FOTOĞRAF

Instagram Sevdası

Author
Instagram Sevdası

Afrika'ya seyahat etmeden önce yaptırmamız gereken bir düzine aşı olduğunun elbette ben de farkındaydım ama eşimin gazına gelerek hiç bir aşı yaptırmadan, sinek kovucu bilekliklerden bile temin etmeden "Bree Bismillah" nidalarıyla Kara Kıta'ya adım atalı tam bir yıl olmuştu ki haftalık beni de yataklara düşürdü. Eşimin sık sık Malarya olmasıyla dalga geçip, doğal bağışıklığım olduğuna dair asparagas haberler çıkarıp kendimle böbürleniyordum. Derken bir gün aşırı halsiz, iştahsız hissedip, tarifi imkansız baş ağrılarıyla boğuşmaya başladım. Her "Afrikalı" nın yaptığı gibi hastaneye gitmek yerine, 24 saat açık olan süpermarketimsi eczanelerden birinin yolunu tuttuk. "Beyazlar" gibi çıtkırıldım olmadığımı kanıtlamak için doktorun dsini bile ağzıma almıyordum. Hem malarya dediğin neydi ki Türkiye'de grip olmak kadar yaygın birşeydi burda. Bilmeyenler için ufak bir anektod düşeyim malarya sivrisinek sokmasıyla bulaşan insanda halsizlik, mide bulantısı, baş dönmesi, kimi zaman ateşe sebep olan Afrika'da oldukça yaygın bir hastalık. Aslında istenilse yok edilebilir ama Afrika'nın kalabalık nüfusundan ilaç şirketlerinin elde ettiği kazancı göz önüne alırsak 21.yüzyılda neden hala sineklere çözüm bulunamadığını anlarız neyse konumuza dönelim. Neyse aldık ilaçları kendimi iyi hissediyorum, bir yandan da dışarda gezip tozmalara, yöresel yemekler  yiyip İnstagram'a fotoğraflar koymalara devam ediyorum, hemen hemen her gün evin yakınında közde mısır satan kadınlara uğrayıp hem mısır yiyip hem fotoğraf çekiyorum, kendimce ülkenin tadlarını millete gösteriyorum. Herşey böyle tıkırında giderken birden yataklara düşücek kadar hastalandım. Tabi hemen dayadık malarya ilaçlarını, banamısın demedi, ateş oldu 42 derece, eşimin tabiriyle "jeneratör"gibi titriyorum, bir yandan kusuyorum. Aklıma da malaryadan ölen THY hostesi gelip duruyor. Sonunda dayanamadım beni doktora götürün dedim hatta doktor istemekle kalmadım genelde politikacıların, "beyazların", elit kesimin gittiği hastaneden başkasına gitmem diye tutturdu, can korkusu dediğimiz olay bu oluyormuş :D Hastaneye gittik, serumlar, testler, iğneler derken aslında hastalığımın malarya değil tifo olduğunu söylediler. Instagram'a fotoğraflar, videolar koyayım, yerel kültürü tanıtayım diye temiz mi kirli mi güvenilir mi diye düşünmeden yediğim şeyler vücuttaki enfeksiyon oranını %15e çıkarmış, normal sağlıklı bir insanda bu indeksin %0.2 olması gerekiyormuş!! Hayatımda bu kadar korktuğumu, yusufladığımı hatırlamıyorum. Hastanede geçen günlerden sonra kendimi toparlamaya başladım, tam 3 gün 2 dilim portakal dışında hiç birşey yiyemedim. Migreni olan bana bile dayanılmaz acılar veren, hiç bir iğne ile dindiremediğimiz mengeneyle kafamı sıkıyorlarmışçasına ağrılı geçen günlerden sonra şükür sağlığıma kavuştum.. Bu arada tatile gitmek için biriktirdiğimiz paralarda hastaneye gitti. Ben böyle saçma bir hastane düzeni görmedim.. Acile gidiyorsun her 3 saatte bir yatış için para ödemen gerekiyor, ayrıca her ilaç, her serum, her tahlil için ekstra ekstra yani acilde 3 saat geçirmek 1000tl'ye mal oluyor eğer odada kalamk istiyorsan nakit 3000tl deposit ödemek zorundasın sonra o paradan her harcadığını kesecekler..Boş odanın da günlüğü 750tl... Sanki Hilton'da kalıyoruz...Artık boyumun ölçüsünü aldım sokak lezzetlerinden uzak duruyorum.