KADIN

ŞİDDET GÖREN MİHRİBAN OLCASOZ: “EVLİLİK YILLARIM, KAYIP YILLAR…”

Author

Mihriban Olcasoz, 16’sında evlenmiş. 10 yıllık evliliği kâbus gibi geçmiş. İki çocuk annesi. Eş ve kayınvalide şiddetiyle uzun süre mücadele etmiş. Liseyi dışarıdan bitirmiş. Annelere seslenerek; “Erkek ve kız çocuklarını büyütürken ayrımcılık yapmayın. Erkek çocuğa kardeşini, ablanı koru gibi telkinlerde bulunmayın” diyen Olcasoz, 10 yıllık kabus dolu yıllarının özetini Storia.Me ile paylaştı.

ŞİDDET GÖREN MİHRİBAN OLCASOZ: “EVLİLİK YILLARIM, KAYIP YILLAR…”

Mihriban Hanım, nerelisiniz?

-Mardin Kızıltepe

Kaç kardeşsiniz?

-18 kardeşiz. Babam iki kez evlendi. İlk annem beş çocuk doğurdu, öldü. Babamın ikinci evliliğinden de 13 çocuk dünyaya geldi.

Küçükken tacize uğradığınızı söylediniz; anlatmak ister misiniz, kim tarafından?

-Üvey dayımdan ilk tacizi 4 yaşında iken yaşadım. İkincinde ise 11 yaşındaydım. Bizim oralarda yazlar çok sıcak geçer. Yatak yorganı dışarı atar yatarız. İki taciz de akrabalarım tarafından oldu. İlkinde 4 yaşındaydım. Elle sarkıntılık edince, ağlamamı duyan annem yakınımızı kovaladı. Yine bir yaz günü idi, dışarıda yatarken başka bir yakınımız elle taciz etti. Ağlayıp bağırdım. Ailem uyanınca, kaçtı. Daha sonra bizimkiler beni taciz eden yakınımıza; “Çekip gitsin buradan, çok kötü şeyler olur” dediler. Lübnan’a gitti. O günden sonra yüzünü görmedim.

ŞİDDET GÖREN MİHRİBAN OLCASOZ: “EVLİLİK YILLARIM, KAYIP YILLAR…”

Kaç yaşında evlendiniz, nasıl tanıştınız?

-1996 yılının Haziran ayında evlendim. Ne tanışması! Kız sanat okuluna gidiyordum. Bir gün eve geldim, ev kalabalık. Neler olup bittiğini anlamadım, anlamaya çalıştım. Odaya geçtim. Annem beni çağırdı ve “Biz seni verdik” dedi. Nasıl yani, dedim. Evleneceksin, dediler, “Kısa zaman içinde evden gidiyorsun.” Bende şok etkisi yarattı. Olur mu, ben istemiyorum, dedim. Annem ısrarla “Evleneceksin” dedi. İstemiyorum dedim, bağırdım çağırdım, nasıl yaparsınız, diye çığlık attım. Annem tokatladı beni. Bir de o aileden nefret ediyordum. Bize geldiklerinde tiksinerek bakardım onlara. Onlardan uzak durmaya çalışırdım. Dengesiz, kaba insanlardı.

Sonra?

-Anneme ağlayarak yalvardım. Annem, “Sen ne dersen de, burada senin dediğin önemli değil, isteyip istemediğin de önemli değil. Biz söz verdik, sözden geri dönülmez. Zaten evde kaldın, bu iyi bir kısmet” dedi. Ben de “Çok istiyorsan sen git evlen!” dedim. Tabii, tokat yedim.

İtiraz eden, sizi destekleyen hiç kimse yok muydu?

-Abim devreye girdi. “Bu kızı istemediği yere verirseniz bu evden kaçarım” dedi. Ev karıştı. Abilerim bu şekilde evlenmeme karşı çıktı. Annem “Söz vermişiz, vereceğiz” dedi. Kavga gürültü; tartışma büyüdü, iş kontrolden çıkma noktasına geldi. Kötü olaylar olmasından korktum. Anneme ve abilerime “Tamam, kabul ediyorum” dedim. İyi kısmettir, dedim. Kendimi feda ettim. Küçük aklımla kimseye bir şey olsun istemedim. Abim bana dönerek “Gerçekten istiyor musun?” dedi. Evet, istiyorum, dedim. Abim itirazlarını sürdürdü: “Bak, 10 nüfuslu bir aileye İstanbul’a gideceksin, iyi düşün” dedi. Evet abi, iyi düşündüm, iyi kısmettir, dedim. Annem söylenip duruyordu.

