SEYAHAT

Otostopçuyu almayıp sırıtarak hareket çeken ejderha dövmeli kamyoncuyu arıyorum!

Author
Otostopçuyu almayıp sırıtarak hareket çeken ejderha dövmeli kamyoncuyu arıyorum!

Ona çeşitli komplolar hazırladım. Bulursam öpeceğim. O fakir ve gurursuz genç yok artık! Şimdi onu evinden aldırır, kamyonuna el koyar, direksiyonunu odamın duvarına asarım. Kamyonu ise gezici dürümcü yapar, oradan finanse ettiğim gelirle vicdansızın patronunu satın alır, kendisini işten attırırım.

Azıcık gerçekçi olayım; muhtemelen dediklerimin hiçbirini yapamam:(  
Yetmezmiş gibi bir de dayak yerim muhtemelen abiden. Olsun, belki bir kamyoncu değiliz ama bizde de geri vites yok!

Sene 2009, liseden yeni mezun olmuşum. ÖSS yüzünden bir yıl gökyüzüne dahi bakamamış, kaç çeşit depresyon varsa hepsinden birer doz almışım. Üzerimde tahmini 300 gündür biriktirdiğim enerji mevcut, deliriyorum eğlence için. Bu yaz, neşeli ötmeyen her kuşu vurmalıyım!

Bizim çocuklar da pek farklı değil. Msn’de her gün planlar planlar… Ama nasıl fakirim. Kara kara düşünüyorum nasıl para isteyebilirim diye☹ Babam ise iyi, sınavın da bitti, bu yaz çalış da evladımızın ekmeğini yiyelim modunda. Bir yolunu bulmamız şart!

Yine bir akşam msn grubunda, yuvarlanarak gülen smileyler falan, muhabbet ediyoruz. Mert dedi ki; abi gelin İzmir’e. Arkadaşın Çeşme’de yazlığı boş 3-4 gün, minimum maliyet yaşarız bir şekilde. Evde yumurta, makarna falan pişirir, dışarıda da içer, gezer, yüzeriz.

Kabul ettik tabii bayıla bayıla. İstanbul- İzmir gidiş dönüş otobüs bileti o zaman 75 lira falandı herhalde. 3 kişiyiz; 225 TL. O parayı otobüse verene kadar neler neler yapılır! 
Dedim ya, eğleneceğiz diye çıldırmış durumdayız zaten. Hem macera, hem tatil, hem de çocuklarımıza anlatacak anımız olur diyerek anlaştık. 
Cumartesi öğleden sonra otostopla çıkıyoruz yola.

3 kuruş para aldık evden. Hayır bizim kimseye ihtiyacımız yok yani, anlıyor musun! (ergenin dibiyiz o sıralar) Babam acıdı da; al olum şunu, yüz lirayla tatile mi gidilir? Mal mısın diyerek biraz para sıkıştırdı cebime :))

Neyse, şort, plaj havlusu, sırt çantası çıktık yola. O malum otostop hareketini yapmaya başladık hayatımızda ilk kez. Yarım saat sürdü sürmedi bir kamyon durdu.

-Yolculuk nereye gençler?
-İzmir'e ağabey
-Vay balınızı seveyim! Atlayın, ben de İzmir'e gidiyorum.

Şaka gibi, şansa bak. Sigara, muhabbet, gırgır kaynattık bütün yol. Dondurma falan ısmarladı şoförümüz ‘’Deli Mehmet’’ bey. Bu yazıyı okuyorsan kucak dolusu selamlar abi, unutulmadın. Liverpool - Milan finaline nasıl bira yetiştirdiğini falan anlattı, efsane hikaye ! Anlatacağım.

Otobüsten hızlı vardık biz İzmir’e.

Ama nasıl sövüyoruz; bir daha otobüse binenin Allah belasını versin… Rahatlığa bak abi, paramız da cebimizde kaldı, oh ! Uçuyoruz mutluluktan...

Tabii ki, 3 gün diye gittiğimiz tatil oldu bir hafta. Yazlık sahibi döndü. Biz de yüzsüzlük yapıp arkadaşın evine çöktük 2-3 gün daha. Yazık, arkadaşın annesi kaç gün; yemekti, ıvırdı, zıvırdı kahrımızı çekti. Bir sürü zahmet verdik kadına.

