HIKAYE

Nasıl aldatıldım

Author

Bu metin tam dört kere yazılıp silinmiş ve tekrar yazılmıştır. 

 " Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir. " Willam Blake 

                 Uzun zamandır ilk kez nerden başlamalıyım anlatmaya bilemediğim bir durumla karşı karşıya kaldım. En baştan başlamak gerekir ise bu olayda bahsi geçen kızla ana okulunda ve bu hikayede bahsi geçen eski erkek arkadaşımla yollarımız ilk okulda kesişti. Bu hikayede yine takma isim kullanmak istiyorum çünki isimler o kadar kolay bulunamiycak ve google ile arattığınızda kızın ismini direk karşınıza çıkıcak öyle bir ismi var. Su ile ana okulunda tanıştık annesi piyano öğretmeni ve babası yüksek rütbeli bir asker. İki abisi vardı. Bizden çokca büyük yaşta gittiğim ana okuluda o dönemin kolej ana okulları gibi. Çok iyi ailelerin çocukları ile birlikte aldım ana okulu eğitimimi bu da başka bir hikaye. Ana okulundan sonra Annelerimiz bir süre daha görüşmüş ve ailesi taşındığı için onu ilk okul için başka bir okula vermişlerdi ve koptuk birbirimizden ama resimlerimiz falan var birbirimizin. Oz ile ilk okulda geçirdiği bir kazada annemin onu kan kaybından bayılmış halde bulmasıyla başladı. Annem okul aile birliğindeydi. (Annem benim için inanın süper annedir. Babam hayatımın yarısında varlığı yokluğu bir, bir insan olduğu için bütün hayatımın şekillenmesinde annemin inanılmaz katkısı olmuştur. Bir gün bu yazıları keşf edersen sultanım seni çok sevdiğimi bil.) Annem her çocuğun sevgiye ve ilgiye ihtiyacı olduğunu düşünen insan psikolojisinden iyi anlayan, iyi bir ailede yetişmiş ailesinin tek evladıydı. (bunları anlatmamım nedeni ilerleyen olaylarda annemin su'ya nasıl yardım etmeye çalıştığını anlamanız içindir.) Hayatı çocukları işi ve çocuklarının gelişimi olan bu kadının vericek o kadar sevgisi ve ihtiyacı olan her çocuğa açılıcak bir kucağı vardır. Büyük ihtimalle merhametimi ve gözü karalığımı annemden aldım. Lisenin ilk senesinde hazırlıktan sonra su ile yollarımız tesadüf eseri okul sırasında okulla ilk tanışma gününde kesişti. Tabi başından neler geçtiğini bilmediğim bir sürü sene. Ufak çaplı naber ne yapıyosun çok sevindim seni gördüğüme falan bir süre gitti. Okulda kimseyi pek tanımadığım için ve o da kimseyi tanımadığı için arkadaş olduk yine. Birlikte takılmaya başladık sınıflarımız çaprazlama kapıdan bakınca birbimizi görüyoruz. Her tenefüs birlikteyiz ve boş vakitlerimizin çoğunda birlikteyiz. Ben yanlızlığını seven bir insanım. Kendi kendime vakit geçirmeyi insanlarla vakit geçirmekten daha çok seviyorum. En sosyal olduğum zamanlar bana göre internet cafeye gidip counter strike oynadığım zamanlar. Annem silahlı ve savaşlı oyunlara karşı olduğundan izin vermezdi böyle oyunları oynamama. Arkdaşlarım arasında sevilen bir insanım belli bir müzik okulunun piyano bölümünden mezunum. Ve orta okul arkadaşımla bir müzik grubumuz var bir kaç yerde çalıyoruz. Haftanın belli zamanları vaktimiz oldukça stüdyo'ya gidiyoruz. Bu stüdyo günlerinden birinde arkdaşım ve grubun kurucusu olan Fay bir kaç arkdaşını daha getirdi o gün. Stüdyodan çıktık o zamanlar Taksimde meşur bir cafe vardı. Gidip oyun oynadığımız kahve içip sohbet edip kritik yaptığımız yine oraya gittik. Oturuyoruz sohbet muhabbet ben Fay'la konuşuyorum bak şu şarkıyıda bir ara çalışalım ya piyano kısımlarını ben çalarım kolay zaten o da a haklısın bak güzel olur konuşuyoruz yani ordan burdan.  Bir anda muhabbetin rehavetinden masadakileri unuttum sonra dönüp ya kusura bakmayın ben nina dedim. İlk elimi sıkan Oz oldu sonra diğer iki arkdaşıyla tanıştık. Sohbetimiz masaya yayıldı. O akşamı olaysız kapattık. Okul dersler kurslar ve yine bir stüdyo günü geldi çattı. Fay'la konuşuyoruz ama Oz'u aklımdan çıkartamıyorumda. Benim daha önce sevgilim olmadı bu yüzden nasıl bir şey bilmiyorum ama kalbim tekliyor bunu biliyorum. 

