EĞLENCE

Fazla bira içip altına işediği için ilk kez buluştuğu kızı bırakıp kaçan genç

Author

Her şey arkadaşlarımın başının altından çıktı. Ulan kendi halimde sakin bir hayat sürüyorum ben ne diye beni baskılıyorsunuz bir kadınla randevuya çıkmam için. Zaten acımasız kalpli kadınlar ve yoğun hayat temposu bitirmiş beni, bırak ruhumu da beynimi de arındırayım pislikten.

Fazla bira içip altına işediği için ilk kez buluştuğu kızı bırakıp kaçan genç

Anlatıyorum olayı.

Sıkıntılı bir ayrılık sürecinden sonra bir süreliğine manitacılık işlerinden uzak durmaya karar vermiştim o zamanlar. Ayrılık acısını atlatmak için ‘çivi çiviyi söker’ mantığıyla şifayı başka kadınlarda aramak yerine iş hayatına odaklanmıştım. Zaten başka bir kadın belki 20 yaşında bir erkek için bir kaçış yolu olabilirdi bu ama 26 yaşındaki bana yakışmazdı. Beynimi meşgul edebileceğim bir işim de olduğu için bir süre kadınlardan uzak durmuştum.

Fakat bu ‘bir süre’ epey bir uzun sürünce arkadaşlarım benim adıma endişelenmeye başladı. ‘Kardeşim endişeleniyoruz senin için Allah muhafaza ılık falan mı oldun’ gibisinden böyle ibne ibne konuşuyorlardı. Ne kadar salak salak sorular bunlar. Ben onlara sormuyordum bile kimi s.kiyolar diye.

Yok abi diyorum ‘Yoruldum bu gönül işlerinden biraz daha dinlenmeye ihtiyacım var. Ofiste de işlerim yoğun vakit bulamıyorum’ falan ama dinlemiyorlar. İlle de beni bir kadınla buluşturacaklar. Bu da bana o kadar zor geliyor ki anlatamam. Git tanış, yemeğe çık, onu tanımaya çalış, kendini ona tanıtmaya çalış, güven, sev, o seni sevsin, vakit ayır, işlerin aksasın falan ohooooo düşüncesi bile ömrümden 37 sene götürüyordu.

Bir ara vazgeçtiklerini sandım. ‘İyi, madem istemiyorsun bari dışarı çıkalım da iki yüzünü görelim siktirtme belanı’ falan dediler. Kabul ettim. Sonuçta buna her zaman ihtiyacım vardı.

Meğer bana oyun ediyorlarmış. Beni buluşturmak istedikleri kadını benden habersiz oraya çağırmışlar. Onu da güya ben kızmayayım diye mekanda rastlamış gibi organize etmişler. Biz de salağız sanki aq.

İyi de yapmışlar böyle plan yaparak kız gerçekten çok tatlıydı :D Yüzü güzel, konuşması düzgün, bilgili, muhabbeti keyifli falan. Sorgusuz sualsiz otur evlen öyle bir hanım kendisi. İsmi de Aylin. Hiç ‘İstemem yan cebime koy’ ayağı yapmadan sohbet etmeye başladım ama muhabbet çok uzun sürmedi. Çünkü Aylin’in arkadaşları da emrivaki yapmışlar. Onun da böyle bir beklentisi yokmuş.

Bu olay beni daha çok cezbetti. Karşıda benimle buluşmak isteyen bir kadın olsaydı ‘Amaaan onla mı uğraşıcam’ deyip geçiştirirdim ama tam tersi bir durum vardı. Karşımda duran kadın, bu işlerin hiç de meraklısı olmayan, kendi kendine yetebilen, özgüvenli birisiydi. O an düşündüğüm tek şey ‘Bu kadını kazanmalıyım’ oldu. İşte ben de ne kaybediyorsam bundan kaybediyorum. Kovalanmak değil, kovalamak hoşuma gidiyor. Bazen yakalayamamak. Neyse.

İsmini, sosyal medyasını, daha sonra da telefon numarasını edindim. Daha 2 gün önce ‘Gönül işlerinden yoruldum, bu aralar asla bunlara ayıracak vaktim yok’ diyen ben yeni tanıştığım bu kadının peşinde kuyruk olmuştum. Bu hayatta asla ama asla ‘asla’ demeyeceksin abi. Aylin öyle bir ilgimi çekmişti ki benim resmen vücudumdaki su ihtiyacının yüzde 83’ünü tükürdüğümü yalayarak karşılamıştım.