Gittiğiniz aile kalabalık mıydı?

-Çok kalabalıktı. Üç sene 13 insan bir arada yaşadık. İnanılmaz, akıl almaz şeyler yaşadım orada.

Neler yaşadınız?

-Beş düşük yaptım. İkisi kürtajla alındı. Bebek beni zehirliyordu, aldırmasaydım bebek beni zehirleyecekti. Bunlar sürekli çocuk istiyorlardı. Hamile kaldım, oğlum 4,5 yaşındayken kızım dünyaya geldi. Üç sene gün yüzü görmedim. Evden dışarı sadece hastaneye gitmek için çıkardım. “Kanamam var, beni doktora götürün” dediğimde, “Hayır, regl olmuşsun” derlerdi. Hastaneye gidebilmek için kavga etmek zorunda kalıyordum.

Kayınvalidenizden şiddet gördünüz mü?

-Kayınvalidemi affetmem. Sekiz aylık hamileyken şiddet gördüm. Kayınvalidem bırakınca kocam başlardı dövmeye.

Eşiniz neden döverdi?

-Ayrı eve çıkalım, derdim. Cevabı dayak olarak alırdım.

Kayınvalidenizden şiddet gördüğünüzde eşiniz müdahale etmez miydi?

-Etmezdi. Eşim pısırık birisiydi. Annesine cevap vermezdi. Kabullenirdi her şeyi.

Kaç yıl kayınvalidenizle birlikte kaldınız?

-Üç yıl. Üç yıl sonra ayrı eve taşındık. Taşınırken kolumda altı bilezik vardı. Kayınvalidem bilezikleri istedi. Vermek istemedim. “Vereceksin, vermeden kapıdan dışarı adım atamazsın” diye tehdit etti. Baktım olacak gibi değil, beş tanesini verdim; anne bir tanesi bende kalsın, dedim. “Hayır, hepsini istiyorum” dedi ve aldı.

Ayrı eve taşındıktan sonra şiddet devam etti mi?

-Ayrı eve taşındıktan sonra, artık şiddet sona erer diye düşünüyordum. Yanılmışım. En küçük bir tartışmada eşim tekme tokat dövüyordu. Bir konuda konuşurken sesini yükseltiyordu. Birçok konuda görüş ayrılığımız ortaya çıktı. Seninle aynı düşünmek zorunda değilim, dediğimde şiddetle karşılaşırdım.

Giyiminize kuşamınıza karışır mıydı?

-Karışırdı. Komşuya giderim karışır, “Onu giyme bunu giy” der. Sonra beni kapattı. Allahtan çarşafa karşıydı. Beni niye kapatıyorsun, dediğimde; “Sen yoldan çıkmışsın, Allah öyle emrediyor” diyordu. Kapanmak bana saçma geliyordu. Çalışayım, eve katıda bulunurum diyordum; “Hayır, kadın çalışmaz” diyordu. Her şey bana zor geliyordu. Ne yaptımsa memnun edemedim eşimi. Ben biraz asi ruhluyum. İtaat etmeyi sevmem. Senin her istediğini yapmak zorunda değilim, dediğimde malum davranışı ile karşılaşırdım. Normal bir insanın istekleri onlara göre asilikti. “İtaat etmezsen dayak yersin” diyordu.

Uzlaşmayı, bir “orta yol” bulmayı düşünmediniz mi?

-Sena Maraşlı’nın Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz, Kulak Aşık Olurmuş Gözden Evvel kitaplarını birlikte okuyalım dedim. Kitap, evlilikte ortaya çıkan sorunların nasıl aşılacağı yönünde önerileri dile getiriyordu. Sena Maraşlı, bir psikolog. Evli çiftlere ve evlenme hazırlığı yapanlara öneririm. Eşime, birlikte okuyalım, derdim; kabul görmezdi önerim. Maraşlı, “Kitabı eşinizle birlikte okursanız faydalı olur” diyordu.

Boşanma sürecinden bahseder misiniz?

