IŞ & EKONOMI

KIRSALDAN UMUT GÖÇTÜ!

Author

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nün bu yılki Dünya Gıda Günü’nün ana temasını Kırsaldan Kente Göç ve Yoksulluk olarak belirlediğine dikkat çeken Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Semih Karademir, “Bugün gıdada yaşamış olduğumuz kaotik durumun ana sebebi kırsaldan kente yaşanan zorunlu göçtür” dedi.

Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şehmus Alparslan, Kimya Mühendisleri Odası Güney Bölge Şube Yönetim Kurulu Üyesi İsa Ünlükurt, Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Semih Karademir ve Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse; Çukurova Gaazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenledi. CHP Adana İl Başkanı Ayhan Barut’un da destek verdiği Dünya Gıda Günü ortak basın açıklamasını okuyan ZMO Adana Şube Başkanı Semih Karademir, yaşamın sürdürülmesi için mutlak gerekli olan gıda üretiminin, bugünün dünyasında, yalnızca belirli ellerde toplanmaya çalışıldığını ve tüm dünyaya bu yaklaşımın egemen kılınmak istendiğini söyledi.

KIRSALDAN UMUT GÖÇTÜ!

"ÇİFTÇİ, KÖYDEN KENTE GÖÇ ETMEYE ZORLANARAK TOPRAKTAN KOPARILMIŞTIR"

Semih Karademir; "Tarımsal üretimin tüm aşamalarında tekelleşmeye gidilerek, tohum üretiminden zirai mücadeleye, gıda üretim aşamasından üretilen gıdaların tüketim alışkanlıklarına kadarki tüm aşamalarının kontrol edildiğini" ifade ederek: “Bütün bu politikaları uygularken dünyanın bir çok yerinde kurgulanan savaş ve kaos ortamları en büyük belirleyici unsur olmuştur. 2000’li yıllar sonrasında ise savaşların yanı sıra, o ülkelerin hükümetleri eliyle uygulamaya konulan tarım ve gıda politikalarıyla egemenliklerini sürdürmeye çalışmışlardır. Uygulanan politikalarla, üretim faaliyetinde bulunan çiftçi, köyden kente göç etmeye zorlanmış ve topraklarından koparılmıştır” dedi.

KIRSALDAN UMUT GÖÇTÜ!

ÜLKEMİZ AÇISINDAN DURUM ÇOK DAHA VAHİM

"Dünyada açlığı ve yoksulluğu ortadan kaldırmak için uygulandığı ifade edilen bu politikaların, tam tersine dünyanın her yerinde açlığın ve yoksulluğun artmasına sebep olduğunu" belirten Karademir: “Ülkemiz açısından ise durum çok daha vahim olmuştur. Uygulanan tarım politikaları sonucu kırsal nüfus her geçen gün azalmaktadır. Özellikle tarımsal üretimde ağırlaşan yaşam koşulları, verim düşüklüğü, pazar bulunamaması, üretimin ulusal planlamayla gerçekleştirilmemesi, tarımsal ve hayvansal üretimde girdi maliyetlerinin düşürülememesi, kolektif ekipman ve profesyonel üretim modeline geçilmemesi, ekilen toprakların çok parçalı olması, makineli tarımın artması, tarımda insan gücüne olan ihtiyacın azalması, köylerdeki alt yapı ve sosyal hizmetlerin kentlere göre daha az olması ve tarım dışı alanlarda yeterli istihdam imkânlarının bulunmaması nedeniyle, köylerden kentlere doğru hızlı ve yoğun bir göç gerçekleşmiştir.”

KIRSALDAN UMUT GÖÇTÜ!

"KALKINMANIN YOLU KIRSALDAN GEÇİYOR"

Ülkemizde tarımın toplam istihdam içindeki payının 2002 yılında %34,9 iken; bu payın 2011 yılında %25,5’e, 2016 yılında %19,9’a gerilediğini dile getiren Karademir; “Ülkemizde tarım sektörüne devletin yatırımları da yıllar içinde azalmıştır. Tarımın toplam yatırımlar içindeki payı, planlı dönemin başında (1960) %13 düzeylerindeyken, 2010 yılında bu oran %3,99’a kadar düşmüş, 2016 yılında ise %3,41 olmuştur. Bütün bunların sonucu olarak, kırdan kente göç ile beraber, kırsal bölgelerin insan gücü, tarım sektörünün sürdürülebilir yapısını bozacak derecede kentlere kaymaktadır. Oysa gelişmekte olan ülkeler için kalkınmanın yolu kırsaldan geçiyor. Ekonomik büyümenin anahtarı uzun yıllar yoksulluğun sebebi olarak görülen kırsal bölgelerde küçük aile çiftçiliğinin desteklenmesi gereklidir” dedi.

"TAM BAĞIMSIZ TARIM POLİTİKALARI"

"Meslek odaları olarak ülkemizde ve tüm dünyada uygulanan bu neoliberal politikaların insanları mutlu etmediğini ve bir avuç topluluğun gıda üzerinden hegemonya oluşturup, tüm dünyayı sömürdüğünü, dün söyledik bugün de söylüyoruz" diyen Karademir, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizler biliyoruz ki, vahşi kapitalizmin tüm dünyanın varlıklarını tek elde toplayarak canlıların yaşam alanlarını yok etmesinin önüne geçmek gerekmektedir. Hükümetler eliyle uyguladıkları politikalar, artık tüm zorbalığıyla insanları yerlerinden ve yurtlarından etmektedir. Bütün bu yanlışlıklara karşı durmak ise bilinçli bir örgütlülük ve tam bağımsız tarım politikalarıyla sürdürülebilir tarımsal üretimden geçmektedir.”