HIKAYE

İlk buluşmanız ne kadar kötü geçebilir?

Author
İlk buluşmanız ne kadar kötü geçebilir?

Tuvalette yemek yesem, ekmek kırıntıları üzerinde tango yapsam, Mekke yollarına mayın döşesem sanırım bu kadar müşkül duruma düşmezdim.  Sene 2007, 2.sınıf lise öğrencisiyim. Tabi serde kavak yelleri esiyor. Okulun açıldığı ilk günden beri bir kıza tutuğum. Ama öyle böyle değil. Kızı koluma takıp gezersem sanki geri kalan her şeyi de başaracağımı düşünüyorum. O kadar çok seviyorum ki çıkma teklifini kabul edeceksin ama derste edebiyat hocamıza ana avrat küfür edeceksin dese, aruz vezninde Neyzen Tevfik kalibresinde şiir yazar kara tahta karşısında hocaya serenat yaparım, o derece. Her neyse, liseye başladığımız ilk hafta ben bu kıza aşkımı itiraf ettim. Ama maalesef olumsuz cevap aldım. Derbeder gibi geçen bir kaç haftadan sonra kendime geldim ve kıza amiyane tabirle yürümeye devam ettim, her seferinde ilgimi belli ettim. Bu böyle 2.sınıfın sömestr dönemine kadar devam etti ve ne olduysa benim çıkma teklifimi (lanet olsun yeter artık diye herhalde) kabul etti.

İlk buluşmanız ne kadar kötü geçebilir?

İlk buluşmamızı Bakırköy'de yapacaktık. Ben 15-20 dakika erken gittim buluşma yerine. Aylardan Şubat, hava o kadar soğuk ki anlatamam, boğazımı üşütmüşüm bir de yutkunamıyorum. Ama olsun birazdan sevdiğim kız gelecekti ve içim ısınacaktı. Öyle öyle avutuyorum kendimi. Bir yandan da stresten elim ayağım titriyor sigara içiyorum o zamanın popülerlerinden winston light, zehir gibi. Biri bitiyor diğerini yakıyorum o bitiyor diğerini falan derken af edersiniz artık boğazımda öksürükle beraber balgam biriktiğinde diyorum ki; ulan şu kız gelmeden bir ağaç dibi bulayım da kızın yanında rezil olmayayım derken çat omzuma bir el dokunuyor. Dedim o eli bi indir 😃 Pembe kabanını yeni almış belli, parıldıyor içinde. Sarışın mavi gözlü afet bir şey. Hemen sarılıp, elini tuttuktan sonra öksüre öksüre aşağıya doğru iniyoruz meydandan çay içecek yer bakıyoruz.

İlk buluşmanız ne kadar kötü geçebilir?

Artık öksürmenin de etkisiyle ağzımda balgam birikmeye başlıyor. Kız bir şey söylüyor ben kafa sallıyorum, konuşamıyorum. İyi misin diyor evet diye kafa sallıyorum. Yutsam kusacağım, tükürsem rezillik. O bir şeyler anlatırken ben kafamda plan kuruyorum ne yapabilirim diye. Artık dayanacak gücüm kalmadığında mimiklerimle kusura bakma gibi bir işaret çakarak, ağzımdaki balgamı yer çekimine doğru bırakıyorum. İşte o an Irma kasırgasından kopup gelmiş gibi bir rüzgar esiyor, ve o balgam gidiyor kızın montunun önüne gayet fütursuzca yapışıyor. Yapışmasıyla kafamdan aşağı kaynar sular dökülmesi bir oluyor tabi. 2 sene kızın peşinden koş, daha ilk buluşmada kızın yeni aldığı, veya ilk defa üzerinde gördüğüm (belli ki özel günlerinde giyiyor çünkü daha önce okula hiç onla gelmemişti) kabanına balgam at. 5-10 saniye sessizlikten sonra kız bana döndü ve dedi ki;

-Ya sen nasıl bir hayvansın?

O kadar utandım ki. Kızın elini bıraktım ve meydandan aşağı sahile doğru koşmaya başladım. Kızı yeşil-pembe kabanıyla oracıkta bıraktım. Arkamdan "Allah belanı versin" demeyi de ihmal etmedi sağolsun. O günden sonra hiçbir kızın gözlerinin içine bakamıyorum…

Tam da böyle koştum işte :(