ILIŞKILER

Baba olmayanlar günümüz kutlu olsun

Author

UYARI: --- 18 yaşından küçükler, araba kullananlar ve hamileler okumasın. ---

Baba olmayanlar günümüz kutlu olsun

Babalar günü tüm ülkede coşkuyla, bayraklarla, törenlerle kutlandı. Tüm babaların, geçmiş babalar gününü kutlarım.

Ama bir günü de baba olmayanlar günü olarak ilan etmek istiyorum. Benim durumumdaki tüm adamlara gelsin.

Baba olmayı kötüleyecek değilim. Babalık, annelik kadar olmasa da kutsal bir meslek. Bir erkeğin ulaşabileceği en üst mertebe. O his eminim çok ayrı bir şeydir hebele hübele.

Ama güzel olan bir şey zamanından önce gerçekleşirse güzelliğini kaybeder. Game of Thrones 10 numara dizi. Diziyle ilgili bir şeyi erkenden öğrenince bir anlamı kalmıyor. Tereyağlı iskender. Öff yani öyle bir yemek. İftardan 1 saat önce söyle bakayım bi güzelliği kalacak mı? Kuş sesiyle uyanmak insana huzur verir. Ama sabahın 6’sında öten kuşu ben tüfekle vururum abi. Sen de kusura bakma kuş kardeş.

Örneğin hasına gelelim. Orgazm. Bunun erken olmaması için ilaç üretiliyor ilaç. Bu erken olunca insanlar mutsuz oluyor. Yuvalar yıkılma eşiğine geliyor. HER ŞEY ZAMANINDA GÜZELDİR.

Atasözü bile var erken öten horozu keserler diye. Bizim atalar ne zaman boş konuşmuş?

Babalık da bunlar gibi işte. Zamanından önce gerçekleşirse güzelliğini kaybediyor.

Affınıza sığınarak başımdan geçen bir olaydan bahsedeceğim. 18 yaşından küçükler, araba kullananlar ve hamileler okumasın.

27-28 yaşlarımda olduğum dönemde gerçekten büyük bir boşluktaydım. İşim gücüm vardı, gelirim de fena sayılmazdı ama inanılmaz derecede asosyaldim. Ailemden uzaktaydım ve yaşadığım şehirde hiç arkadaşım yoktu. Çalışırken bir şekilde zaman geçiyordu ama akşam eve gitmek kadar nefret ettiren bir şey yoktu. Her gece alkol, sigara, film üçlüsüyle rezilliğin dibine vuruyordum.

Bir süre sonra dedim bu nasıl bir hayat aq. Eli yüzü düzgün işi gücü olan bir insanım. Gideyim biraz hayata karışayım. Bu düşünceyle bi tane fotoğraf kursu bulup kaydoldum. Fotoğrafa merak saldığımdan değil ha sırf insan içine çıkmak için.

Neyse kursa kaydoldum ben. Hafta sonu ders mers alıyoruz ama ben yine asosyalim. Ulan herkes orada bir küme kurdu kimse benimle konuşmuyor. Kimse beni arasına almıyor. Millet birbirinin fotoğrafını çekiyor, ben kedi köpek çekiyorum. Bir gün hoca herkesi birbiriyle ikişer ikişer eşleştirdi bir tek ben açıkta kaldım. Hoca ‘Sen de selfie çek’ dedi aq. Bu nasıl bir lanet ya.

Kurs bitene kadar kimseyle samimi olmadım ben abi. Olamadım yani kimya uyuşmadı. 3 ay boyunca en fazla merhaba merhaba oldum en fazla. Ama yine de gün ışığına çıkıp bir şeyler yapmak bile bana yetiyordu.

Bu tarz yerleri bilirsiniz. Söz konusu etkinlik bittiği zaman yalandan yere bir WhatsApp grubu açılır. Birkaç gün grupta durulur, sonra yavaş yavaş insanlar çözülmeye başlar. Bi grup açıp beni de almışlar içine.

Derken bu grup vasıtasıyla kurstan Esra (isim hayal ürünüdür) diye bir kadınla konuşmaya başladık. Mesajlaşmalar birkaç gün sonra yerini araşmalara bıraktı. 2-3 gün araştıktan sonra da dedik ki haydi gel içelim.

18 yaşından küçükler, araba kullananlar ve hamileler hala okuyorsa bundan sonra okumasın. Konu ciddileşiyor. Ama yüzeysel geçicem.

Biz buluşup Taksim’e gittik ve bir şeyler içtik. Saat de epey geç oldu. ‘Sana gelsem olur mu?’ dedi. Bak hele bak daha ilk buluşmamız. ‘Olur tabii neden olmasın’ dedim. Gittik bize. Giderken bir şişe daha şarap aldık. Geldik benim gariphaneye.

Ben film izlemeyi tekif ettim, o muhabbet etmeyi. Tabii ki onun dediği oldu. Muhabbet gitgide sıcaklaştı. Dans mans edelim dedi. Burası sıcak oldu dedi. Sonrasında soluğu yatakta aldık falan işte. Küçük detaylar.

