EğLENCE

Size siz mi demeliyim yoksa sana sen mi?

Author
Size siz mi demeliyim yoksa sana sen mi?

'Sana seni anlatamam, isyaaan edersin. Aşkı tekrar istemem, ziyan edersin.' diyerek başlayayım söze de uzunca bir zamandır sesini duymadığım yüksek desibel Ferhat abimizi anmış olalım. Sanırım doktorculuk şarkıcılıktan daha revaçta şu sıralar... Neyse... Yine bir sorunla karşınızdayım ben. Yine ne demeli, ne yapmalı bilemiyorum. Yine ne yapsam Steve Jobs'un dediği gibi aç kalıyorum, aptal kalıyorum... Galiba ileride çok başarılı olacağım(!)

İşim gereği çok geziyorum ben. En büyük rakibim ilaç mümessilleri. Tatlı bir rekabet var aramızda ama genelde ben kazanıyorum. Ya da kaybediyorum mu demeliydim? Günde üç bin 500 kişiyle kısa veya uzun diyaloglara giriyor, birçoğuna saygıda sıfır hatayla oynamak durumunda kalıyorum. Buraya kadar sorun yok, kaderimse çekerim! Ancak konu hitap şekillerine geldiği anda çuvallıyorum. İki yıl oldu, hala istisnasız çuvallıyorum. 

İnsanlara default yüklenilen bir isim hafızası vardır dimi? Sim kart gibi düşünebiliriz en azından, az da olsa kabul edilebilir bir miktar kişiyi hafızada tutabiliyor onlar. Ulan insan kız arkadaşını aramadan önce sevgilimin adı neydi ya diye düşünür mü be! O kadar zayıf hafızam. Bi insana her doğum günü partisi sürpriz olabilir mi ya? Her seferinde unutuyor, her seferinde yine şaşırıyorum. Kahve almaya gidip çay alarak dönüyorum bazen. Bazen çayı içtikten sonra hatırlıyorum aslında niyetimin kahve içmek olduğunu...

Dolayısıyla birilerine isimle hitap edebilmek fazla ütopik bir hayal benim için. Hanım/bey kullanımı da rafa kalkıyor böylelikle. Ahmet bey ya da Ayşe hanım diyemedikten sonra geriye kalan... 

tek bey kupa beyi;

Size siz mi demeliyim yoksa sana sen mi?

tek hanım Bayhanım;

Size siz mi demeliyim yoksa sana sen mi?

????

Neyse ciddiyeti bozduk:) Geriye sadece bir çift hitap sözcüğü kalıyor işte; Sen vs Siz.

Evladım salak mısın? Tabii ki yeni tanıştığın insana, müşterilerine siz diye hitap edersin falan dediğinizi duyar gibiyim ama öyle olmuyor o işler. Görüştüğüm insan kitlesi her telden. Köyden şehre, Bağcılar'dan Nişantaşı'na, Konya'dan İzmir'e, Trabzon'dan Antalya'ya her yöreden, her kesimden insanla görüşüyorum. Hepsinin beklediği konuşma tarzı da birbirinden farklı oluyor takdir edersiniz ki...

İç Anadolu ya da Ege insanına, hafif bir samimiyetten sonra siz diye hitap edemiyorsun mesela. Samimiyetsiz görünüyor. Entel dantel bir herifmişim, onun halinden anlamazmışım gibi geliyor. Aynı şey hipster tayfa için de geçerli mesela. ''Siz'' sözcüğünü samimiyetsiz buluyor adamlar, ''dostum'' diye hitap ediyorlar bana. Ben esnek adamım, isteyen istediği gibi hitap etsin ama ben ne diyeyim? Müşteriye dostum mu diyeyim? Hey dostum, senin lanet olası sorunun ne adamım! 

Size siz mi demeliyim yoksa sana sen mi?

Bana dostum diyen adama ''siz'' diye hitap edemiyorum nihayetinde, yapmacık geliyor bana. Ahmet bey desem diyemiyorum çünkü adını hatırlamıyorum. Dostum diyemiyorum, kurumsal firma,  falan filan.. Ne diyeyim ya ben bu insanlara?

Hitap etmek için doğru kelimeyi bulamadığımdan hitap etmeyi bıraktım. Senli sizli mevzulara girmiyorum. Siri gibi, bilgisayarda tasarımı yapılmış vasat üstü bir yazılım gibi, Robocop gibi konuşuyorum insanlarla.

Geçenlerde kurumsal bir firmada, iki tane satınalmacıya laga luga yaptım bir on beş dakika kadar. Aldığım cevap efsane; abi ben hiçbir şey anlamadım dediklerinden, şunu bi Türkçe anlatıveecen mi?

Veemem mi bea, bana bunlarla gel güzel ablam, vuralım muhabbetin dibine! Ya da kurumsal ağız seven gereksiz(!) bir insansan da belli et, ona göre muamele edelim. Karmaşık sinyaller çakma bana, yamultma beni...

Farkettiğiniz üzere benim oyum samimiyetten, halk ağzından, kasıntısız iletişimden yana. Buradan tüm beyaz yakalılara sesleniyorum. 80 milyon duysun sesimi. 

Sercan bey dedirtmeyeceğiz!

Sercan, Serci, Serco, Sergio, abi, kardeş, kardo, kankeyta, biraderim, moruk, delikanlı, baboli, bro... Milyon tane söylem var. Seç beğen ateş et. Niye kasıyoruz ki bu kadar? Sonuçta hepimize bu lakaplarla hitap ediliyor bir yerlerde. Değil mi aşkitom?