Aylin’le bir süre WhatsApp aracılığıyla iletişim halinde olduk. Onu biraz tanımaya çalıştım bu esnada. Belli bir süre geçene kadar da buluşma teklifinde bulunmadım. Erken bir teklif her şeyi bozabilirdi. Huyunu suyunu iyice öğrendikten sonra ona reddemeyeceği bir buluşma teklifi götürmek daha akıllıcaydı. Nitekim öyle de yaptım ve Beşiktaş sahilde içmeye karar verdik.

O zaman Beşiktaş sahili eğlenceliydi. Birasını alan gençler buraya akın ediyordu. Gitar çalanlar, şarkı söyleyenler falan mis gibi ortam. O da bir mekana hapsolmaktansa bu tarz yerlerde vakit geçirmeyi seven bir insandı. Tıpkı benim gibi.

Aylin bir şişe şarap almıştı kendine. Bense iki bira. Aylin tüm gece boyunca o şarabı içti. Bense sürekli tekele gidip geldim biraları tazelemeye. Çünkü iki bira iç kalk olacak iş değil. Bir kadınla böyle flört etmeyeli de uzun zaman olduğu için vücudumun biraz alkole ihtiyacı vardı doğrusu.

Ama unuttuğum bir detay vardı. Kardeşim sen o kadar bira içiyorsun ama çok afedersin nereye işeyeceksin? Mekanda oturmuyosun ki sahilde oturuyosun. Bu detay iki biradan sonra aklıma geldi ama içmeye de devam ettim aman yarabbi cesarete bak. Tekele her bira almaya gittiğimde bir köşeye çöğdürüp Aylin’in yanına öyle dönüyordum. Bir süre sonra bira içmek istemesem bile sırf tuvaletim geldiği için ve ‘işemeye gidiyorum’ diyemediğim için ‘tekele gidiyorum’ bahanesiyle işemeye gidiyordum. Sonra yalan söylediğim ortaya çıkmasın diye bir de bira alıp dönüyor, vücudumu amansız bir kısır döngüye sokuyordum.

8,9/10 vereceğim güzel bir gecenin sonuna gelmiştik. Onun şarabı, benim biralarım bitmişti. Kafalar hafif çakırdı. Aylin’in yüzüne vuran ay ışığı, onun güzelliğine güzellik katıyordu. Alkolün ve ay ışığının verdiği yetkiye dayanarak küçük bir öpücük kondurdum Aylin’in dudağıyla yanağının birleştiği o noktaya. ‘Karavana’ dedi. Bilmiyordu ki yüzünün en güzel noktası tam o öptüğüm yerdi. Ama madem karavana al sana diyerek bu sefer dudağından öptüm ve o güzelim ay ışığının altında öpüşmeye başladık biz.

Tüm bunlar yaşanırken içtiğim 6 tane bira vücudumdan çıkmak için izin istiyor, kapıları zorluyordu. ‘Nasıl olsa bi ara işerim’ düşüncesiyle önceliği Aylin’e verdim ben de. Vermez olaydım.

O an salgılanan endorfinden midir nedir tuvaletimin ne kadar çok geldiğini fark edememişim. Biz güzel güzel öpüşürken aniden müsaade istedim ve her zaman işediğim karanlık noktaya koşar adımlarla gitmeye başladım.

3 saniye. Allah’ım 3 saniye ya. Ne olurdu 3 saniye daha tanısaydın bana. Yetişemedim o karanlık noktaya. Üzülerek söylüyorum ki altıma yaptım :( Yani 3 saniye farkla yetişemediğim için idrarımın bir kısmı pantolonumu ıslatmış oldu. Geri kalanını hallettmiştim ama iş işten geçmişti. 3 saniye kuralı gibi bir şey olmadığını da orada öğrenmiş oldum.

Şimdi kıza ne diyecektim? Acaba denize atlayıp düştüm yalanını mı söylesem. Tüm kıyafetlerim ıslanınca işediğim belli olmazdı ama bu da rezil bir durumdu. Kazık kadar adam nasıl denize düşerdi? Siyah pantolon vardı üstümde çok belli olmuyordu ıslandığı ama kokuyu ne yapacaktık? O an yapılabilecek tek şeyi yaptım ben de. Kaçtım. Bir daha da görüşmedi benimle.

Varsın beni hayvanın teki olarak bilsin altına işeyen bir adam olarak bileceğine.