SEYAHAT

Siz hiç yüreğinizi ağzınızda hissettiniz mi?Bir Bungee Jumping macerası!

Author

Kar bir türlü yağmamış, kış tamamen gelmemiş olsa da soğuk havalar yüzünü göstermeye başlayınca yazı özlemek adettendir. Bugün hafiften güneş kendini gösterince bende geçen yaz Fethiye'de yaptığım ekstrem tatili ne kadar özlediğimi fark ettim. Yamaç Paraşütü'nden, Rafting'e kadar bir sürü ekstrem spor vardı gittiğim tatilde fakat en bombası tabii ki BUNGEE JUMPING!

Siz hiç yüreğinizi ağzınızda hissettiniz mi?Bir Bungee Jumping macerası!

Aslında Bungee Jumping yapmak uzun süredir aklımdaydı, hatta İstanbul'da birkaç kez yapılmıştı ama ben heves olsa da niyet olmadığı için gitmemiştim. Bu tatil paketini de bir heyecan olsun diye aldık. Gerçi iyi ki almışız o ayrı. Neyse, aylar öncesinden bir ton video izlemeye başladım aman nasıl olacak, heyecan uğruna ölmeyelim, kalp var bende aman kalp krizi geçirmeyeyim falan derken, gittik Fethiye'ye... Arkadaşımla beraber sürekli her iki lafın arasında ''acaba Bungee günü ne zaman'' diye birbirimizi darlıyoruz. İlk günün akşamında bizi 50 metreden atacak olacak Roninbros'un yetkilisi Bülent hoca geldi. Ne yalan söyleyeyim öyle bir konuşma tarzı var ki rahatlatıyor insanı ama yine de korku geçmek bilmedi. İşin kötüsü tatilin ikinci gününde bu acı deneyimi yaşayacak olmamız. Neyse velhasıl kelam geldi o behbat gün... Sabah kalktık koyulduk yola. Milleti rahatlatmak için araya Jeep Safari sıkıştırmışlar güldük, eğlendik Saklıkent'e ulaşınca ağlama vakti geldi. 

Kilolar ölçüldü, kağıtlar imzalandı. Herhangi bir sağlık sorunumuzun olmadığı ve tüm riskleri bilerek bu atlayışı yapacağımıza dair... Sıra bana geldi, belime ve ayaklarıma iplerin bağlanacağı giysiler bağlandı. Bu giysileri bağlarken gerçekten özeniyorlar.Yani iplerden kurtulmanız imkansız gibi bir şey… Neyse, bindik asansör diye adlandırdığım kahrolası şeye...  çıkıyoruz sallana sallana yukarı. Aslında müthiş bir doğa manzarası var ama el ayak o kadar titriyor ki odaklanamıyorsun bile. 

Aşağıya bakıyorum her şey küçücük gözüküyor. İçimden diyorum ki aşağıya bir düşsek bu buz gibi suda kaptırdın gittin, cesedini bile bulamazlar! Gidersin akıntıya... Bunları düşünürken Bülent hoca hazırlıkları yapıyor, bir elimde de Go-pro kendi kendine video fotoğraf falan çekiyor. Atlama vakti geldi çattı ben nasıl atlayacağım diye kara kara düşünüyorum, Bülent hoca aman Seda kamerayı şöyle tut, şöyle yap böyle yap diye telkinler veriyor. En sonunda hadi Seda beklemek işe yaramayacak dedim ve Roninbros'un aşağıya attığı herkese söylettiği sloganı '' Şimdi cesur, daima cesur'' (yersen) söyleyerek attım kendimi. 

Siz hiç yüreğinizi ağzınızda hissettiniz mi?Bir Bungee Jumping macerası!

(Güldüğüme hiç bakmayın, her hücremin titrediğini şu an bile hissediyorum)

Atlayış anımı yazarken bile ellerimin buz gibi olduğunu söyleyeyim. Öyle fena bir hissiyat ki gerçekten tarif edemiyorum. Manyak mısın sen kızım, insan kendini 50 metreden boşluğa bırakır mı? diye kendime söylenip durdum.  Birkaç saniye düştükten sonra ip beni tuttu ve bungee jumpingde bilinen klasik salinimlar gerçekleşti… Yalnız bileklerimde bağlanan ipler o kadar sıkıydı ki haliyle korku can acısına dönüştü bende. Bileklerim ipte kalacak aşağıya düşeceğim sandım resmen. O can acısı ve korkunun karışıklığıyla da aman hala niye bitmedi, bir indirmediler falan diye kendimi yiyorum :) 

Siz hiç yüreğinizi ağzınızda hissettiniz mi?Bir Bungee Jumping macerası!

(Şu fotoğraf tüm Bungee maceramın özetidir!) :))

Neyse ki sağ salim indim bitti gitti. Ama gerçekten hala korkusunu çok içten yaşıyorum. İyi ki de yapmışım. Bir kez daha yapmayı istiyorum ki şu söylenmelerimin ve acı çeken yüz ifademin olmadığı fotoğraf ve videolarım olsun. Tabii ilk deneyimin yerini tutmaz. Eğer yüreğinizi ağzınızda hiç hissetmediyseniz güvenilir bir yerde bu deneyimi yaşamanızı tavsiye ederim...