MAGAZIN

Ya dilek tutup, gül ağacına asıp, denize atmayı unutmayın, ya da sızlanmayın

Author

Çünkü 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece yüzyıllardır olduğu gibi Hızır denizden, İlyas karadan gelecek ve iki kardeş peygamber buluşacak. Belki de sizin evinizde buluşacak. İnanış bu. Dileğinizi yazıp gül dalına asın o gece, sabah da erkenden suya bırakın. Bu herkesin bildiği bir Hıdrellez âdeti.

Ya dilek tutup, gül ağacına asıp, denize atmayı unutmayın, ya da sızlanmayın

Dilek kağıdını Boğaz'ın sularına atmak için merdivenleri inen kadın, işi ciddiye almış.

Ben bunu pek bilmiyordum, dün tesadüfen Trakya'ya gidince öğrendim. Ama yöntemi biraz karıştırdım sanırım. Önce bir kağıda dilek yazıp, bir gül ağacına astım. Onu orada bıraktım. Meğer onu denize atmak gerekiyormuş. Yeni bir kağıt buldum, üzerine yazdım, denize attım. Ama meğer bu kağıdı sabah 5'ten önce, yani hava aydınlanmadan önce yazmam gerekiyormuş. Neyse artık, ben iki eylemle bir dileği tutturmaya çalıştım.

Ama daha ilgincini anlatayım size.

Mutad olduğu üzere bu sabah Arnavutköy-Bebek arasında yürürken aa bir baktım, kadınlar durmadan kağıtları getirip denize bırakıyorlar. Önce bir Mercedes yolun kenarında durdu, içinden gencecik bir kız, eşofman gibi ev kıyafetleriyle çıktı, yolu karşıya geçti, korkulukları aştı, sağanak yağmura aldırmadan elindeki kağıdı denize bıraktı. Denizdeki kağıda dikkat ettim, gayet kaliteli birinci hamur bir kağıt. Hatta bir değil bir kaç tane. Zaar bir kaç dileği var. Sonra da Mercedes'e geri döndü bastı gitti. Kağıtların kalitesini görünce, benim yazdığım kağıtların kalitesizliği ortaya çıktı tabii. Ben gül ağacına astığım dileği, bir gazete sayfasının kenarından yırtmıştım. İkinci dilek ise Starbucks Cafe fişiydi. İşin içine biraz gençlik katılsın diye herhalde.

Neyse biraz daha yürüdüm, bir kadın daha. Bu kez Nissan cipten inen, orta yaşlarda bir kadın. Üzerinde montuyla yolun kenarında duran araçtan indi, yine korkulukları aştı, denize gitti, kağıtları attı ve ayrıldı. Araçta, kendisini bekleyen bir erkek vardı. Onun da belki dileğini atmıştır, bilemiyorum.

100 metre ilerde, bu kez bir kadın, Boğaz kenarından denize inen merdivenlerden aşağı inerek, ciddi ciddi elindeki kağıtları suya bıraktı. Kadın 40'lı yaşlardaydı. Arkasından bir de fotoğrafını çektim, üstte gördüğünüz gibi.

Denize dikkat edince, kısa bir süre önce denize atıldığını sandığım, kırmızı kordelalı bir kağıt fark ettim. Bu dileğin sahibi, işi çok fazla ciddiye almış, dileği yerine getirecek güce şükranlarını sunmak için kırmızı kordela takmıştı. 

Ya dilek tutup, gül ağacına asıp, denize atmayı unutmayın, ya da sızlanmayın

Kordela takılmış dilek kağıdı, Boğaz'ın akıntısına kapılmış gidiyor.

Benim dilek (daha doğrusu iki dilek kağıdı) biraz prosedürlere uymadığı için tutmayabilir. Ama tanık olduğum üç kadın, eminim sabah 5'ten önce kağıtları yazıp, gül dalına asmış, gelmişlerdir. Onların dileğinin olması garanti yani.

Peki ben ne diledim derseniz, onu soran bir arkadaşa "740 BMW" dedim. Benimle alay etmesin mi?

- Aaa, deliye bak. Böyle dilek mi olur. 

Kıvırmak için "Belki de kod adı budur" dedim, gülüştüler. 

Ama benim dileklerimde neler olduğunu şöyle söyleyebilirim. Para, eğlence, sağlık, mutluluk. Artık bunlardan ne anlıyorsanız.

 Henüz gecikmediniz. Bu akşama kadar dileklerinizi denize atmanızın önünde bir engel yok. Sadece geri dönüşümlü kağıtlar kullanın o kadar.