FOTOĞRAF

Afrika'nın Toplu Taşımayla İmtihanı

Author

Buraya geldiğimden beri ne iş yapsam diye düşünüp duruyorum. Türkiye’de olsaydım bir iş bulup beyaz yakalı olup haftasonları nereye gitsem, yıllık izinde Avrupa turu mu Balkan turu mu diye kafa patlatıp, ofistekilere gerekirse çelme takıp kariyer basamaklarını hızlıca tırmanmaya çalışacaktım ama işin rengi burda baya değişti. İş imkanlarının yetersizliği, güvenilebilecek toplu taşımanın olmaması,insanı ister istemez “girişimci” olmaya zorluyor. Türkiye'de yaşamış birisi olarak eksiklikleri, ihtiyaçları görmemek elde değil aslında; özel hastane, özel okul, yapı malzeme dükkanı ya da tam teşekküllü süper market,hazır giyim… Düşününce insanın aklına binlerce yenilikçi çözüm geliyor ama sermaye asıl mesele 😦 Başlangıç noktası olarak hazır giyime el atayım diyorum, hala insanlarda hazır giyim kültürü çokta oturmamış, hala terzilere gidip birebir sipariş veriyorlar. Türk mobilyalarına ve kıyafetlerine olan ilgiden yola çıkarsak, giyim sektöründen ekmek yerim gibi gözüküyor. 

İş hayatında başarılı olabilmek için de özgür olmak gerekiyor ama o da hayal bu ülkede. Toplu taşıma diye bir kavram yok. Fi tarihinden kalma otobüsleri tıka basa doldurarak yük taşımacılığı mı insan taşımacılığı mı yapıldığı belli olmayan, her çeşit insanın bindiği, güzergahının belli olmadığı, durak kavramının ne olduğunun anlaşılamadığı, sınırlı sayıdaki otobüsleri ne yazıkki toplu taşımadan sayamıyorum. "Taksi" arabalar gözde aslında, tabi taksi kavramının ne olduğunu bilmiyorsanız içinize sindirip binebilirseniz. Arabalar aşırı bakımsız, egzozdan  çıkan duman insanı astım krizine sokacak kadar beter, taksimetre Hak getire, güvenlik sorununu değinemiyorum bile. Geçenlerde bir kızı "dini ritüel" uğruna taksiciye kaçırtıp, kafasını ritüelde kullandıklarını gazetede okuduğumdan beri ayrı bir korkar oldum. 

Afrika'nın Toplu Taşımayla İmtihanı
Afrika'nın Toplu Taşımayla İmtihanı

Evet burda bir de ritüel sorunumuz var. Sevgili hristiyan kardeşlerimiz boş durmayıp insan katletmeyi, kendilerini papazlarına kırbaçlatmayı, papazın elinden petrol içip çimen yemeği kutsal görev olarak edindikleri için her türlü acayipliği onlardan bekliyorum. Türkiye'de ya da Avrupa'da gördüğüm hristiyanlıkla burdaki arasında çok derin bir fark var. İnsanların bu kadar beyinsiz olmasını idrak edemeyip hala duyduğum saçma ibadet hikayeleriyle şoka giriyorum. Bu arada ülkedeki en zengin kesimlerden birinin hristiyan "din adamları" olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Kendileri 5-6 Jeeplik özel eskortla gezip, kendilerine ait özel jetle Avrupa tatillerine giderken, kendi cemaatine "sabretmeyi,şükretmeyi", kiliseye bağış yapmayı tavsiye ediyor. Kiliselerde üyelik kartı var, yaptığınız bağışa göre statünüz artıyor. Din sömürüsün de ayrı bir boyuttalar...

Afrika'nın Toplu Taşımayla İmtihanı

Neyse biz ulaşım sorunumuza geri dönelim. Ülkedeki imkansızlar herkesi girişimci olmaya itmiş. Misal insanlar kendi arabalarını taksi olarak rahatlıkla kullanabiliyorlar. Türkiye'de olsa tanımadığımız birinin arabasına binmeden kırk kez düşünürüz -Uber'i saymıyorum- burda gecenin bir yarısı kadınlar "bile" rahatlıkla arabayı durdurup taksi arablarla seyahat edebiliyorlar. Gazetelerde okuduğumuz onca habere rağmen böyle davranabilmeleri takdire şayan. Bu arada unutmadan söyleyeyim eğer kişisel şoförünüz varsa dikkatli olmanız lazım, haberiniz olmadan arabanızı taksiye çevirebilir.. 

Motorsiklet ve Keke Napep diye adlandırılan Hindistan'dan ithal havalı çözümlerimiz de mevcut. Bir motora ailecek 6 kişinin bindiğine şahit oldum. Keke'yi de en etkili şekilde kullanmayı biliyorlar, normal şartlarda 3 kişi max sığabilecekken 6 kişinin bindiğini daha dün gördüm. Aslında Keke oldukça kullanışlı, havadar, cool birşey ama inanın Beyaz olarak tek başınıza bu tarz şeylere binmeniz oldukça sakıncalı. Ekonominin her gün daha da kötüye gittiği ülkede beyaz demek dolar demek olduğu için fidye için kaçırılmanız olasılıklar arasında.

Afrika'nın Toplu Taşımayla İmtihanı

Maalesef bu saydığım faktörlerden ötürü özgürce sokağa çıkmak pek mümkün gözükmüyor. Her daim yanında güvendiğin birisi ve kendine ait bir araban olması lazım, bu da iş hayatımı sekteye uğratıyor. Eğer sevgili eşim işlerinden zaman bulabilirse birlikte kumaş alışverişine gidip, terzimle görüşüp bir kaç elbise diktirip giyim sektörüne ufak çapta giriş yapmak istiyorum. Aslında hali hazırda yaptığım bir kaç girişim mevcut. Bir kaç ay önce burda Afrika kumaşlarıyla çantalar diktirip Türkiye'ye götürüp satmışlığım var ama şu an bu iş o kadar karlı mı bilemiyorum. Türkiye'ye yollamak masraflı bir iş, tabi bir de çantalarımı diken sevgili terzimin anlamsızca beni terk etmesi var.. Bakalım gün doğmadan neler doğar diyoruz. Hristiyan kardeşlerimizin yaptığı gibi "sabrediyoruz."