Sonunda cebimizde kuruş kalmadı, dönüş zamanı geldi çattı. Mert’in babası durumu biliyor, olum paranız yok, alın şunu, yol hali ne olur ne olmaz diyor ama… Bizdeki öz güveni görme. Yedirebilir miyiz kendimize, almadık tabii ki ! 

Geçeceğiz çevre yoluna, kaldıracağız o mübarek ellerimizi ve hoop; beş saate İstanbul’dayız.

Hayaller / Hayatlar; iki koca gün sürdü dönüş yolu.

4 araç değiştirmemize rağmen,  Balıkesir’e bile varamadık o gün. Bir amca köyümün girişine kadar gelin, 5 km de olsa yardımım dokunsun dedi. Otoyolun ortasına bıraktı bizi sağ olsun. Su yok, yiyecek yok, biri bizi almak istese, sağa çekeceği yer bile yok…

O sırada geçti şuan aradığım vicdansız. Bakın detay veriyorum; MAN marka, son model bir kamyonu vardı. Yerden oldukça yüksek, siyah renkli, tır gibi bir araç...  Değişik çıkartmalar vardı üzerinde de. Şoför, gözünde güneş gözlüğüyle pişmiş kelle gibi sırıttığından, dişlerini bile sayabiliyordum yaklaşırken. 

Üzerinde iş elbisesi vardı (beyaz atlet). Sol omzunda ise büyükçe bir dövme vardı. Ejderha ya da yılan kafası muhtemelen boynuna doğru uzanan. Amerikan filmlerinden fırlamış da bizi bulmuş manyak.

Duyar kasacak tayfa mümkünse gitsin başka başlıkta oynasın. Babam da kamyoncu. Onun da iş elbisesi beyaz atlet. Eğlence anlayışı da tatilden dönemeyen ergenlere hareket çekmek değil! Ve ben de bununla gurur duyuyorum! Saygılar :))

Neyse, Spartacus veya Gladiator filmlerini izleyenler bilir; arenada yenilen gladyatörlerin yaşamasına ya da ölmesine karar verilirken, başparmak açık ve yere paralel olacak şekilde yumruk yapılarak kol kaldırılır, sonra da halkın tepkisi ölçülüp aşağı ya da yukarı işaret edilir başparmakla.  Şuraya şeklini koyayım, tarif etmek zor;

Otostopçuyu almayıp sırıtarak hareket çeken ejderha dövmeli kamyoncuyu arıyorum!

Elini şu şekilde yaparak geldi önümüze kadar. Saniyeler içinde nasıl sevindim; kuraklık günleri bitti, evime dönüyorum, İnşallah İstanbuldur istikamet...

İyice yaklaşınca ise baş parmağını yere doğru döndürdüp (unlike), koca bir kötü adam kahkahası patlattı :(

Otostopçuyu almayıp sırıtarak hareket çeken ejderha dövmeli kamyoncuyu arıyorum!

Ölüm fermanımızı verdi aklınca kara yılan
Kendi halimizde zaten acı çekiyorken bizi buldu, ümit verip bıraktı. Duygularımızla oynadı. Belki bir Ağaoğlu değildi, bilemiyorum, ama ilk kez biri o kadar fakir hissettirdi kendimi. Ayıp kardeşim cık cık cık !

İki kolumu açarak; neden ya ?  şeklinde bir jest yaptım.

Ne kastettiğini anlamadığımı düşünerek, aklımda soru işareti kalmasın diye, bir de orta parmağını gösterdi bana. Şu şekilde;

Otostopçuyu almayıp sırıtarak hareket çeken ejderha dövmeli kamyoncuyu arıyorum!



O gece başaramadık sonuç olarak.
Pes ederek serdik plaj havlularımızı, yattık uyuduk.
Susurluk civarında bir belediye parkında, sabaha karşı beş sularında, fışkiyelerin hunharca uyguladığı kaldırma kuvvetiyle uyandık asdasfsf

Lanet olsun insanları kamyonculardan soğutan bu zihniyete!