+ Fay Oz nasıl biri (kızarmış bir ifade ile)

- Nina Oz sana göre değil. Bak ondan uzak dur. İyi çocuktur ama seni çok üzer. Ve senin üzülmeni istemiyorum. 

+Bana mı yürüyosun sen? 

- Ahahaha bunu gül'ün yanında sakın söyleme istersen ikmizden birinin katili olabilir. 

 Gülüşmeler prova ve bir günün daha sonuna gelip stüdyodan çıktığımızda karşımda duruyordu. Oz stüdyonun kapısındaydı. Hiç bir şey söylemedi herkese selam verdi yanıma geldi yan yana sessizce yürüdük. Tabiy ki bizim ekip kalabalık bir yere geçtik oturduk. Biraz sohbet ettik. Daha sonra ben kalkmam gerektiğini söyledim. Oz bana dönüp

- Nina müsade edersen sana eşlik etmek istiyorum ve birazda konuşmak.

+ Oz beşiktaşa inicem arkdaşlarımla görüşücem. Dolmuşla gidicem yani bence zahmet etme.

- Israr ediyorum lütfen beni kırma. 

+ Tamam ama dolmuşla gidicez. 

- Arabayla gitsek olmuyor mu?

+ Hayır olmuyor. İstersen yürüyebiliriz.

- Tamam tartışmıyorum nasıl istersen dedi ve dolmuşlara yürümeye başladık tünelden. 

    Ela gözlüydü Oz ve ben gözlerine uzun kirpiklerine hayrandım açık açık. Yürürken sohbet etmeye hangi okullarda okuduğumuzu konuşmaya başladık. O özel  üni.'de hazırlık okuyordu. Ben lise 1. sınıftım. İlk okulda aynı okulda olduğumuzu öğrendiğimizde ikimizde gülüştük. Başından geçen kazayı ve adını hatırlamadığı o teyzenin onu kucağında hastaneye götürüşünü hayal meyal hatırladığını anlattı. Ona sürekli sakın uyuma oğlum ben yanındayım demiş. Annem bu hikayeyi bir iki kere anlattığı için aklımın bir yerlerindeydi ve durup o senmiydin dedim. 

- O senin annenmiydi.

+ Evet bu olayı bir kaç kere anlattı bana. Çok korkmuş bir şey olucak diye. Annem çok soğuk kanlıdır. Seni kucağında hastaneye götürmüş. Annenler gelene kadar başında beklemiş. O akşam annem eve çok geç ve üstü başı kan içinde gelmişti. Ben de anneme bir şey oldu diye korkmuştum. 

- Annen bir melek. =) ona lütfen onu unutmadığımı ve bir ara müsade ederse gelip teşekkür etmek istediğimi söylermisin. 

