Biri beni arasın.

Afadersen...
Author Afadersen...
Collection İZ BIRAKIR.

Kalemi masaya bıraktı. Bunalmıştı. Çoraplarını çıkardı odanın bir köşesine attı. Geriye doğru uzunca bir gerildi. Gerilirken sırtından çıkan kıkırdak seslerini duydu. Göz ucu ile saate baktı. 3 saat olmuştu. Cama yağmur damlaları vurmaya başladı. Çıkan ses içinde küçük bir heyacana sebep oldu. Dışarı baktı. Cama düşen yağmur damlaları arasından sokağa baktı. Karanlık bulutlar gelip şehrin üstüne çökmüştü. Koca şehir tek renkti. Gri bütün renkleri yutmuştu. Her şey camda kırılıyordu. Sigarayı bırakalı 2 sene oluyordu. Şuan bir dal alıp yakmak istedi. İki derin nefes çekmek istedi. Masasına döndü. Birbirine karışmış notlar, renk renk kalemler, kısa özet kitaplar, denemeler... Öğrencilerinin sesini duydu o esnada. Hepsinin gözleri parlıyordu. Kendini bir kahraman gibi hissetti. Öğretmenler odasında içtiği çayı düşündü. Ders zili çalınca ince belli bardağındaki çayı fondiplemeyi düşündü. Sonra onu gördü. Dosyasını göğsüne bastırmış beyaz önlüklü güzel kadını gördü. Heyecanlandı. Baktı. İyi dersler hocam dedi. Gülümsedi. Kızardı. Elma yanakları siyah inci gözleri. Kar çiçeği zarifliğindeki gülümsemesi. Hepsini çalıştığı masada gördü. İçerinden ses geldi. Hayallerden sıyrıldı. Yağmur hızlandı. Sınava az kalmıştı. İkinci defa girişi olacaktı bu. Belki de son. Ya öğretmen olacak ya da vasıfsız farklı bir meslek. Sürekli değişen hükümet politikaları hayallerinin gerçekleşmesine de engel olmuştu. Artık öğretmen olmak zordu. Bunalmıştı. Stresli ve gergindi. Böyle zamanlarda kimseyle konuşmuyordu. Kimsenin kendi sebepleri yüzünden kalbinin kırılmasını istemiyordu. Buna kendini alıştırdı. Yalnızlığa... Bunun dışına çıkmamak için de özel gayret sarf ediyordu. Sağ işaret parmağı ile başparmağı arasında yanma hissetti. Kalktı camı açtı. Yüzüne tatlı bir tebessüm yayıldı. Serin rüzgar boynundan, koynundan sokulup bütün vücudunu gezinip onu ürpertiyordu. Ders çalışmak istemiyordu. Odada dolandı. Dolabını açtı. Küçük mavi şampuan kutusunu gördü. Seyahatlere giderken buna şampuan koyarsın demişti. 1 senedir bir yere gittiği yoktu. Zaten terk edildikten sonra da gidilecek yeri kalmamıştı. Ona dair her şeyi atmıştı. Sadece bu küçük mavi şampuan kutusunu atmamıştı. Pencereden baktı. Yağmura... Ağır bulutlara... Sisler içinde bir ışık görmek istedi. Telefonu çalsın istedi. Bir mesaj gelsin istedi. Bir haber gelsin istedi. Güzel bir haber olsun istedi. Düşündü. Dikkat etti. Çocuk seslerini duydu. Yağmur dinmişti. Zil çaldı. İki sokak aşağıda bir okul vardı. ''sevgili öğretmenler ders saati iyi dersler'' sesini duydu. Pencereyi kapattı. Masasına geçti. Üniversiteye hazırlanırken babasının aldığı pahalı sandalyeye oturdu. 5 yıl sonra aynı yerdeydi. Kalemi aldı. Sınava az kalmıştı.

Be the first to like it!

Comments

People also liked

Related stories
1.How To Learn A Language At Lightning Speed
2.Huawei Unfazed By US Action
3.Bernie Sanders To Run For President In 2020
4.Top Fashion Designer Karl Lagerfeld Dead At 85
5.Saudi Arabia Signs Deals Worth $20 Billion With Pakistan
6.5 Killed In Illinois Gun Attack At Factory
7.Fashion Models Wrestle With Debt
8.Hotel Crews Being Trained To Spot Human Trafficking
9.Failed Coup: Turkey Orders Detention Of Over 1,100 
10.Richard Gere, 69, Becomes Dad Again With Wife, 35
500x500
500x500