INTERNET

Adam değilsin Mark Zuckerberg!.. Hatta yavşağın önde gidenisin!..

Author

Ey Mark efendi!..
Keyfin nasıl tıkırında mı?..
Nerdesin şimdi?..
Milyon dolarlık teknende mi?...
Yoksa bilmem kaç bin dönümlük arazindeki şatonda mı?..

Keyfini çıkarıyor musun kazandığın milyarların?..

Eee, bir sürü de manita yapmışsındır ünlüsünden, ünsüzünden sen şimdi!

Ne diyeyim...
Yakışır...

Dünyada iki milyar keriz bulmuşsun;
ye bakalım sırtlarından kazandığın mangırları!..

Ama şunu da bil...
Sana ettiğim küfürlerin haddi hesabı yok...

Niye mi ediyorum!..
Dinle bak anlatayım...

Gerçi çok da pipinde olur ya!..
Ama olsun, ben yine de anlatacağım...
En azından içimi dökerim...

Ulan dümbük!...
(Bak bunu tercüme ettir... Okkalı bir küfürdür bu bizim buralarda)

Neyse "dümbük" bir kenarda dursun, ben devam ediyorum...

Ya arkadaş!...
Tamam çok iyi ettin şu Facebook denen mereti kurarak...
İnsanları kaynaştırdın, safları sıkılaştırdın...

Ama madem kurdun...
Madem bu merete bizi kokain gibi müptela ettin...

Koru ulan hatıralarımızı...
Anılarımızı...
Emeklerimizi...
Güzelliklerimizi...

Her dakika "hesaplarımız" çalınıyor...
Sayfalarımız tecavüze uğruyor!..
Şerefsiz hacker'ler tarafından dolandırılıyoruz...

Hırt...
Biz sana bunun için mi emanet ettik düşüncelerimizi!..
En özel anılarımızı!..
Fotoğraflarınızı!..
Dostlarımızı!..
Ailelerimizi!..
Ve hatta sevinçlerimizi, acılarımızı!..

Ulan etimizden sütümüzden o kadar para kazanıyorsun!...
Ne osuruktan güvenlik ağın var senin?..

Hesap çalınır, giremezsin!..
Derdini anlatacaksın, anlatamazsın!

Yok ki karşında seni dinleyecek kimse!..
"Otomatiğe" almışsın tüm şikâyetleri, bi boka yaradığı, bi yaraya merhem olduğu yok!...

Ruhsuz ve trişkadan bir şikayet hattın var!..
Oraya mail atacaksın da, cevap bekleyeceksin de!..
Ölme eşeğim ölme!...
(Bak bunu da tercüme ettir, belki ceo'larınla toplantı yaparken lazım olur kullanırsın)

Kısacası Mark hazretleri!..
Ver ulan benim çalınan anılarımı geri!..
Ver dostlarımı...
Ver sevgiliye attığım, arkadaşa çaktığım paylaşımlarımı!..
Pamuklara sarıp sakladığım "beğeni"lerimi...

Ama nerdeee!..
Hiç birini geri veremezsin...
Çünkü Rio'daki bir kenar mahallede,
ya da İstanbul Bağcılar'daki bir internet cafede burnunu karıştırarak güvenliğini patlatan "hacker" etiketli piçler seninle ve o milyar dolarlık şirketinle taşağını geçiyor!..

Hadi şimdi koy kristal şarap bardağına, Fransa'nın en ünlü bağlarının mahsulü bilmem kaç yıllık şarabını da zıkkımlan...

Ben de hesabımı geri almak için nafile gayretlerime devam edip götümü yırtayım...

Dedim ya!..
Adam değilsin Mark Zuckerberg...
Hatta yavşağın önde gidenisin...
Ve hatta, bayrak tutanısın!..

(Ha bu arada "yavşak" biz de "bit yavrusu"demek oluyor; "O da ne" diye kafanı yorma...)

ADNAN SÖKMEN

Adam değilsin
Mark Zuckerberg!..
Hatta yavşağın önde gidenisin!..