SAĞLIK VE GÜZELLIK

Kirve Oldum

Author

Ramazan'ın ortalarındayız, yine bir iftar sonrası. Annem dedi ki, karşı komşunun oğlu sünnet olacak oraya geçin. Babam geçti, dediler sen de gel. Ya Hu, ne işim var felan filan derken ben de kendimi karşıya giderken buldum. Neyse tabii kadın da bize geçecek ki erkek erkeğe işi halledelim. Kapıda başladı ağlamaya. Ben 27 yıldır buradayım 1 haftadır herkesi arıyorum, kimse gelmedi. Böyle mi olacaktık felan fistan. Buraları tasvir edersiniz, kadın tripleri.

Kapıdan girdim, oturma odasının kapısı kapalı. Ortanca oğlan da mutfakta, çay felan hazırlıyor. Ben temkinliyim. Kafayı uzattım, oturma odasının kapısını dinliyorum. Ortanca oğlan da bana bakıp gülüyor, abi sohbet ediyorlar daha birşey yapmıyorlar. Neyse kapıyı hafif tıklatıp girdim. Nereden geldi bu resmiyet bilmiyorum ancak istemsiz. Girdiğim gibi sünnet olacak çocuk bir baktı bana. "Bu gitsin, istemem" diyor, la dur yeni geldik. Gayet tabii rahatlatmak için de şımartmışlar biraz. Yok oğlum, abin o sesin. Ayıp, ayıp ile geçiştirdiler. Sünnetçi de fırsata mı çevirecek nedir, dedi o senin kirven olacak. Çocukla arayı düzeltme fırsatı geçti elime. Ancak bazı sorumluluklar da getiriyor, bu iş.

Bir de merhem sürmüşler uyuştursun diye, iğnesi felan geçmiş bunlar. Dediler oğlanı çıkarın odadan. Alet, edevat hazırlanacak ya, görüp de ürkmesin yavrucağız. Ee evin babası bebeyle beraber çıktı. Dedi ben dayanamam. Sünnetçi ve 3 kişi kaldık. Ben, babam ve evin büyük oğlu. Sünnetçi bir çıkardı malzemeleri. Lan o ne, ameliyata mı girecen, olum! Son hazırlıkları tamamladı, tepsiye koydu her şeyi ve üstünü peçeteyle kapadı. Bebe görür Ya korkar diye. Tekrar çağırdılar odaya. Fotoğraf çekelim ayağına 5 dakika daha yiyeceğiz. Çocuk poz veriyor bir baktım bizim sünnetçi, tepsinin üstünü açtı, iğne-şırınga mevzusu gibi hazırlık yapıyor. Kaç saattir uğraşıyoruz görmesin diye, bu ne lan? Fotoğraflara baktım, bebenin gözler hep sağ alt köşede. Ne var orada, alet ve edevat. Gel, durdur şimdi bunu. Kaçmak istiyor ancak şansı %1 bile değil. Adam dedi yatırın. Ula nedir bu, danaya mı girdik habersiz? Babam kollarına bastırdı, abisi ayaklarına. Bana da büyük görev düştü: Çocuk uğraş alanını görmesin diye havluyla engelleme yapacağım. İyi, hoş daha önce yapmadığım bi'şey değil. Nerede yaptın lan dediğinizi duyar gibiyim. Bir ara onu da anlatırım.

Tabii bir yandan da ne kadar hareketsiz bırakırsak ve sakinleştirirsek o kadar rahat geçecek iş, biliyoruz. Çocuğun eline sıkıştırdılar elli lirayı. Yüzü güldü, beklemiyordu herhal. Neyse adam açtı bölgeyi. Şöyle bir ovalıyor, ağrı sızı açısından. Bebe bastı çığlığı. La ne oluyor, daaa! Anne anne diye inletiyor binayı. Dediler lokumu getirin, deptim ağzına. Çocuk garip bir hal aldı. Lokumu verirken havluyu bırakınca bir daha gördü aletleri. Gözünde yaş, dilinde isyan. Tüm çabasını veriyor ama nafile. Ayak tarafında abisi var tabii, iş başladığı andan itibaren sünnetçiye abi yavaş, ağrımasın, Off felan diyor. Adam diyor sakin, iş bende. Bu ilk değil son da olmayacak, inş. Bizim bebe de anne diye bağırmaya devam ediyor. Bir şekilde rakiplerinden sıyrılan anne de odaya girmeyi başarıyor. Ağlamaklı ikisi de "efendim evladım, ne yapayım?" Ağzında lokum çiğniyor, gözünde yaş ve inanılmaz cümleler çıkıyor çocuktan: tekme at, tekme at...