-2015’in sonlarında boşandım. Konuşma, anlaşma, ortak zemin oluşturma imkânı kalmamıştı. Kendi ayaklarım üzerinde durmaya karar verdim. Boşanıp kendime yeni bir sayfa açtım. Okumaya, kendimi geliştirmeye karar verdim. Öyle de yapıyorum.

Eğitiminizi sürdürebilseydiniz hangi mesleği tercih ederdiniz?

-Avukat olmak isterdim. Benim gibi ezilen, şiddet gören kadınlara hukuki destek vermeyi çok isterdim. Sadece kadınlar mı; hayır. Kadın, erkek, çocuk ayırmıyorum. Kim şiddet görüyorsa onun haklarını savunurdum.

Nafaka alıyor musunuz?

-Hayır, almıyorum. Bir ev vardı, onu 215 bin liraya sattı. Yüzde 75’ini bana vereceğini söyledi. 130 bin lirasını aldım. 23 bin lira daha alacağım var ama vermek istemiyor. Hukuki yollara başvuracağım.

Çocuklar kimde?

-Bir kız, bir erkek çocuğum var. Çocuklar bende. Anlaşmamızda çocukların eğitim masraflarını karşılayacaktı. 300 lira destek verdi bir süre, daha sonra desteği kesti. Kendisi Kadıköy Belediyesi’nde çalışıyor. Beş bin lira maaş alıyor. Yaptığımız protokole uymuyor. Erkek çocuğumu yurt dışında okutmak istiyorum. Kız çocuğu küçük, onun da geleceğini garanti altına almak istiyorum.

Nasıl geçiniyorsunuz?

-Havaalanında bir süre çalıştım. Ek işler yapıyorum. Kirada oturuyorum. Çocukların giderleri fazla. Ama katlanmak zorundayım. Aldığım para parça parça olduğu için faydasını göremedim.

Kitap okuyor musunuz?

-Dünya klasiklerini okuyorum. Elime ne geçerse okuyorum. Okuma yarışı içindeyim. Kaybettiğim zamanı, günlerimi geri getirmek için kitaplara sarıldım. Kitaplardan güç alıyorum. Kitaplar beni ayakta tutuyor. Günde en az üç saat okuyorum.

Kadın Derneklerine gidiyor musunuz?

-Kadın derneklerine fazla gidemiyorum. Kadın Meclisi’ne zaman zaman gidiyorum.

Kadınlar son yıllarda şiddet, taciz, tecavüzle sıkça karşılaşıyorlar. Nedeni ne olabilir sizce?

-Okuduklarımdan anladığım kadarıyla din anlayışından kaynaklanan sorunlar var. Din böyle mi emrediyor? Bir de anneler kız ve erkek çocuklarını yetiştirirken; erkek çocuğa “Ablanı, kız kardeşini koru” diyor. Erkek çocuk büyüdüğünde de kardeşini koruma görevi olduğunu düşünüyor. Bu şekilde büyüyen erkek çocuğu, kız kardeşi üzerinde tahakküm kuruyor. Erkek çocuğu, kız kardeşine “Davranışlarına dikkat et, öyle giyinme” gibi uyarılarda bulunuyor. Bu uygulama evlilikte de devam ediyor. Anne, kız ve erkek çocuğunu büyütürken eşit ve adil davranmalı. “Abinin uyarılarını dikkate al kızım” diyorlar, kadını erkeği ayrıştırıyorlar, bu yanlış.

Evlenmeyi düşünen gençlere önerileriniz var mı?

-Var tabii. Kızlar okumalı. Ekonomik özgürlüğünü kazanmalı bir genç kadın. Erkeğe bağımlı olmamalı. Erkeğe bağımlı olan kadın “Boşanırsam halim ne olur” deyip koca dayağına, şiddetine katlanıyor. Kâğıda atılan imzanın önemi yok. Önemli olan kalpteki, beyindeki imzadır.

ŞİDDET GÖREN MİHRİBAN OLCASOZ: “EVLİLİK YILLARIM, KAYIP YILLAR…”

Boşandıktan sonra pişmanlık duydunuz mu?

-Hayır. On sene önce boşansaydım keşke. Kayıp yıllarım var.

Kitap yazmaktan söz ettiniz?

-Kayıp yıllarımı parça parça yazıyorum. Tamamladıktan sonra yayınevlerine vereceğim. Basarlar mı, bilmiyorum.

Mihriban Hanım, yolunuz açık olsun.

-Sağ olun, sizin de.