GÜNDEM

Yeşilçam'ın sönmeyen yıldızı Meral Konrat: Kadına şiddet sinemaya taşınmalı!

Author

Meral Konrat, Kadın cinayetlerinin sinemaya taşınması gerektiğini belirterek, “Senaryo yazarlarına ve yapımcılara sesleniyorum. Kadına şiddeti, tacizi, öldürmeyi konu alan senaryo yazsınlar. Yapımcılar da gözlerini bu yöne çevirip farkındalık yaratan ‘film’ yapsınlar. Kadına şiddetin, tacizin, öldürmenin toplumda derin ve kapanmayan yaralar açtığını toplumun her kesimine anlatsınlar” diyor.

Yeşilçam'ın sönmeyen yıldızı Meral Konrat: Kadına şiddet sinemaya taşınmalı!

1963 yılında Karaman’da dünyaya gelen Meral Konrat, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümü mezunu. Üniversite yıllarında reklam filmlerinde rol aldı. 1988’de, yönetmenliğini Orhan Oğuz’un yaptığı ve Tarık Akan ile oynadığı ilk sinema filmi “Üçüncü Göz” ile beyaz perdeye “büyük” bir adım attı: 1989’da, 2. Ankara Film Şenliği’nde “Umut Veren Yeni Oyuncu” ödülünü kazandı…

Yeşilçam’ın sönmeyen yıldızı Meral Konrat ile projelerini, dünü, bugünü konuştuk.

Meral Hanım, yeni projeleriniz var mı?

-Var. Türkiye’de yemek kültürü üzerine özel bir televizyon kanalında 13 bölümlük bir program hazırlayıp sunacağım. Anadolu’da zengin bir mutfak kültürü var ve birçoğumuz bu kültürün farkında değiliz. Önce Doğu ve Güney Anadolu; sonra Ege, Akdeniz mutfağı, daha sonra Karadeniz’e uzanacağız. Araştırmaya Malatya’dan başlayacağız. Köylere gidip köy yemeklerini araştıracağız; hangi köyde ne yenir, nasıl yapılır, kaç yıllık geleneği var? Malatya’dan sonra Mardin’e geçeceğiz. Cizre’nin çok güzel yemekleri var... Sonra Erzurum, Kars, Tokat… Yaza doğru televizyonda yayınlanır.

Nasıl çıktı bu proje?

-Ben aslında tiyatro oyuncusuyum. Abdullah Şahin Tiyatrosu’nda “Belalı Gelin” oyunuyla seyirci karşısına çıktım. Anadolu’da ayak basmadığım yer yok gibi. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu, tarihi ve kültürel dokusuyla insanı büyülüyor. Yemek programı iç ve dış turizmi canlandırır. Çok güzel köy yemekleri var. Bilmiyoruz, bilinmeyeni gün yüzüne çıkarmak istiyoruz. “Gezelim-görelim” tarzında bir şey. Ama yemek kültürü ile birlikte sosyal dokuya da değineceğiz.

Dizi çalışmanız olduğunu duydum, doğru mu?

-Doğru… Ama açıklayamam. Açıklarsam büyüsü bozulur. Yapımcılar da dizi hakkında açıklama yapmamı istemiyor.

Yeşilçam'ın sönmeyen yıldızı Meral Konrat: Kadına şiddet sinemaya taşınmalı!

Sizin döneminiz ile günümüzdeki Türk sinemasını karşılaştırsanız ne dersiniz?

-Benim sinemaya girişim Tarık Akan ile oldu. Geçmişe göre Türk sineması gelişme gösterdi. Bir dönem Yeşilçam’a seks furyası hâkim oldu; sinemamız için ‘çöküş’ dönemiydi. O dönemde aileler uzaklaştı, sinemaya gitmez oldular. Daha sonra sinema kendini toparladı. Günümüzde çok iyi filmler yapılıyor. Eskiden sinemaya gitmezdim ama şimdi gidiyorum. Seyrettiğim filmlerden keyif alıyorum.

Oyuncular ve oyunculuk açısından değerlendirdiğinizde nasıl bir tablo çıkıyor?

