EĞLENCE

Pahalı mal alacak kadar fakir değilim.(?!)

Author
Pahalı mal alacak kadar fakir değilim.(?!)

Dandik mal ömrü uzatır arkadaşlar. Telefonunun tuvaletin deliğinden kayıp gidişini seyretmeyenler bilmez. Önce kabullenemezsin hayatının en önemli parçasının, avuçlarının arasından sıyrılarak intihar edişini. Neredeyse yakalamıştım be, keşke son anda şu tarafa doğru ittirseydim, ne kadar da salağım gibi sitemler edecek olursun ama artık çok geçtir.

Daha taksiti bitmemiş telefonun ücreti ayrı, telefonla birlikte giden özçekimler ayrı acıtır canını. Herkese de anlatamazsın telefonunun ne yoluna gittiğini. Yakın üç beş dost, akraba bilir sadece gerçek hikayeyi.

Şu talihsiz sahne başıma geldiği gün küçük çaplı bir aydınlanma yaşadım ben. Olayın uğrattığı maddi ve manevi yıkım engel oldu yeni telefon almama. Kendimi cezalandırmak için dede yadigarı eski telefonuma döndüm bir süreliğine. Renkli ekran ama akıllı değil. Kırılmaz camı yok ama kırılmaz. Whatsapp yok, sadece arama. Şarj mı? Ne olduğunu unuttum resmen…

O günden beri her şeyin kalitesizini, ucuzunu, eskisini tercih etmeye çalışıyorum ben. Böyle bir rahatlık yok arkadaşlar. Sinirlendin mi? Fırlat gitsin ya, senden önemli mi! Yastığın üzerine falan değil ama duvara fırlat ki delik açılsın. İster bowling oyna telefonla ister masa tenisi. Abart istersen çivi çak, soda aç...

Dedim ya, eski telefonla yaşadığım bu serüven ufkumu açtı resmen. Maaşımın yarısını verdiğim ayakkabılarım portmantoda duruyor o günden beri. 40 liraya aldığım canım spor ayakkabılarımla geziyorum hep. Sokakta çocuklar top mu oynuyor? Cenk, gönder bakalım abine topu da bi şov yapsın abiniz size…

Pahalı mal alacak kadar fakir değilim.(?!)

Pahalı kot, slim fit gömlek şıklık hissi verir sadece. Ucuz kot, bol gömlek ise mutluluk. Çimlere mi oturacaksın mesela? Oturma, yat! Çocuklar gibi yuvarlan oralarda. Kulaklık mı? Yüksek ses kalitesi için alınan o kulaklığı narince kıvırıp cebine sokmak zorundayken dandik kulaklıkla ise kement yapıp at yakalayabilirsin. En fazla bozulur. 5 liraya yenisini alırsın. Yok böyle bir huzur!

Araba mı? İsterseniz hiç girmeyelim o konulara… Kıt kanaat biriktirdiği paranın üzerine bir de banka kredisi çekerek aldığın arabayla yağmurda dışarı çıkmaya bile çekinirsin. Ay buraya park edersem aynayı götürürler mi derken dolanır durursun ara sokaklarda. Al bi Kartal, bak bakalım ne oluyor... Tümseklerden, bozuk yollardan zıplayarak geçmenin mutluluğuna bi eriş bakalım bir daha kullanabiliyor musun o bilmem kaç bin tl ye alınmış arabalardan.

Peki ya buzdolabı? Daha yeni değiştirdik biz onu. Dolaba saygısızlık olmasın diye önce bi halini hatırını sorup açıyoruz kapağını. Küsüp darılmasın diye kibarca kapatıp iyi akşamlar diliyoruz sonra. Eski dolap öyle miydi? Osmanlı tokadıyla açar, uçan tekmeyle kapatırdım kapağını… Gıkını çıkartmazdı be!

Örnekler uzar gider. Usanmadan iki saat daha anlatabilirim size bu mutluluğu. Şu yazıyı yazdığım laptop bile 2008 model. Arada basmayan bazı tuşlarına kızıp tokatlıyorum klavyeyi, özür dileyip çalışmaya başlıyor yine kerata.

Evet, son model afyon kullanmak çok kuul, mekbuk ile sıtarbaksta freelance çalışanlara ben de özeniyorum, dar paça pantolon, slim gömlek, brazer ceket ile popi kafelerde daha çok hürmet görüyorsun falan ama paspal olmak da ayrı bir huzur be kardeşim. Ben ömrümün çoğunu paspal geçiriyorum artık. Soran olursa diğer arabam Mercedes, diğer telefonum afyon, ceketi evde unuttum...