınavlardan hep geçtim. 6 yılda mezun olmamda çok büyük payı var kendisinin, hem pozitif hem de negatif anlamda :D::DD

Buradan kendisini sevgiyle anıyor, #okulanım ' a kattığı bu bok sarısı renginden ve bu hikâye ile aypet kazanma ihtimali doğurmasından dolayı teşekkür ediyorum. Bana çıkarsa eğer, ona face'ten; hala android mi kullanıyorsun nan fakir! Yenile artık şu telefonunu, yazacağım:P