Sünnetçi işiyle meşgul ancak biz de tedirginlik başladı. Kadın terliği çıkardı, hafif sıyırdı eteğini. Aha dedim izle şimdi filmi. Ağır çekim izliyoruz hepimiz. Adam işine devam ediyor. Bu arada tekme hazırlığı devam ediyor. Çocuğu bırakıp kadını engelleme düşüncemiz mevcut. Bebenin abisi de anasına destek olacak ya, bir bakış atıyor. Sen başla ben kafasına sıkarım hesabı. Adam size iyilik ediyor be, ne bu düşmanlık!!! Adam terini silerek hepimizi rahatlattı, bitti dedi. Ohhh be dedim. Ağır çekim normale döner gibi oldu. Kadın hızlıca terliği giydi, dışarı çıktı. Pansuman evresine geçtik biz de.

Dediler havluyu aç, görsün ki bağırmasın. Ben de gaddar değilim. Gördüm kesimi, biçimi felan çocuk da önümde göz yaşları dökünce içim acıdı biraz. Baş ucunda göz yaşlarını siliyorum çocuğun, yanağı full bende. Çocuk da deptiğim ikinci lokumu çiğnemekle meşgul. Bana da bakıyor ters ters ancak iş bitti diye de rahat. Bıraktık kalktı kendi kendine. Annesi ile kucaklaşmalar, baba da geldi yanına. Zaten yatağı da hazır. Uzandı hemen.

İş bitti, artık sohbet muhabbet vakti. Sünnetçi bir başladı, onunkini de ben kestim, şununkini de ben kestim. Birinin tanıdığı çıktı galiba, abi nasıldı onunki, dedi. Sünnetçi gayet sakin ve tecrübeli bu soruya karşı. Güzeldi valla, tertemizdi. Fazla ağlamadı. Kısa sürdü yani. Biri diyor ki yok, yok malı nasıldı, büyük müydü? Gözleri üzerinde topladı biri. Ben şaşkınım, ne konuşuluyor lan burada. Sünnetçi toparlama çabasında durumu, daha bebeydi dedi. Soruyu soran farkına vardı kırdığı potun ve sustu. Ben bu arada çocuğu kontrol ediyorum, ağlamaktan ve bağırmaktan o kadar yoruldu ki uyudu çocuk. Ben de bu acayip muhabbete daha çok ortak olmamak için sünnetçiyi yolcu edip eve geçtim. Salondan çıkarken "kirvelik kolay iş değildir ha" sözlerini duyuyorum. Tribün alkış tutuyor, "al, al, al" Haydaaa. Ne yapalım, ne edelim.

Dedim bu geceyi bir atlatalım da sabaha Allah Kerim. Zaten geç olmuştu, sahuru yapıp uyuduk. Sabah hem bir uğramak hem de hediye için çaldım kapıyı. Sünnetçi yine gelmiş, pansuman için. Çocuk haliyle gergin. Bağırıyor felan, yine. Yüzyılın icadı, sünnet kilodu da gelmiş çocuğa. Acayip işlere devam. Pansuman bitti benim altın cepte. Yine ayağa kaldırdılar, yürü felan dediler. Baktım yanıma geliyor. "Kiyveeeee" dedi, sarıldı. Büyük mutluluk vallahi, içimin yağları eridi. Taktım çeyreği, çıktım gittim.

Çocukları mutlu edin; kolay ve değerli...