ILIŞKILER

Sizin hiç sevgiliniz öldü mü?

Author

(10 bölümlük hikâye)

SİZİN HİÇ SEVGİLİNİZ ÖLDÜ MÜ?.. (Bölüm 1)

Genç kadın durmadan konuşuyordu...
Kahvaltı ederlerken başlamışlardı aslında tartışmaya...
Ve kadın, hemen hemen aynı şeyleri tekrarlayıp duruyordu...

Aslında adam da bir bakıma aynı şeyi yapıyordu!..
Hayır, ona karşılık vermiyordu...
Sadece dinliyordu...

Hiç itiraz etmiyordu kadının söylediklerine...
Hatta arada hafif tebessüm ederek onaylıyordu bazı cümlelerini...

Galiba bu tavrı kadını daha da kızdırmıştı...
Sesinin tonunu yükselttikçe yükseltiyordu...
Ama adam yine de sakinliğini koruyordu...

İyice öfkelendi!..
Şimdi hem bağırıyor, hem de başını çevirip adama kin ve nefretle bakıyordu...
"Önüne dön, araba kullanıyorsun" dedi adam, yumuşak bir ses tonuyla...

Aslında bu "ikazını" tamamlayamamıştı...
Büyük bir gürültü koptu...
Sonrası uzun bir sessizlik, koyu bir karanlık!..

***

Aradan yaklaşık 4-5 saat geçmişti...
Adam, beyaz ve geniş bir koridordaydı...
Duvara monte edilmiş üç lacivert sandalyeden birinde oturuyordu...
En uçtakinde...

Koridorda yürüyen telaşlı insanları görünce ters bir şeyler olduğunu anladı...
Burası bir hastaneydi...

Yanında biri daha vardı...
Sol elini hafifçe onun omuzuna koyan biri...
Başımı çevirip boş gözlerle ona baktı...
Bu, genç kadının babasıydı...

Yarım dakika kadar birbirlerine hiç bir şey söylemediler...
Eğer ilk yaşlı adam konuşmasaydı, genç olan saatlerce suskunluğunu koruyacak gibiydi...
Ama ilk o konuştu...
Sadece iki kelime çıktı dudaklarından, gözleri kan çanağına dönmüş ihtiyarın:
Önce "Kızım" dedi, arkasından da "Üzgünüm..."

Duymuştu adam bu iki kelimeyi; lakin ne anlama geldiğini anlayamamış gibiydi ya da anlamak istememişti...
Aniden ayağa kalktı ve koridorun başındaki kapıya doğru hızlı adımlarla yürüdü...

***

Dışarı çıktığımda, sert ve soğuk bir hava karşıladı onu...
Suratına tokat üzerine tokat atıyordu rüzgâr...
Titredi....
Ceketinin yakasını kaldırırken, gömleğimdeki kan lekelerini fark etti...
Parmaklarını kanın üzerinde gezdirdi; kurumuştu!..

Sekiz, on basamaklı dış merdivenlerden inip caddenin karşısına geçti...
Önce sağa, sonra da geriye dönüp aksi istikamete doğru yürüdü...
Hava kararmış ama cadde üzerindeki dükkân ve mağazaların ışıkları yanıyordu...
Saatine baktı; 19:35'i biraz geçmişti...

Köşedeki bankanın önüne geldiğinde, tam tekrar karşıya geçmek için hamle yapmıştı ki, park halinde duran taksiyi gördü...
Bindi...

Aracın içi sıcacıktı, titremesi durdu...
"Nereye gidiyoruz" dedi, 30 yaşlarındaki kirli sakallı taksici...
"Sigara içebilir miyim" dedi adam...
"Tabii" cevabını aldı...
Ardından bir kere daha sordu taksici:
"Nereye?..."
"Çakmak" dedi, "Verebilir misiniz?"...
Başını arkaya çevirip dik dik baktı taksici...
Sonra ön konsolda duran çakmağı alarak ona uzattı...
Sigarasını yaktı ve:
"Karşıya gideceğiz" dedi ve ekledi "Barlar sokağına..."

DEVAM EDECEK....

Sizin hiç sevgiliniz 
öldü mü?