-1970 ve 80 arası oyuncu olmak çok zordu. Oyunculara ulaşmak için insanlar çırpınırdı. Şimdiki kadar oyuncu yoktu. ‘Ünlü olmak’ o kadar kolay değildi. Böyle olunca, bazı isimler hafızalara yerleşti. Yeşilçam kısıtlı sayıda oyuncu ile çalışırdı. Şimdiki oyuncular hafızalara kazınır mı, onu zaman gösterir. Geçmiş dönemde yapımcılar oyuncu bulmakta zorlanırdı. Şimdi öyle mi? Çocuk doğar doğmaz, anne baba çocuğunu alıp “cast” ajansına yazdırıyor. Şimdi herkes oyuncu! Kolunuzu sallasanız oyuncuya çarpıyor. Bu yanlış. Rolünün hakkını veren seviyeli oyuncu çok az. Çevremizde sayısız oyuncu merkezleri açılmış. Yüzlerce dizi çekiliyor, kimse dönüp yüzüne bakmıyor. Diziler neden izlenmiyor; bu sorgulanmalı. Her dizide tanımadığınız insanlar var. Senaryoda oyuncu tutmayınca başka bir oyuncu deneniyor. Sabun köpüğü gibi, kolay harcanıyor. Bu durum; iyi bir senaryonun, güzel bir hikâyenin yok olup gitmesine neden oluyor. Yapımcılar burada ucuz oyuncuyu tercih ediyor.

Meral Hanım, Türkiye’de kadına şiddet, taciz son yıllarda tavan yaptı. Kadının öldürülmediği; taciz, şiddet görmediği gün yok! Senaristler, yapımcılar kadına şiddeti sinemaya taşımıyor. ‘Kadına şiddet’i sinemaya taşıyan filmler yapılırsa rol almak ister misiniz?

(Oturduğu koltuktan kalktı, derin nefes aldı)

-Bu hassas konuyu gündeme getirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Senaryo yazarlarına ve yapımcılara sesleniyorum. Kadına şiddeti, tacizi, öldürmeyi konu alan senaryo yazsınlar. Yapımcılar da gözlerini bu yöne çevirip farkındalık yaratan ‘film’ yapsınlar. Kadına şiddetin, tacizin, öldürmenin toplumda derin ve kapanmayan yaralar açtığını toplumun her kesimine anlatsınlar. Böyle bir film toplumda ilgi görür. Toplumu dönüştürmede etkili olur. Sorgulayıcı film olmalı. Ben kendi adıma konuşuyorum; böyle bir filmde severek rol üstlenirim. Hemcinslerime uygulanan şiddet beni sarsıyor. Türkiye kadın cinayetleri ile sarsılmamalı.

Sizce bu şiddetin, tacizin arka planında ne var? Neden önüne geçilemiyor?

-Kadına şiddet, taciz, öldürme sadece Türkiye’nin sorunu değil. Dünyanın genel sorunu. Bazı kadınlar zorla evlendiriliyor; ‘beşik kertmesi’ gibi bir dram var. Ekonomik olarak ayakta durma şansı olmayan kadının tek güvencesi kocası. Kadın, ekonomik olarak güçsüz olduğu için dayağı kabulleniyor. Bir dayak, iki dayak derken ölüme kadar gidiyor. Kadın şiddet gördüğü zaman, anne ve baba kızına sahip çıkmalı. Kızına ‘kır dizini otur’ dememeli. Yanına almalı, ilgilenmeli, kol kanat germeli. Bu tavır, bir nebze kadın ölümlerinin önüne geçebilir.

Tiyatro yaptığım dönemde “Mırıl Mırıl Münevver”i sahneye koyduk. Orada kadına şiddeti gündeme getirdim... Kasabalı bir genç kız, ağabeyi tarafından zorla evlendiriliyor. Sonra kocasından şiddet görüyor ve ağabeyine sığınıyor. Fakat ağabeyi, “Burada ne işin var?” diyor ve kızı sürükleyerek, şiddet gördüğü kocasına geri götürüyor. Kadın yine kaçıyor, ailesine sığınıyor. Sonunda kadın deliriyor, kendi kendine konuşmaya başlıyor... Kadına şiddet uygulamanın cezası yok! Devlet, kadına yönelik şiddet için tedbir almalı. Şiddet uygulayan erkek hapse atılmalı.

