DÜNYA

Çin: Pasaportunda Türkiye damgaları bulunan İngiliz ülkeye alınmadı

Author

"Neden Türkiye'ye gidiyorsun?" diye sordu.
"Türkiye'ye GİTMEDİM, Türkiye'de YAŞIYORDUM" diye açıkladım. "11 yıldan fazla bir süre boyunca. Türk bir kadınla evliyim. Orada taşınmazım var."
"Vize yok. Kağıdı imzala lütfen."

Bazen hikaye doğrudan size gelir sizin gidip onu bulup ortaya çıkarmanızın aksine. Bu, o hikayelerden biri. Anonimliğini korumak adına ismini paylaşmayacağım birinden aldığım maili, anlatıma sadık kalmak adına birebir çevirip aşağıda sizinle paylaşıyorum.

Fakat ona geçmeden evvel söylemek istediğim bir iki şey var. Aşağıdaki hikayeyi okurken sizin de aklınıza gelen sorular olacak. Bunların başında, klasiktir, "Neden?" sorusu geliyor.

Üstelik sorular orada da durmuyor.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin pasaportunda Türkiye damgası olan bir İngiltere vatandaşını ülkesine sokmaması; pasaportunda Türkiye'ye giriş çıkış damgası taşımak bir yana doğrudan Türkiye pasaportu taşıyan insanlar olarak hepimizi ilgilendiriyor olmalı. Sizi bilmem, ben şahsen küçük düşmüş hissediyorum.

Bu yüzden bu hikaye çevrimiçi olarak yayınlandıktan hemen sonra bizi konuyla alakalı aydınlatması için Çin'in Ankara'daki büyükelçiliğine ulaşıyor olacağım. Cevap vermeleri durumunda edinilen bilgiyi buradan yine paylaşırım.

Başlıyoruz.

Çin: Pasaportunda Türkiye damgaları bulunan İngiliz ülkeye alınmadı

"Heathrow'dan İstanbul'a, oradan da Hong Kong'a uçup varış noktama 18 Mayıs Perşembe günü ulaştım. Bu yolculuğu ilk kez gerçekleştirmediğimden otele girerken orada sadece iki gün kalacağımı biliyordum.
Sonraki gün Çin'e giriş vizesi temin etme konusunda uzmanlaşmış bir büroya gittim. İki buçuk hafta kalmayı planladığımdan normalde aldığım vizeden farklı bir vizeye ihtiyacım vardı.

Başvuru formlarının verildiği sırada bir sürü insanla birlikte bekledim. Sıram geldiğinde hem güncel hem de eski pasaportumu yetkiliye uzattım. Yeni pasaportum bir yıldan kısa süre önce çıkmıştı ve bürodan bana gelen emaillerde eski pasaportumu da yanımda getirmemi söylemişlerdi. Bankonun ardındaki adam bir yandan pasaportumun sayfalarını çevirirken bir yandan da başvuru formunun hangi kısımlarını doldurmam gerektiğini söylüyordu.

Üstünde birkaç Türkiye'ye giriş ve çıkış damgası olan bir sayfada durdu.

Çin: Pasaportunda Türkiye damgaları bulunan İngiliz ülkeye alınmadı

"Türkiye'ye neden gittiniz?" diye sordu.

"11 buçuk sene boyunca Türkiye'de yaşadım..." dedim "Türk bir kadınla evliyim ve orada bir dairemiz var."

"Öyleyse Göç Departmanı'na Türkiye'ye neden ve hangi tarihlerde gittiğinizi açıklayan bir mektup yazmanız gerekiyor" diye cevap verdi.

Bana standart bir mektup uzatıp kendi el yazımla yazmamı istedi. Mektupta basitçe Türkiye'yi ziyaret ettiğim tarihler ve ziyaret etme sebebim yazıyordu. Açık bir biçimde 11 buçuk sene boyunca Türkiye'de yaşadığımı, bir Türk'le evli olduğumu ve henüz kısa bir süre önce İngiltere'ye geri taşındığımı yazdım. Ayrıca tüm Çin kanunlarına uyacağıma dair söz verip mektubu "Lütfen ülkenize girmeme izin verin" yazarak mektubu sonlandırmam gerekti.

Başvuru formumu teslim ettim. Aynı gün içinde 18:30'da geri dönüp vizemi almam söylendi.

Karım için ufak hediyeler alıp Hong Kong'da vakit öldürdükten sonra geri döndüm. Bana Amerikalı bir adamla birlikte beklemem söylendi. Bir süre sohbet ettik sonra ikimiz de bankoya çağrıldık. O benden öndeydi; vizesi tamamlanmış pasaportunu aldı, ödemesi gereken parayı ödedi ve gülümseyerek uzaklaştı.

Sıra bana geldiğinde görevli adam somurtuyordu. Doldurduğum başvuru formu ile birlikte pasaportumu uzatırken üzgün olduğunu, başvurumun reddedildiğini söyledi. Şok olmuştum! Neden diye sorduğumda bana söyleyebileceği tek şeyin muhtemelen Türkiye'ye giriş çıkış damgaları yüzünden olduğunu ifade etti. Bir kez daha orada yaşadığımı ve bunun neden sorun olduğunu sordum. Tek yaptığı omuzlarını silkip başını önüne eğmek oldu. Ne yapmam gerektiğini, bir kez daha vize başvurusu yapıp yapamayacağımı sordum. Muhtemelen tekrar reddedileceğimi, ana vatanımda iken vize başvurusu yaparsam şansımın daha yüksek olacağını söyledi!

