KÜLTÜR

Tarık'a...

Author
Tarık'a...

(Geçen yıl bugün yazılmıştır / Anısına)

TARIK'A...

Bak oğlun sana geliyor Hafize Ana...
Acıkmıştır şimdi, biraz da yorgun...
Hadi bir tas üzüm hoşafı koy önüne, yanına da haşlama ile pilav...

Çağır Şaban'ı, karşılasın arkadaşı Damat Ferit'i...
Konuşacak çok şeyleri vardır şimdi onların...
Sonra belki Yılmaz, Zeki, Levent ve Tuncer abileri de gelir yanlarına...
Hulusi Bey'in işi vardır, artık akşam görür oğlunu; fabrika çıkışı, yalıya döndüğünde...
Kızar tabi biraz bıyıklarını büküp, kaşlarını çatarak...
Sonra da kükrer o davudi sesiyle:
"Niye geldin bu kadar erken, serseri kerata!.. İşin gücün yok muydu senin daha oralarda..."

Hadi koy çayları Hafize Ana...
Veysel efendiye de söyle kapatsın dış kapıyı...
Merak etmesin, kimse sıvışmaya kalkmaz buradaki son mektepten...

Hadi sil gözyaşlarını Hafize Ana...
Bak selam getirmiş oğlun sana;
Mahmut Hoca'dan, Güdük'ten, Hayta'dan, Metin'den, Badi Ekrem'den...
Kızların Türkan, Hülya, Filiz, Fatma, Emel, Gülşen ve Hale de ellerinden öpüyorlar mış...

Haa!..
Bekleyin bizi de Hafize Ana...
Film bitmedi daha, hatta en heyecanlı yerinde...
Gelecek, yüreği güzel olan herkes cennettinizdeki o sinemaya...
Kimi yavaş yavaş, kimi de Tarık gibi "pat"tadanak...

İşte o gün yeniden buluşacağız Hafize Ana...
Siz beyaz badanalı sinemanın perdesinde...
Biz o sinemanın tahta sandalyesinde...

Adnan SÖKMEN