Siz şiddet gördünüz mü?

-İlk evliliğimde şiddet görmedim. Daha sonraki birlikteliğimde şiddet gördüm ve o an bitirdim.

Yeşilçam'ın sönmeyen yıldızı Meral Konrat: Kadına şiddet sinemaya taşınmalı!

Beyaz perdeye ne zaman adım attınız, kaç filmde rol aldınız?

-1989 yılında sinemaya girdim. Yurt içi ve yurt dışında 30’a yakın filmde rol aldım. Yönetmenliğini Rasim Ocaqov’un yaptığı, çekimleri Azerbaycan’da yapılan “Tahmina” filminde rol aldım. Moskova Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülü aldım. “Üçüncü Göz” ve “Gülbeyaz” ile de ödül aldım.

Meral Hanım, sizce dizilerin sinemaya artısı veya eksisi var mı?

-Diziler sabun köpüğü gibi; popüler kültürü yansıtıyor. Dizilerde o anda popülersin. Dizi bittiyse, oradaki oyuncu başka bir yerde çalışmıyorsa unutulup gidiyor. Sinema öyle değil. Sinemada yapılan işler yıllar sonra da izleniyor. Kemal Sunal’ın filmleri hala ilgiyle izleniyor.

Tarık Akan’ı sevdiğinizi biliyorum. Tarık Akan sizin için ne ifade ediyor?

-Tarık Akan’ı çok seviyorum. İlk filmimi onunla yaptım. Sinemaya Tarık Akan’la gözümü açtım. Başrol Tarık Akan’dı. Selçuk Özer de vardı. Teklif geldi, hemen kabul ettim. Tarık Akan sette oyunculara çok yardım ederdi. Bir sahnem vardı, hiç unutmuyorum: Tarık Akan, Orhan Oğuz, Nuray Oğuz kamera arkasında oturmuşlar. Çöplerin arasından yürüyüp çıkmam gerekiyor. Birinci çekim olmuyor, ikinci olmuyor, üç olmuyor... İçimden ‘neden olmuyor’ demeye başladım. Sadece çöplerin arasından yürüyüp çıkmam gerekiyor, ne kadar zor olabilir ki? Sonra rahmetli Nuray Oğuz geldi, “Meralcığım, bir dakika gelir misin” dedi. “Buyur Abla” dedim… “Sen dağlarda yaşayan bir kadınsın” dedi. Meğer çöpleri hiç umursamamam lazımmış. Ben yürürken çöplerin ayaklarıma bulaşmamasına özen gösteriyorum, balerin gibi yürüyorum!

O zaman öğrendim elimi ayağımı kontrol etmeyi… O günden sonra, senaryoyu elime aldığımda elimi, ayağımı, gözümü nasıl hareket ettireceğimi daha iyi anladım. Tarık Akan uyarıyı doğrudan yapmadı, Nuray Oğuz aracılığıyla yaptı.

Peki Tarık Akan’ın hiç olumsuz yanı yok mu?

-Var tabii. Cebinde akrep vardı, herkes söylerdi.

Yılmaz Güney desem?

-Yılmaz Güney’le hiç tanışmadım. Ama mert adammış. Çok tanışmak isterdim. Sinemaya çok şey katmış. Dürüst, mert insandı. Onu rahmetle anıyorum.

Absürt bir geçiş yaparak Hülya Avşar desem?

-Şımarık… Şımarık geliyor bana. Oyunculuğu bana göre yok. Şımarıklığı yapısından kaynaklanıyor.

Sinemada “kırmızı çizginiz” var mı?

-Çıplak sahneleri sevmem, rol de almam.

Birçok filmde kadın oyuncular rol gereği soyunuyor, sevişiyor. Bizim kadın-erkek oyuncularımızın bu tür rollere mesafeli olması “oyuncu” için doğru yaklaşım mı?

-Soyunmayı düşünürüm ama senaryoya bağlı. Mesela Schindler’in Listesi. Hem politik hem de sevişme sahneleri var. Film üç saat on beş dakika. Ben bir filmi nadiren iki kez izlerim, bu filmi üç kez izledim... Kadınlar çıplak, gaz odalarına götürülüyorlar. Burada bir dram var. Bizde öyle mi; kadını soyuyorlar, kadın çıplak, et yığını gibi gösteriyorlar. Kadını “seks objesi” gibi gösteren anlayışı eleştiriyorum. Ben bunu sevmiyorum, hoşlanmıyorum. Filmin teması için gerekliyse; ben sanatçıyım, rolümün gereğini yaparım.