Böyle durumlarda sabah uyanıldığında şu muhabbet yapılır: ‘Şimdi biz neyiz?’ Kayınçoyuz amk. Ne olcaz takıl işte ekmeksiz götür.

Ama sabah uyandığımızda Esra o muhabbeti yapmadı. Kahve içip gitti. Konuyla ilgili de bir süre konuşmadık. Kafamızı toplayınca da duygusal bir bağ olmadan bunun düzenli bir şekilde devam etmesini istedik ikimiz de.

Uzunca bir süre aramızdaki olay böyle ilerledi. Sevgili olmadık, birbirimizin hayatına karışmadık. Trip, kıskançlık yanımızdan geçmedi zaten. Canımız istedikçe seviştik.

Ama 7-8 ay sonra Esra’nın özel hayatından dolayı bu olayı bitirme kararı aldık. ‘Birisiyle konuşmaya başladım ve ileride sevgili olma ihtimalim var’ dedi. Ben de saygı duydum. Ama son kez bi veda seksi yapmaya karar verdik. ALTIN VURUŞ.

Şimdiye kadar yapmış olduğumuz en kapsamlı, en özenli, en fantazik seksimizi yapıp veda ettik.

18 yaşından küçükler, araba kullananlar ve hamileler! Hala okuyorsanız iyice dikkat kesilin de ibret alın bari.

Arkadaşlığımız esnasında Esra’yla aramızda hamile kalmasının esprisini yapıyorduk hep. Ben de makarasına öyle bir şey olursa ülkeyi terk ederim diyordum. Benden baba olmazdı çünkü.

Aramızdaki fuckbody münasebeti bittikten 2 ay sonra falandı ve Esra’dan mesaj geldi: Sanırım ülkeyi terk etme vaktin geldi.

Beni bir ateş bastı o an anlatamam. Ellerim titriyor, kalbim çarpıyor, midem bulanıyor, kafamın içinde filler itişiyordu. Az biraz kendime geldikten sonra az önce 3 buçuk atan ben değilmişim gibi aradım ve Kenan Işık edasıyla ‘emin misin?’ diye sordum.

Emin değilmiş. Test de yaptırmamış. Sadece kanaması gecikmiş.

Ben de bu konulardan pek anlamam. Kulaktan dolma bilgilerle bazı kadınların kanamasında düzensizlik olabildiğini biliyordum sadece. Böyle bir ihtimal olmuş olabilir mi diye sordum ve öğrendim ki o yaşına kadar bir kere bile gecikmemiş kanaması.

Eyvah! Babalara geldik bildiğin.

Ben gidip güzel bir kustum. Sonrasında buz gibi bir duş aldım. Ateşim geçmiyor abi yok böyle bir şey. Biraz daha kendime geldikten sonra tekrar arayıp test yaptırmasını söyledim. Ama çok zor bir durumdayım yani tahmin edeceğiniz üzere. Bir yandan konuşurken yanlış bir şey söyleyip onu üzmek istemezken diğer yandan ‘Bu boku beraber yedik, tüm süreçte senin yanında olurum ama baba olma konusunda hiç hevesli değilim bunu bil’ dengesini sağlamaya çalışıyordum.

Benim test isteğime ilginç bir şekilde karşılık verdi. 2 gün hiç uygun olmadığını, sonra bi test alacağını söyledi. Buna da hala anlam veremem mesela. Benim korkudan iştahım kesilmiş o 2 gün beklicem diyor. Karnı şişecek olan o, ben daha çok panik yapıyorum mevzuya bak. Ama bir şey diyemedim tabii. Sıkboğaz etsem test yaptır diye ‘Aa ilgili çocuk bundan iyi baba olur’ diye düşünüp birkaç ay sonra kucağıma çocuğu verebilir diye düşündüm. Bekledim 2 gün. Bekledim ama nasıl bekledim :(

Var ya şu an vücudumda kanserli bir hücre varsa sebebi kesin o 2 gündür. 2 gün boyunca stresten ne yemek yiyebildim ne uyuyabildim. İçtiğim sigaranın haddi hesabı yok. Çocuğun boklu bezini değiştireceğim günler gözümün önüne geliyordu çünkü.

O 2 gün böyle tırnak yiye yiye geçti işte. 2 gün sonra elinde bir çubukla geldi bana. Testi yaptık ve neyse ki negatif çıktı.

Bendeki mutluluğu betimle deseler o an The Pursuit of Happyness filminin son sahnesindeki Will Smith mutluluğu derdim. Biraz zıt bir örnek olacak ama köyde erkek çocuğu doğan babanın köy kahvesine gidip ‘HERKESE BENDEN ÇAY’ şeklindeki haykırışının heyecanla karışık mutluluğu derdim.

Şimdiye kadar 100 tane onedio testi çözmüşümdür bu test kadar beni mutlu eden bir test olmamıştır daha.

Ben de o mutlulukla 10 kutu kondom aldım ve sokağa çıkıp herkese benden kondom diye bağırdım. (Yok yok bu şakaydı)