+ Tabi söylerim =)

     Konuştuğumuz konuları özet geçmek istiyorum. Kitaplar, okul yıllarımız, en sevdiğimiz oyunlar, eski bilgisayarlar uzaylılar,son teknoloji, müzik, sinema,tiyatro, siyaset. İki insan birbirinden bu kadar zevk alabilir sanırım.  Aklımdan ilk geçen böyle bir sevgilim olsaydı oldu. Beşiktaşa indik ve ayrıldık. Ben tüneli bir uçtan bir uca 5 dakika da yürüyen ben o yolda 50 dakika harcadım.  Ne telefon numaramı istedi. Ne de msn adresimi. Benden hoşlanmadığını düşündüm. Ve fazla üstüne düşmedim. Ta ki ertesi güne kadar. Okulun girişinde onu gördüm. Kapıda bekliyormuş.

- Okula girmiş olsaydın çıkış saatine kadar buralarda oyalanıcaktım. Fay dan numaranı istedim. Dün akşam almayı unuttuğum için. Ancak bana senin peşini bırakmamı ve numaranı vermiyceğini söyledi. Nina ben senden etkilendim. Kimse seninle konuştuğumuz 50 dakikada benimle bu kadar dolu konuşmadı. Seninle konuşmam ve görüşmem gerekiyordu. Numranı vermek istemezsen en azından bana haftada bir gün için ve bir saat için söz ver. Seni o zamanlar görmek istiyorum bana güvenene kadar. 

  Ben afallamış bakıyordum. Bir an sonra dilim çözüldü.

+ Beni çok şaşırttın. Ben de bu kadar iyi anlaşıcağımızı düşünmemiştim. Sana cuma gününü veriyorum beşiktaş pasaj saat 15,00 gelirsen numaramı alırsın. Gelmezsen bir daha görüşmeyiz.

 Güldü. Fark etmemiştim ama benim gibi sağ yanağında gamzesi vardı. Çok tatlı çocuksu bir havası vardı. İçim ısındı. 

- Anlaştık. Peki bu gün okuldan sonra ne yapıcaksın? Seni beklesem benimle bir kahve içermisin. Sana vermek istediğim bir şey var.

+ Okulun yok mu senin ? dedim gülerek bir daha güldü. Bir erkeğe gülmek o zaman bu kadar yakışırdı diye düşünmüştüm.

- Var ama kırdım sonuçta öğrenciyim.

+ Tamam ama piyano dersim var okuldan sonra yurt dışında girmek istediğim okulun sınavları var kaçıramam dersimi. 

-Bunda da anlaştık çıkışını bekliyor olucam görüşmek üzere dedi. Ve gitti.

  Okulun girişinde yaptığımız bu sohbetin sonucunda arkamdan 

-oooooooooo nina kimseye yüz vermeyen nina başka liseden biriyle mi görüşüyorsun bağırışmaları arasında utangaç ve kıpkırmızı bir şekilde sınıfa yürüdüm. 

Okul bitti sınıftan çıkıyorum. Ama inanın kalbim Volkan Öktem in aksak ritim atması gibi atıyor kaburgalarıma kalbim Trampet'in kenarına bagetlerin vurulması gibi vuruyor. Çok farklı ruh halleri içine girdim o 6-7 dakika. Kimseye yakalanmadan okuldan çıkmak istiyordum. Sınıfta sıra arkdaşım tarafından yeterince kimdi o sorularına ve Su nun merakına maruz kalmıştım. Kapıdaydı bekliyordu. Göz göze geldik.  Kızardım,kızardı. Uzun bir sessizliğin ardından. 

- Nereye gitmek istersin dedi.

+ Beşiktaş dışında başka bir yere dedim. 

- Tamam gidelim ama arabayla gitsek olurmu dedi.

+ Arkdaşlarıma görünmediğimiz sürece olur dedim. 

Güldü,Güldüm 

 Arabaya bindik bebekte bir yere gittik. Oturduk ve sohbet etmeye başladık. Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum ama telefonun sesiyle irkilene kadar hiç farkında olamadım. Arayan annemdi. Piyano dersimi kaçırmıştım. Ve annemin en sevmediği şeydir bir yerde olunması gerekiyorsa orda olunur ve ben asla söylediğim saati geçmem. Annemden özür diledim. Ve annem eve gelmemi bunu konuşmamız gerektiğini söyledi. Ona baktım bana baktı. 

