EĞLENCE

TATİLDEN ÖNCE-TATİLDEN SONRA (T.Ö.-T.S.)

Author

Toplanın! Genç kızlar! Yeni aşıklar! Eski sevgililer! Hoşlanılan kızlar! Hayatınızı nasıl bir kedinin oynadığı yumağa dönüştürebilirsiniz anlatacağım. 

Şehirden kaçıyorsun bazen. Bazen erkek arkadaşından kaçıyorsun. Bazen koşarak bir sahil kasabasına arkadaşlarının yanına gidiyorsun. Bazen arkadaşlarının yanına, bir babaannenin yazlığına gidiyorsun. Yani bu kaçtığın yer her zaman Doğu Hampton ya da Meksika falan olmuyor. Dünyanın en güzel zamanları. Sabah balkonda üç umutsuz kadının kahvaltıları. Akşam yemek yapmayı yeni öğrenen üç kadının yemekleri. Kurulan rakı masaları. Rakı sevmeyen kadınlar -ki o ben oluyorum-. Su gibi tüketilen şaraplar ve susmadan söylenen şarkılar. Bir arabanın içinde anlamsız çığlıklar atmalar. Yani 20 yaşındaki üç kız ne yapabilirse hepsini yaptık. Sadece ben 20 yaşındaki bir kıza yakışmayacak şeyler yaptım ve utanmıyorum. Bazen utandım ama çoğu zaman hayır.Çünkü "bunlar ellerim, bu ahlakım, bu az önce çıkarttığım yangın". Bütün korkunç zamanlar işte o tatille başladı.

Kabul ediyorum tatilden önce -T.Ö.-  de muhteşem bir hayatım yoktu. Ama bu kadar korkunç halde de değildi. içimi rahatlatmak ya da kendimi olduğumdan daha masum göstermek için "neden erkek arkadaşımı aldattım" kısmını atlıyorum bunu yapmayacağım. düşüncesiz kaba ve çoğu zaman umursamaz bir adam. üstelik defalarca aldattı da. bu tatil benim big bangim. yapacak bir şey yok. en iğrenç ama en sağlam en iç soğutan intikam yöntemi. sen de aynısını ona yap! 

bir gece arabalı eğlence faslından eve dönüyoruz. sarhoşuz ve ben tabiki daha bu saatte evde olmak istemiyorum. hadi diyorum hadi sahile gidelim. en genç ve en başıboş anımızdayız neden evde oturuyoruz, nedeeeen? ama kimse gelmiyor. o gece yapacağım kafaya koydum. 10 aydır git soyun demiş. gidip soyunacağım. arabalı ufaklıklardan birine iş atıyorum ama esasen ilgimi de çekmiyor. laf olsun diye işte biraz da sarhoşum tribi. bir anda ona kendini çok önemli hissettiriyorum -allah kahretsin ki-. o sırada evden ayrılıyorum. sahile doğru ilerliyorum ve TA DAA. üç oğlan. gözüme hiçbirini kestiremiyorum. zaten arkaları dönük oturuyorlar. arka profilden kaç kişi bir kadını etkileyebilir ki. yanıma sigara almamışım ve yanlarına yaklaşıp -sadece sigara almak için olduğuna teminat verebilirim- korkuluklara asılarak fazla sigaranız var mı diye sesleniyorum ve TA DAA sigara var. koş koş koş al hemen. şimdi önlerindeyim biri bana sigarasını uzatıyor. marlboro touch. bunu unutmayacaksın boku yedin TA DA. sigarasını bahşeden oldukça tatlı. bakın oldukça. fıstık gibi. yanlarına oturup onlara katılmamı istiyorlar hemen kabul ediyorum ve o sırada dünyanın en komik kızıyım enerjime bitiyorlar ve benimle eğleniyorlar. bunu hissediyorum. bu tarz konuşmaları herkesle yapamam. bir yandan arabalı ufaklık bizim umutsuz ev hanımlarına haber çakmış vaziyette bana nerdesin diye sorup duruyorlar sahildeyim ve gelmeyin diyorum. GELMEYİN. yine de çoktan yola çıktıklarını tahmin etmek zor değil ve bulunduğumuz yere gelmeleri beş dakika. bu arada sigarasını paylaşan delikanlıdan laz kalası diye bahsedeceğiz. laz kalasına beni lütfen bırakmayın yanlarına dönmek istemiyorum diyorum halledeceğini söylüyor. o arada arabalı ergen irisi sahili sirenler eşliğinde basıyor ve beş kişi beni almaya gelmişler. kargaşada bir şekilde laz kalasıyla numaralarımızı alıyoruz ve bunlarla ne yapacağımızın kesinlikle farkında değiliz. bizimkiler kalası iki dakika kenara çekiyor bana da bu gece onlarla kavga ettiklerini benim burda durmamın kötü olacağını söyleyip alıyorlar ve gidiyoruz. ertesi gün oğlana bildiğiniz yapışıyorum. bir şeyi istersem alırım. içimde ufak bir samantha jones yatıyor olabilir. o gün onunla gece yine sahilde buluşmak için sözleşiyoruz. en güzel siyah elbisemi giyiyor makyajımı yapıyor ve rakı içerek gecenin 1 olmasını bekliyorum. ve oluyor. çünkü neden olmasın. yeterince sarhoş değilim dünkü enerjimi bulamam diye korkuyorum. birkaç rakı shotın ardından -bütün rakıseverlerden çok özür dilerim- evden çıkıyorum ve evet dün geceki yerdeler. biraz pişmanlık duyuyorum. hey hala tatlı sayılırsın burdan kaybol ve sevgilini sakın aldatma. bu senin kendine en büyük saygısızlığın olur. aldatılsan bile böyle intikam almayacağına, hiçbir konuda kimseden intikam almayacağına  kendini alıştırdın. sen bu karedeki kız değilsin diyorum. ama ordan ayrılmıyorum da. iyi niyetli bir şıllığım. yanlarına oturuyor ve sanki oraya laz kalasıyla öpüşmeye gelmemiş gibi davranıyorum. poor you. hiçbir şeyden haberin yok. aklımdaki plan bir şekilde adamı tenhaya sıkıştırmak. bakın gerçekten tenhaya sıkıştırmak nedir? o sırada başroldeki oğlanımız markete gitmek için ayaklanıyor. BİNGO. hadi beraber gidelim de hadi hadi desene. demiyor. ona boşuna laz kalası demedik arkadaşlar. ama o markete gidip ben de arkasından bakarken bazı ürpertici gerçeklerle karşı karşıya kalıyorum. laz kalası, laz ve kalas olması dışında istanbul'da yaşıyor -korkunç bir semtte-. ama laz kalası yaklaşık 2 metre uzunluğunda, kaslı mı kaslı, sarışın ve mavi gözlü bir abimiz.yani FABULOUS ANLIYOR MUSUNUZ? Burada düşündüğüm tek şey var. Sevgilim hayatımdaki Aidan, laz kalası hayatımdaki Big. o noktada bu gecenin böyle sonlanacağını herkes gibi ben de düşünüyorum. arkadaşları hemşire ve polis, - hala isimlerini karıştırıyorum onlara o kadar odaklanmamışım ki- onlar da beni sana asla bakmaz dercesine süzüyorlar. ama bu gece böyle bitmeyecek üzgünüm. bitseydi muhtemelen sadece egom zarar görmüş olurdu.

