14 Şubat'ı boşverin, ''Annenizi asla üzmeyin...''

Author

Bugün Twitter'da bir hashtag açılmış: ''#anneniziaslaüzmeyin'' diye... Tabi haliyle anılarım, üzüntülerim, annemi üzdüğüm zamanlar geldi aklıma. 14 Şubat'ta annemi kaybedişimin iki yılı dolacak...Aslında bu yazıyı da o gün paylaşacaktım ama kimin nasıl ve neden açtığını bilmediğim bu hashtag ile birlikte paylaşmak istedim.

14 Şubat'ı boşverin, ''Annenizi asla üzmeyin...''

14 Şubat Sevgililer Günü... Ne güzel bir gün değil mi? Günler öncesinden rezervasyonlar, sevgiliye, eşe süpriz hazırlıkları derken hummalı bir çalışma ile geçen müthiş sevgi dolu bir gün. Her gün seviyoruz ama hani 14 Şubat'ta daha çok hatırlıyoruz sevmeyi, sevilmeyi... Aslında bakarsanız ben hiçbir zaman sevmedim böyle günleri. Kapitalist sistem bıdı bıdı diye konuşmayacağım tabi. En azından benim açımdan hüzünlü bir hikaye anlatacağım...

13 Şubat 2016, o zamanlar ben Habertürk gazetesinde çalışıyorum, havalar buz gibi inanılmaz hastayım. Annemde de kalp ve astım rahatsızlığı var o da benim gibi çok hasta o sıralar. İşten geldim ve annemin bir haftadır süren atakları o gün daha da arttı. Arabaya dahi zor bindirdiğim annemi o gece hastaneye zar zor yetiştirdik... Hastanelere olan nefretim de tamamen o gün başladı. Annemin nefes alamadığını hatta ayakta duramadığını gördükleri halde o kadar ruhsuz ve duygusuzlardı ki. O gece 4 tane hastane gezdik... Yatış yapılması gerekiyordu ama yer yok deyip oradan oraya sürüklediler. Bazısı oksijen tüpüne bağladı, bazısı buhar makinasına. Fakat zaten olayda burada başlıyor... Eğer çevrenizde kalp ve astım hastası biri varsa ve atak geçiriyorsa hastanede fazla ventolin verilmesi kalp krizine yol açıyor! Ve ben bunu defalarca kez doktorlara söylediğim halde hepsi anneme ventolini verip yollamaya çalıştı. Sabaha karşı eve geçtiğimizde annem hala aynı durumdaydı. Aynı odada kalıyorduk, o yer yatağında ben ise normal yatakta yatıyordum. O gece anne sen burada yat diye ısrarda bulundum. Kadın çalışıyorum, yoruluyorum diye kıyamıyor kızına çünkü... Yatayım bu seferlik dedi. İlaçlarını verdim, baş ucuna kötü olursa alması için buhar makinasını ve ilaçlarını koydum ve uyudum.

14 Şubat sabahı uyandığımda annemin morarmış ve solgun yüzüyle karşılaştım. Kalp krizi geçirmişti. Bir 14 Şubat sabahı kaybettim ben annemi, Sevgi'mi, yoldaşımı, bütün sevgimi verdiğim sevgilimi kaybettim o sabah. Doğum günümden tam 4 gün sonra, annemin ikinci kızı olarak gördüğü kuzenimin doğum gününden 1 gün önce... Onu kaybedişimle hiçbir özel günün de bir anlamı kalmadı bende. 14 Şubat'tan da, hastanelerden de nefret ettim o günden sonra. Öyle tuhaf ki, annemi kaybettiğim gün aslında unuttuğum sandığım, kapattığım sandığım tüm yaralarımın tekrar açıldığını fark ettim. Annemin ani ölümü karşısında ne yapacağımı hiçbir zaman bilemedim. Hala da bilmiyorum... Yolumu bulamıyorum o gittiğinden beri.

14 Şubat'ı boşverin, ''Annenizi asla üzmeyin...''

Tıpkı bu fotoğraftaki kız gibi hissediyorum 2 yıldır. Annem öldükten sonra sordular, neden öldü, hasta mıydı dediler... Hastalık dedim, çok hastaydı dedim. Ama biliyordum ki annem bana bile anlatmadığı dertlerinden göçüp gitti bu dünyadan. Çünkü kimse ölmez hastalıktan... Çünkü cümleleri yarımdı annemin, derdi olanın cümlesini de tamamlamaya nefesi yetmez.

Twitter'da yazılan ''anneniziaslaüzmeyin'' adı altında atılan yazılanlardan bana en dokunanlar:

Olmayanı da var. Ama eğer evde sizi bekleyen bir anneniz varsa, bence de düşünmeyin!