hayatımı yazsam roman olurdu

Seneler seneler önce yazılmış bir kitap hakkında bugün neden yazı yazmak ister ki insan? Korkmayın o kadar naftalin kokulu değil okuyacağınız yazı. Bir okur olarak benimde temel sorunlarımdan birisi kitap seçimi. Hem kitaplara ayırdığımız bütçeye sadık kalıp, hem gönlümüzden geçen tüm kitapları alma şansımız olmadığı gibi yeryüzündeki zamanımızda kısıtlı. Doğal olarak doğru kitabı seçmek önemli mesele. Yanlış kitap seçince, seçilmemiş olan o güzel kitapların ahı kalıyor bence üzerimizde.

Durum böyle olunca kitapları yazan ve yayınlayanlara, o kitapları okura seçtiricilerde sektördeki yerlerini aldılar. Hakkını verelim bazıları gerçekten çok başarılı bu konuda. Ferrari’sini Satan Bilge milyonlarca nasıl satar değilse. Milyonlarca dediysem en çok satan kitapların bile satış sayıları 200 milyon civarında ya da biraz üzerinde birkaç istisna haricinde.

1968 Norveç doğumlu. İlk iki kitabı tutmamış, 2009 yılında piyasaya çıkan ve sonuncusu orijinal dilinde 2011 yılında yayınlanan altı cilt dört bin sayfadan oluşan Kavgam serisi ile dünya çapında bir fenomene dönüşmüş yazar Karl Ove Knausgaard. Ülkemizde Monokl Edebiyat tarafından 2015 yılında serinin ilk kitabı Kavgam Türkçe olarak raflardaki yerini almıştı. 2016 Haziranında serinin ikinci kitabı Aşık Bir Adam, aynı yılın Kasım ayında serinin üçüncü kitabı Çocukluk Adası Türkçe olarak hayatımıza girdi bizimde. Avrupa ve Amerika’da da İngilizce yanılmıyorsam serinin beşinci kitabı yayınlandı. Kendi hayat hikâyesini tüm çıplaklığı ile anlattığı bir otobiyografi!

Bu sefer kitabı anlatmayacağım, kitap üzerinden kafama takılan şeylerden bahsedeceğim daha çok. Ben bir kitap okumaya başlamadan önce ve kitabı bitirdikten sonra o kitap hakkında, kitaptan çok daha fazla yazı okuyan o garip insanlardanım. (evet, onlar gerçek) Popüler olan kitaplarla genellikle aram pekiyi değildir. Bu yüzden kitapçıların yeni çıkanlar rafları hiç ilgimi çekmez. Bir süre demlensin tadını alsın isterim kitaplar. (genellikle herkesten sonra okuyorum kitapları benim söyleyeceğim her şey söylenmiş oluyor haliyle) Karl Ove Knausgaard’da uzaktan takip ettiğim, neler olacak bakalım diye beklemeye aldığım yazarlardan birisi idi. Ben kitabı okumadan önce ailesinin yazara dava açtığı, karısının terk ettiği vs. onlarca bilgi ortalıkta fink atıyordu tabi ki. Sonunda kitabı okumaya karar verdim. Bitirince de okumaya başlamadan önce okuduğum ne kadar röportaj, değerlendirme, eleştiri, haber varsa yeniden okudum.

Önce kitabın bizdeki yayıncısı Monokl Edebiyat ile başlamak istiyorum. İlginç bir biçimde kitap için bir site yapmışlar. Yazar kuzeylilerin karakteristik keskin hatlarına ve harika gözlerine sahip yakışıklı, fotojenik bir abimiz olduğu için mi bu özel muamele bilemedim. Hayır, zaten tüm dünyada çok satan bir kitap için bu desteğe neden gerek duyuldu anlayamadım gerçekten. Peki, bu kadar özen gösterdiğiniz, serinin devamını da piyasaya sürdüğünüz halde neden siteyi güncellemediniz? Peki, internet sayfanızda Yayıma Hazırlananlar listenizde Kavgam Cilt 2 ve Kavgam Cilt 4 bulunmasına ne demeli? (cilt 3’ü basmışlar fakat haberleri yok sanırım) Hani bir gazla kitaba girdiniz satışlarda istediğinizi alamadınız mı? İddialı bir yayınevi için fazlaca özensizlik değil mi? (internet sayfanızı kim hazırlıyor ve bu işleri kim takip ediyorsa artık)

