DÜNYA

Macron'un zaferinin anlamı: Parti, ırkçılık, popülizm şart değil, tek kişi yeter

Author
Macron'un zaferinin anlamı: Parti, ırkçılık, popülizm şart değil, tek kişi yeter

Fransa’da bugün ikinci turu gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, sandıktan yüzde 65 oyla Emmanuel Macron önde çıkarak yeni cumhurbaşkanı oldu. Aşırı sağcı Le Pen yenilgiyi kabul ederek Macron'u tebrik etti.

Bilindiği gibi Macron, seçimlere bağımsız bir aday olarak katıldı. Dolayısıyla arkasında bir parti desteği yoktu. Parti olmayınca örgütü de yoktu. Partililer de yoktu. Seçim kampanyası da yoktu. Hiçbir şey yoktu. Buna rağmen kazandı. 

Macron seçim kazanmak için bir parti örgütünün şart olmadığını göstermekle kalmadı. Seçim kazanmak için, Le Pen gibi ırkçılığa sarılmanın gerekmediğini gösterdi. İngiltere'deki gibi Avrupa Birliği düşmanlığı yaparak, milliyetçi duyguları körüklemek gerekmediğini kanıtladı. Tersine Avrupa Birliği'ni sonuna kadar destekleyeceğini ifade etti. ABD'de Trump'un yaptığı gibi aşırı milliyetçi şov da yapmadı. Trump'ın anlamsız ve saçma sapan 'Küresel ısınma' söylemlerinin tersine, 'küresel Isınmaya' karşı mücadele sözü verdi,

Ve Fransa'daki bu seçim sonucu, dünya siyaset tarihinde yeni bir açılım yapmış oldu. Kendine güvenen, genç bir adam, siyasi kaderi değiştirebilir.

Macron'u anlatırken, evliliğini de hatırlatmalı. 39 yaşındaki bir adamın, 64 yaşında bir kadınla mutlu bir evlilik yapabildiğini de kanıtladı genç politikacı.

Peki Türkiye açısından tüm bunların bir anlamı olabilir mi?

Evet, olabilir. 

2019 seçimlerine Türkiye yeni anayasa ile girecek. Yani 100 bin imzayla bağımsız bir aday Türkiye'de de cumhurbaşkanı adayı olabilecek. Macron gibi, herhangi bir partiye gerek duymadan adaylığını sürdürebilecek. Kazanabilir mi?

Onu bilemiyoruz. Çünkü Türkiye'deki rakibi o zaman da Erdoğan gibi güçlü bir isim olacak.