-Bırakmamı istermisin dedi.

+Rica etsem bırakırmısın dedim. 

- Tabiyki bana evet dememenden korkuyordum dedi =)

+ Sana saatimi geçirmemem gerektiğini söylemiştim dedim. 

Eve doğru giderken kucağıma ufak bir not bıraktı. Eskitilmiş bir kağıt. 

- Bunu lütfen evde aç. 

+ Peki =) teşekkür ederim her şey için.

-Ben teşekkür ederim ve özür dilerim. 

+ Rica ederim. Görüşmek üzere. 

-Görüşmek üzere.

 Sokağın başında indim arabadan. Eve doğru yürüdüm not cebimdeydi. Eve gittim ve annemden dersimle ilgili azarımı işitip yemek saatine kadar odamda takıldım. Sonra cebimdeki kağıt geldi aklıma. Kağıdı açtım. komik gelebilir ve nasıl tanıyorsun diye aklınıza gelebilir ama not elfçeydi. O dönemde elfçe çok popülerdi geekler arasında. Herkes isminin elfçe yazılışını bilirdi. Uzun süre Yüzüklerin efendisi filmi tartışma konumuz oldu düşünün. Durumu ismimin yazılışından çıkarttım. Açtım bilgisayarı google a elf alfabesi yazdım. Harfleri tek tek bir kağıda yazdım. Çıkan yazı çok basit ama benim içi o kadar heycan verici. ''Sana aşık oluyorum'' içimde fırtınalar kopuyor. 

    Oz cuma gününü bekledi. Ve tam saatinde ordaydı hatta erken gelmişti ve kitap okuyordu. Bakıştık ,gülüştük ve kızardık. ( Evet utangaç biriyim o da öyleydi.) Günler su gibi geçti emin olabilirsiniz. 2. yılımızın sonuna doğru ders bile beraber çalışır olmuştuk. Benim bazı ödevlerimi o onun bazı ödevlerini ben yapıyordum. Onun üniversitesindeki kütüphanede zaman geçiriyordum. Arkadaşlarımla tanıştı. Bazı insanlar konuşmadan anlaşır ya biz birbirimize baktığımızda ne istediğimizi anlıyorduk. Oz'un susadığını sadece ona baktığımda anlıyordum o da benim jelibon istediğini ya da yürüyüşe çıkmak istediğimi. Oz un ortamdan sıkıldığını anladığımda arkdaşlarıma çok başım ağrıdı kusura bakmayın eve gitmem lazım dediğim ortamdan çıkıp kendimizi bir yerlere atıp sohbet ettiğimiz çok olmuştur. Yan yanayken bile sıkılmazdık birbirimizden. İkimiz de romantikdik. Her ay dönümü birbirimize hediye, bilet ya da aklımıza kalan istediğimiz şeyleri alırdık. Ben ona öyle aşık oldum. İlk aşkım. Onun söylediği onunda bana aşık olduğu idi.

Gelelim bu olaylara Su'nun nasıl dahil olduğuna. Su anakolundan ayrıldıktan sonra başına çok kötü olaylar gelmesi sonucunda bir kaç kere intahar girişiminde bulunmuş annesi sadece ben de kalmasına ve benim onda kalmama izin veriyor (ki annemden bu izni alabilmek her baba yiğdin harcı değildir.) annem normalde izin vermez ancak belki bir nebze yardım edebilirim diye ayda bir kere izin veriyor. Onda kaldığımızda annesi evden burnumuzu çıkarmamıza izin vermiyor ama arada sitenin bahçesine iniyoruz geziyoruz. O ara da Su'nun  erkek arkdaşı var aynı okuldan annesi kesinlikle görüşmesini istemiyor ben de tanıyorum Alp'i dünya beyfendisi bir çocuk su için herşeyi yapar öyle seviyordu kızı. Çocuk her gün sitenin kapısına gidip leventten bebeğe kızı alıp öyle okula gelirdi. Su' ne zaman hastanelik olsa Alp ve ben ordaydık. Yine Su'nun atak geçirip hastanelik olduğu bir gün Oz yanımdaydı. Telefon çaldı alp aradı.