Birde kitabın ismi konusu var kafama takılan. Norveçce bilmediğim için merakımı gideremedim aslında. Kitabın ismi Kavgam ve bundan dolayı çokça Adolf Hitler’in meşhur kitabı Kavgam ile birlikte anılıyor ismi. Yazarın daha eski tarihli röportajlarında bu konuya hiç değinilmezken, daha sonraki röportajlarda bu konunun gündeme geldiği ve çokta tutarlı olmayan açıklamalar yapıldığını görüyoruz. Hatta serinin altıncı kitabında uzunca bir Hitler bölümü olduğunu da yine son röportajlardan öğreniyoruz. Kitapla ilgili ülkemizde yapılan tek röportajda Gülenay Börekçi “Kitabın birçokları tarafından irkiltici hatta tehlikeli bulunması ise Nazi lideri Adolf Hitler’in otobiyografisiyle aynı adı taşımasından.” demiş. İlginç bir yaklaşım. Röportajda ilginç zaten. Genel olarak yazarın röportajlarında belli kalıp cevapları verdiğini görebilirsiniz. Zaten o kalıp cevapların dışına çıktığında da dengesiz, bir miktar tutarsız açıklamalar hemen göze çarpıyor. Kitap için hazırlanan sitede alıntılar yapılan röportajlara göz atsanız bile ne demek istediğimi anlayacaksınız. Gülenay Börekçi’nin ilk kitap için yaptığı röportajda serinin tamamını okuduğunu düşünmemizi sağlayan bir yaklaşımı olsa da, ikinci kitabın çıkmasını takiben yazdığı bir yazıda “Şimdi “Âşık Bir Adam”ı okurken, Karl Ove Knausgaard’ı o yazarlarla aynı kumaştan yapan şeyi de bulmaya çalışacağım.” demesi, sorulan sorular falan bir araya gelince gerçekten Karl Ove Knausgaard ile mi yapıldı röportaj diye sormadan edemedim kendime.

Kavgam hak ettiğinden fazlasını alan kitaplardan birisi. Başta bahsettiğim kitapları okura seçtiriciler devreye girdiğinden buyana zaman zaman böyle durumlarla karşılaşıyoruz. Pazarlama dehası edebiyatı da şekillendiriyor bir şekilde. Norveçli sıradan bir yazarın hayat hikâyesi bu deha olmadan böyle bir fenomene nasıl dönüşürdü yoksa. Her şeyi olduğu gibi yazması denildiğini duyar gibiyim. Buna cevabı yazarın kendisi versin.

“’Kavgam’ bir roman, bir mantık çerçevesinde ilerliyor, hayıtımdaysa mantıktan eser yok.”

“Bilhassa başkalarına zararı olacağını düşündüğüm şeyleri yazmadım.”

“Babamın ölümü acı bir tartışmanın konusu oldu ve bana hafızamı sorgulattı. Bazı aile üyeleri, babamın içki şişeleri içinde ölmediğini iddia etti ve huzur içinde kalp krizinden gittiğini savundular. Bu noktada her şeyden şüphe etmeye başladım. Abartmış mıydım? Kendi çıkarım için gerçeği değiştirmiş miydim? Çünkü bunu daha önce yapardım, kendimi daha ilginç göstermek için babam hakkında konuşurdum. Ve hikâyedeki şaşırtıcı detayların iyi edebiyat olduğunu biliyordum. Bu iyi bir hikâyeydi.”

Sonuç olarak yazar her ne kadar bir röportajında “Şu an üzerinde Kavgam’ın dışında çalıştığınız başka projeler var mı? Çünkü okurken, bu kitabı yazmanın edebi bir intihar olduğu çıkarımında bulundum.” sorusuna “Evet, edebi bir intihardı. Geriye hiçbir şey kalmadı. Kendimi tekrar etmeden yürekten gelen hiçbir şey yazamam artık. Bu yüzden son cildin son cümlesi ‘Artık bir yazar olmadığım için çok mutluyum.” demiş olsa da bir arkadaşı ile birlikte futbol hakkında bir kitap daha yazdı bile 

Konuyu biz okurlar için bir kâbusa çeviren seri üretim kitaplarda bir başka yazının konusu olsun artık.

Be the first to like it!

Comments

People also liked

Related stories
1.AI Can Help Predict War And Famine
2.Jussie Smollett Arrested On Charge Of False Report
3.Need To Call In Sick, But Don’t Know What To Say?
4.IS Bride Shamima Begum Says It Was Wrong For UK To Bar Her
5.Billionaire Anil Ambani Faces Jail Over Payment To Ericsson
6.Taiwan President Sounds Alarm About Chinese Aggression
7.Huawei Unfazed By US Action
8.Top Fashion Designer Karl Lagerfeld Dead At 85
9.Buying Into No-Buy
10.Black Leopard Sighted After More Than A Century
500x500
500x500