HIKAYE

Amerikan dizisi tadında bir gece

Author

Liseyi süper lise denen ve şu an olmayan bir sistemde okudum. Süper liseler normalde hazırlık okutup ingilizce öğretir fakat bizim sınıf hariç. Hazırlık sınıfından ingilizce dersleri boş geçiyor bizde rahatlığa alışıyoruz tabi zaten koca sınıfta 6 erkeğiz gerisi kız sınıfta manyak bir makara dönüyor. Sonra 9. Sınıfa geçince sudan çıkmış balığa dönerek altımızda sınıfta kalıyoruz. Ve buna ilave olarak o sene süper liseler kapatılacağı için okulun bulunduğu ilçede ki diğer süper liselerden kalanlarıda bizim sınıfa topluyorlar. Sınıf oluyor hayvanat bahçesi. Bazı hocalar bile makaraya geliyor sınıfa. Durum böyle olunca ilk dönemin ortasına kadar sınavlarım neredeyse hepsinden çakıyoruz grup olarak. Okulla pek ilgimiz yok ama ara karne verileceğini öğrenip ailelere duyurmamak için çözüm aramaya başlıyoruz. O müthiş fikir benim kafamdan çıkıyor "okulun sistemlerini patlatalım". O zamanlarda e-okul vs. Gibi bir ortam yok. Her okul kendi kayıtlarını tutuyor ve karneler o şekilde veriliyor. Yani sistemi patlatıp, not defterlerini yok edersek okul kendine gelemez. Olurdu olmazdı derken okulun krokisini çizerken buluyoruz kendimizi. Planlar yapılıp tarih belirleniyor ve herşey ayarlanıyor. Olay gecesi 4 salak hep beraber içiyoruz ve sabaha karşı okula girmek için gidiyoruz. Üzerimizde maymuncuk tornavida vs her türlü alet mevcut ama tecrübe yok. Uzun uğraşlar sonucunda okula giremiyoruz maalesef ama arkadaşın biri eline aldığı bir taşla camı indiriyor ve bizde onu takip edip tüm camları indiriyoruz. Bekçi içeriden çıkıp bizi kovalıyor ama genciz kaçıyoruz tabi. Yakalanma riski için 2 ye ayrılıp bir yerde buluşmak için sözleşiyoruz. Ayrıldığımız arkadaşlarımız yoluna devam ederken biz iki salak mezarlığa atlayıp havanın tam olarak aydınlannmasını bekliyeceğiz. Hava aydınlandıktan sonra mezarlıktan çıkıyıp alışveriş merkezine yürüyoruz tam oraya varmak üzereyken arkadaşım dönüp buluşma noktasına gdelim fazla beklemeyelim diyoe ve yolumuzu değişrip oraya doğru yürüyoruz. O sırada ekip arabası bizi görüp yanımıza yaklaşıp bizi arabaya bindiriyor ve okula götürdüğünü söulüyor bizde üzerimizdeki maymuncukları falan saklamaya çalışıyoruz tabi. Okula varınca bizi kovalayan bekçiye bunlar mıydı diye soruyorlar ama dayı bizi tanımıyor. Yaşımız tutmadığı için çocuk şubeyi çağırıyorlar ve onlarda bizi arabaya alıp bir güzel dövüyorlar ama biz inkar ediyoruz tabi. Daha sonra serbest kalıyoruz fakat camı kıran taşlardaki parmak izi ve o akşam okulun arkasına yazılan yazıya test yapıp olayı bize yılacaklarını söylüyorlar. Tabi zamanında çok film izlediğimiz için taşları ceketin yenleri ile tutup atmıştık ve yazıyıda biz yazmadığımız için kafamız rahattı. Nitekim birşey çıkmadı sadece dayak yediğimizle kaldık. Ara karne sonrası bir dayakta evde yedik :)