Hadi gelin hepimiz 'Cebimizdeki Yabancı'yla tanışalım...

Author

Bu yıl Türk sineması gerçekten çok kaliteli işler ortaya koymayı başardı. Sıralı bir şekilde harika filmler izledik. Gülse Birsel'in ''Aile Arasında'' ve ''Arif v 216'' benim en sevdiklerimden oldu ve ikiside aylardır vizyonda. Bu harika filme söyleyecek sözüm yok ama yaklaşık 2 hafta önce vizyona giren bir filme biraz haksızlık ediliyor gibi...

Hadi gelin hepimiz 'Cebimizdeki Yabancı'yla tanışalım...

Belçim Bilgin, Buğra Gülsoy, Çağlar Çorumlu, Leyla Lydia Tuğutlu, Serkan Altunorak, Şebnem Bozoklu ve Şükrü Özyıldız'ın rol aldığı ''Cebimdeki Yabancı'' filmi orjinal olmasa dahi başarılı bir film olmuş. Perfetti Sconosciuti adlı İtalyan filminden uyarlanan Cebimdeki Yabancı tabir-i caizse bizi bize anlatmış ve acı gerçekleri bir bir yüzümüze vurmuş. Her ne kadar orjinal bir film olmasa bile yukarıda bahsettiğim iki film kadar yazılmaması ve göz önünde bulundurulmaması bence filme ve oyunculara biraz haksızlık.

Hadi gelin hepimiz 'Cebimizdeki Yabancı'yla tanışalım...

Filmde hem toplumsal mesajlara yer verilmiş, hem de cebimizdeki yabancı olan telefonun bize neler yaptığına... Filmi izlediğinizde aslında gerçekten o bağımlısı olduğumuz telefonun ne kadar da yabancı olduğunu hatırlıyorsunuz. Bir yabancıyla sevdiklerimizi, ailemizi, herkesi aldatıyoruz. Hikaye bir masada geçiyor. Konuşmalardan anladığımız kadarıyla hepsi çocukluk arkadaşı olan 3 çift ve Çağlar Çorumlu bir akşam yemeğinde buluşuyor. Aynı yerde, aynı mekanda çekilen bir filmi saatlerce izlemek başta bana korkunç bir fikir gibi gelse de, zaman su gibi akıp gitti izlerken... Resmen içine içine çekiyor film seni. Dediğim gibi günlük hayatta yaşadığımız şeyleri öyle güzel anlatmışlar ki. Tek farkı onlar yüzleşiyorlar, biz ise kaçıyoruz. Bu 7 arkadaşta yıllardır birbirlerini çok iyi tanıdıklarını ve birbirlerine hiç yalan söylemediklerini düşünüyorlar. Ama filmi izlerken ''Ohaaa, yok artık, daha neler, hadi canııııım'' gibi tepkiler vermenize sebep oluyor yaşananlar. Ve buna sebep olan ise, masaya koymaktan çekindiğimiz, tuvalete giderken bile yanımızda taşıdığımız cebimizdeki yabancı: telefonlarımız. O akşam masada yenen yemeğin bir oyunu olarak herkes telefonları masaya koyuyor ve her gelen mesaj yüksek sesle okunup, gelen telefonlar hoparlörde açılıyor. Bence oldukça riskli :)

Hadi gelin hepimiz 'Cebimizdeki Yabancı'yla tanışalım...

Şimdi herkesin aklına ''gizli aşk'' geliyor sadece eminim. Benim de öyle olmuştu. Ama daha da farklı şeyler çıkabiliyor ortaya. Yıllardır tanıdığınızı sandığınız arkadaşınızın bambaşka özelliklerini sadece bir telefon konuşmasını dinlemekle öğrenebiliyorsunuz ya da bir başka arkadaşınızın annesiyle olan 5 dakikalık konuşmasından hiç aklınıza gelmeyecek şeyler ortaya çıkıyor. En yakınınızın bile size ne kadar yabancı olduğunu görmüş oluyorsunuz. Tabii aynı zamanda cebimizdeki yabancının ise en büyük sırdaşımız olduğunu... Sizin hiç başınıza böyle şeyler geldi mi bilmiyorum. Ben sadece birkaç kez bana yapılacak doğum günlerinizi yakalamışımdır :) Eğer hala izlemediyseniz mutlaka ''Cebimdeki Yabancı’yı'' izlenilecekler listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacağınıza garanti veriyorum...