Ona bunun yerine sınırda tekrar vize başvurusu yapacağımı söyledim. Bunu daha önce Çin'in Shenzhen Bölgesi'ne girmek için birkaç kez yapmıştım.

Patronumu arayıp ona kötü haberleri verdikten sonra otele döndüm. Pazartesi sabahı şansımı sınırda denemek için otelde kalış süremi uzattım..."

Çin: Pasaportunda Türkiye damgaları bulunan İngiliz ülkeye alınmadı

"Hafta sonum vizeyle alakalı stres yapmakla geçti. Pazartesi sabahı otelden ayrıldım ve bir buçuk saat uzaktaki LuoHo Sınır Kapısı'na vardım. Pasaport kontrolü yapılan alanın diğer yanında iş arkadaşım beni bekliyordu. Ona durumu zaten açıklamış, sınırda ne internet erişimim ne de telefonumun olmayacağını anlatmıştım. Saat 10:30'da oraya varacağım için eğer 11:00'a kadar ortaya çıkmazsam ayrılıp işe geri dönecekti.

Vize bürosuna ulaştım ve (çok daha basit olan) yeni bir başvuru formu doldurdum. İlk masada pasaportumu ve başvuru formunu uzattım. Yetkili kişi kimlik bilgilerimin olduğu sayfaya baktı, sonra bana baktı ve kırık bir İngilizce ile "Eski pasaport?" diye sordu.

Tarihi geçmiş pasaportumu ona uzattım. Sayfalarını kontrol etti. Tekrar bana baktı ve başvuru formumun bir kısmını yırttı. Geriye gidip ikimizin arasındaki camın tepesine yerleştirilmiş kameraya bakmamı işaret etti. Bunu fotoğrafımı çekmek için istiyordu, daha önce en az 8 kez yaşamıştım bunu. Geriye çekildim ve en ciddi ifademi takındım.

Başvuru formumdan kopardığı ve artık üstünde bir numara yazan kağıt parçasını bana uzattı.

"Otur. Bekle..." talimatlarını aldım. Bir kez daha, beklendiği üzere, oturdum.

Sonra bekledim.

Genelde yoğunluğa bağlı olarak (o gün ben dahil üç kişiydik) bekleme süresi birkaç dakika sürerdi. 10 dakika sonra benim numaram ekranda yandı. Ödeme yapacağım ikinci masaya yaklaştım. Elimde vermek için hazırladığım bir avuç Çin yuanı tutuyordum.

İkinci masaya vardığımda kadın başını salladı ve ilk masayı işaret etti. Az önceki adama doğru yaklaşırken adam bana pasaportumu uzattı.

"Vize yok" diyerek bir kağıt daha uzattı ve "İmzala" dedi.

Kağıdı okudum ve bunun vizemin reddedildiğini anladığımı söyleyen bir dilekçe olduğunu anlayınca şaşırdım. Herhangi bir açıklama yoktu. Adama neden reddedildiğimi sordum.

Arkasında beliren bir başka adam karşılık verdi:

"Neden Türkiye'ye gidiyorsun?" diye sordu.

"Türkiye'ye GİTMEDİM, Türkiye'de YAŞIYORDUM" diye açıkladım. "11 yıldan fazla bir süre boyunca. Türk bir kadınla evliyim. Orada taşınmazım var."

"Ama adresin İngiltere" diye yanıt verdi.

"İki hafta önce İngiltere'ye geri taşındım."

"Vize yok. Kağıdı imzala lütfen."

Bunu dedi ve arkasını dönüp gitti. Bir elimde pasaportum bir elimde kağıt kalakaldım.

Kağıdı imzaladım ve geri verdim. Bana bir kopyası verilmedi. Kağıt dosyalandı ve adam onu masasındaki diğer evrakların arasına koydu. Bir düğmeye bastı ve başlarımızın üstündeki numara değişti.

Bu kadardı.

Benimle işi bitmişti.

Konuşacak kimse yoktu. Şikayet edecek kimse yoktu.

Üç gün içinde iki kez reddedilmiştim.

Patronum ve iş arkadaşlarıma olanları açıklamak için internete ihtiyacım vardı. Hong Kong'a döndüm. Telefon konuşmalarından sonra İngiltere'ye dönüş yolu bulmaya geldi sıra. Dönüş biletim Haziran'ın başındaydı. Fakat hemen geri dönmem gerekiyordu.

Bir süre aradıktan sonra beni eve götürecek bir uçak buldum. Biraz dolambaçlı oldu. Abu Dhabi üzerinden, 2 saatlik bekleme de dahil toplamda 19 saat süren bir yolculuktan sonra eve dönebildim.

Şu an İngiltere'deyim. Çin Büyükelçiliği ile olan randevumu bekliyorum. Temmuzda gerçekleştireceğim iş gezim için vizeye ihtiyacım var. Tüm bunların hepsini bir kez daha yaşamak istemiyorum."