-Alo Nina Su yanındamı

+Hayır alp nerden çıktı bir şey mi oldu Su ya

- Hastaneden kaçtı en son doktora sana gitmek istediğini söylemiş. 

+ Hemen eve gidiyorum kesin bana gelmiştir annesine söyle dedim.

+Oz eve gitmemiz lazım. 

-Yine mi Su 

+ Evet yine Su

+Tamam Ninam üzülme gidelim.

Yola çıktık endişeliyim Su'yu bir aydır görmemiştim. Annesi sürekli bana gelmek istediği için görüşmemizi istemiyordu. Bu kız anneme anne diyordu. Annem annesiyle yüz yüze gelip siz bu kızı hasta ediyorsunuz sadece ilaç vererek hastaneye kapatarak iyi olucağını mı zannediyorsunuz diye bir kaç kere çıkıştı. Hatta annem gerekirse Su'yu nufusuma geçiririm dedi. Ki annem emin olun yapardı. (Su'nun annesiyle babası boşanmıştı bu olaylardan sonra 2 kere görüştük babasıyla yaşıyordu ve inanın annesi yüzünden delirdiğine kesinlikle ikna oldum kızı görünce bu da başka bir hikaye) O gün su beni hastane önlüğü üstüne geçirilmiş bir hırka ve kazakla bir taksinin içinde bekliyordu. Beni görünce ne olur beni bırakma beni anneme verme yalvarırım diye ağlamaya başladı. Ben de ağlamaya başladım. Oz tek kelime etmeden taksinin parasını ödedi. 

-Ninam dışarda kalmayın üşür haline bak hadi eve çıkın dedi. 

+ Oz sen de gel dedim. 

dilim kopsaydı da demeseydim. Ya da Su'yu annesinin almasına izin verseydim. Alp geldi annesi geliyor ne yapıcaz dedi. Dedim annem gelir birazdan. Annem geldi alp, oz, ben ve su salonda oturduk su ya eşofman giydirdim. Anneme durumu anlattım ben annesiyle konuşurum en azından bir süre kalsın kız biz de şimdi tepkili olur her gün annesini doktorunu haberdar ederiz dedi. Annesi geldi inanın o kadında artık çok yorulmuş bu durumlardan ve bombayı bıraktı kadın. İntahar etmeye kalkmış yine. Bu yüzden hastaneye yatırmış annesi. çok perişandı o kadında. Sadece bana haber verin ve lütfen yumurtasını yesin dedi. Gitti. Su ben de 1 ay kadar kaldı. Anneme anne demeye başladı. Benim dibimden ayrılmamaya başladı. Her akşam üstü alp bize gelir oldu. Ben de evden kaçar oldum. Böyle böyle bir süreyi geçirdikten sonra su tamamen toparlandı. Babasıyla iletişime geçti ve babasında kalmaya başladı. Babası sakin Ve çocuklarını kısıtlamayan bir adamdı. Tam Su'nun istediği ortam. 

  Aylardan kasım önceki gün Ozla görüştük bu olayların üstünden 2-3 ay geçmiş herşey süt liman. Oz bana şu gün görüşücez dediyse kesin görüşürüz hasta olsa bile gelir. 10 dakika görür gider keza ben de öyle ölüyor olsam bile 10 daika bile görürdüm.  

-Alo ninam ben çok hastayım bu gün okula gidemiycem. Evde yatıcam annemde evde merak etme olur mu dedi.

+Oz gelmemi istermisin? Doktora gittin mi? Annen çorba yaptı mı sana? 

- Gittik ninam merak etme aldım ilaçlarımı. Akşam üstü toparlanırsam görüşürüz olur mu?