Bir dönem Genç Parti’de çalıştınız. Aktif politikayı düşünüyor musunuz?

-Onu hiç karıştırma! O benim sanat hayatıma büyük darbe vurdu. Cahil olduğum döneme denk geldi. Teklif geldiğinde ne olacağını hesaplamadan girdim. Şimdi bazı partilerden teklif geliyor, “Hayır” diyorum. Politika bana göre değil.

Yapımcılarla aranız nasıl, hakkınızı alabiliyor musunuz?

-Para konusunda sıkıntı yok. Yapımcılar senaryoya uygun insan-oyuncu seçmiyorlar. Ucuz oyuncuyu tercih ediyorlar. Bu da dizi veya filmin kalitesini düşürüyor. Yapımcılar ‘cast’ direktörlerine devretmiş oyuncu seçme işini. Cast direktörleri de kamera görmemiş insanları tercih ediyorlar. Hâlbuki Yeşilçam’a emek vermiş, Yeşilçam’ı sırtlamış deneyimli oyucular var. Cast direktörleri kendi çevresi veya yakın akrabalarını tercih ediyorlar.

Kitap okur musunuz?

-Oyunculuk ve sinema üzerine okurum. Bir de Stephen King romanlarını beğenirim, çok sürükleyici geliyor bana.

Meral Hanım, nice projelere. Yolunuz açık olsun.

-Sağolun, sizin de.

Yeşilçam'ın sönmeyen yıldızı Meral Konrat: Kadına şiddet sinemaya taşınmalı!

Meral Konrat hakkında:

Ödülleri:

1989 - 2. Ankara Film Şenliği - Umut Veren Yeni Oyuncu (Üçüncü Göz)

Filmleri ve Dizileri:

Yapımcı:

1998 - Aşk ve Barış (TV Filmi)

1995 - Kader (TV Dizisi)

1993 - Solan Gül (TV Dizisi)

Oyuncu:

2015- Bitmeyen Aşk (?) (Sinema Filmi)

2012 - Barınak (Ayperi) (Sinema Filmi)

2005 - Zehir ve Şifa (Ayla) (TV Filmi)

2003 - Elveda (TV Dizisi)

2000 - Mırıl Mırıl Münevver (Münevver) (TV Dizisi)

1998 - Yaz Aşkım (Meral) (TV Dizisi)

1998 - Bahar'la Umut (Sinema Filmi)

1998 - Aşk ve Barış (Eleni) (TV Filmi)

1995 - Kesişme (TV Filmi)

1995 - Kader (Kader) (TV Dizisi)

1994 - Oy Deposu (Sinema Filmi)

1994 - Kadere 45 Var (Sinema Filmi)

1993 - İşgal Altında (Kezban) (Sinema Filmi)

1993 - Tahmina (Tahmina) (Sinema Filmi)

1993 - Solan Gül (Gül) (TV Dizisi)

1993 - Kederli Yıllar (Leyla / Emine) (TV Dizisi)

1993 - Baharda Solanlar (Sinema Filmi)

1993 - Arayış (Sinema Filmi)

1992 - Sarı Çiçek Sokağı (Sinema Filmi)

1992 - Anasının Kızı (TV Dizisi)

1991 - Karanlığın Sonu (TV Filmi)

1990 - Dostlarımız (Canan) (TV Dizisi)

1990 - Yalı (Ayten) (Sinema Filmi)

1989 - İsa, Musa, Meryem (Meryem) (Sinema Filmi)

1989 - Oyunun Sonu (Sinema Filmi)

1989 - Gülbeyaz (Sinema Filmi)

1989 - Doktorlar (Meral) (TV Dizisi)

1989 - Allahım Sen Bilirsin (Meral) (Sinema Filmi)

1988 - Üçüncü Göz (Tunç’un köy filmindeki kadın) (Sinema Filmi)

1988 - Belalı Gelin (Video)