+ Tamam canım dikkat et kendine ve lütfen uyu biraz. 

- Tamam öpüyorum =)

+öpüyorum bende.

Telefonu kapattık. Aklımda şöyle bir ışık yandı Annesi biraz anormal bir kadın dı belki ben üzülmiyim diye evde dedi diye düşündüm. Okula yakın bir yerde çok güzel ev yemekleri yapan bir yer var. Ve çorbası meşur. Aklımda çorba alıp gitmek en azından görmek ve birazda olsa yanında olmak vardı. Ama annesi evde iste bu biraz anormal olurdu. 2 seneyi nerdeyse bitirdiğimiz için ve birbirimizin evine girip çıktığımız için annesinin numarası ben de vardı annesinini aradım.

-Alo

+Alo Gaf teyze nasılsınız

- İyiyim yavrum sen nasılsın? Bu ara uğramıyorsun aranız mı bozuk.

+ Malesef derslerim ve okul sonrası aktivitelerimi biliyorsunuz bu ara daha yoğun ben de iyiyim teşekkür ederim. Oz nasıl oldu?

- Oz iyi yavrum evde yatıyor ben fabrikadayım. Bir şey mi oldu ki?

+ Şey gaf teyze ozla konuştum da hasta olduğunu söyledi. Siz de çok uzaktasınız uyiycaktı. Kapıcıda anahtar varsa söyleseniz bana verse ben de gidip bir baksam iyimi değil mi diye. 

- Tabi kızım ben ararım şimdi arif'i bu arada gidince bana da haber ver ben de ararım şimdi ama bu çocuk neden söylemedi ki bana bunu şimdi dedi.

+ Merak etmeyin ben gider bakarım haber veririm size dedim.

Telefonu kapattıktan 10 dakika sonra beni tekrar aradı ( ben tabi bunları duyunca dersi kırdığım için) Arif beyle konuştuğunu 1 saat içinde gidersem anahtarı alabiliceğimi söyledi gaf teyze. Şöyle bir durum var Gaf teyzenin olduğu yerden eve gelebilmesi 3 saat fabrika onlarındı ve istese bile o saatte gelemezdi yani benim okuldan oraya gitmem en fazla 30 dakika o da trafik varsa. Ben önce çorba almaya sonra da direk taksi durağına gittim. Taksiye bindim Şenibneler sitesi dedim. Ve yola koyulduk. Arif bey i buldum anahtarı aldım ve eve girdim. Sessizce. ben ne kadar salağım ki uyuduğunu gerçekten hasta olduğunu düşündüm.  Kapıyı açtım ve gelen sesleri duyunca ayakkabılarımı çıkartmadan içeri girdim. Annesinin odasına doğru gittim. Ve kapıyı açtım. Su ve Oz u yatakta çıplak yakaladım. 

- Açıklayabilirim.

 Koşar adım arkamı döndüm ve toparlanmasına izin vermeden kapıya doğru ilerledim. Ayakkabılıktaki anahtarı salona doğru fırlattım arabanın anahtarınıda. Arkamdan kapıyı kitledim ve anahtarı üstünde bırakıp taksi durağına koştum. Kalbime bıçak gibi bir sızı hissettim. Ama ağlayamadım. Sadece sustum. Adresimi söyledim ve eve giderken Alp'i aradım.

+Alp su seni aldatıyor 

- Ne diyosun kızım sen

+Alp su seni Ozla aldatıyor görmek istiyorsan şenibneler sitesi no.15 daire 6 anahtar kapının üstünde acele et ama. 

- Ciddisin değil mi

+evet

Eve vardığımda gelen bütün telefonları bütün mesajları görmezden geldim. Günlerce kapımda bekledi. Her gün okula geldi. Ben ne yaptım peki. Yüzleşmedim. Görmek istemedim. Bakmak istemedim. Bir süre evden çıkmadım. Ve sonra... Sonrası başka bir hikaye.

 Okuduğunuz için teşekkür ederim. Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen 

                                                                              Sevgiler.