işte esas oğlanımız dönüyor. saat 1.30pm. bundan bir ay kadar sonra onun da beni markete(!) götürmek istediğini öğreneceğim. evet her neyse. dönüyor ve havanın çok sıcak olduğunu söylüyor. hadi denize girelim diyorum. bakın bu cümle iq'm hakkında büyük ipuçları içeriyor. gece 2ye geliyor üstünde elbise var ve elbisenin altında kesinlikle mayo bikini vesaire yok. neden denize girelim diyorsun?  arkadaşları da gaza getiriyor. haliyle onun üstünde de gündelik kıyafetleri var.insan gece arkadaşlarıyla dışarı çıkarken bu gece gelip bir kız beni denize sokar diye düşünmüyor. ben çoktan ayakkabılarımı çıkarmış bileklerime kadar suya girmişim. bilin bakalım ben ne diyorum. hadi hadi. ALKOL DOSTUNUZ DEĞİLDİR. elimi ona doğru uzatıyorum ayakkabılarını çıkarıp denize doğru gelirken biz ne yapıyoruz diye suratıma bakıyor. inan ben de bilmiyorum ve elimi tutuyor. ilerliyorum suda ıslanıyorum. ıslanıyorum. su daha belime gelmişken aşağısını yosunlar kaplıyor ve dünyada nefret ettiğim birkaç şeyden biri. saçlarım da bozulmasın diye omuzlarıma kadar gömülüyorum suya ve iyice yanıma yaklaşıyor dönüp arkadaşlarına bakıyoruz. evet bizi izliyorlar ve uff ne kız be abi dediklerinden eminim. çünkü biri cesaretim için beni tebrik etmeli anlıyor musunuz? türkiye'de kaç erkeğin başına böyle şeyler geliyor? ayaklarımı yere değdirmemeye çalıştığımı fark ediyor ve kalçalarımdan tutup beni kendine çekiyor. hop. kucağındayım. bacaklarımı beline doluyor. o gece dolunay var. 20 yaşındaki bir kızın ömründe yaşayabileceği en romantik on andan birindeyiz. neredeyse burunlarımız değiyor. hadi yap artık şunu. 

ve dakikalarca suda sarmaş dolaş öpüşüyoruz. titriyor üşüdük. hadi çıkalım üşüdün diyorum her seferinde tutup tekrar bacaklarımı vücuduna sarıyor. ama sonunda çıkmaya ikna ediyorum. polis ve hemşirenin suratlarında puşt bir gülüş var, elbisem üstüme yapışmış ve hava kesinlikle o kadar sıcak değilmiş. şimdi ne yapacağız? daha fazlasını planlamadım. tanımadığım biriyle daha fazlasını yapmayacağım, eve gitmeyi planlıyorum. ama o otelinin hemen caddenin karşısında olduğunu kurulanıp öyle gidebileceğimi söylüyor. okey hadi yapalım şu işi. kurulanalım yani. ama daha fazlası olmayacak.

otele giderken kolunu omzuma atıyor. etraftaki amcalar teyzeler bizi iki deli sevgili sanıp suratımıza gülüyorlar ve bam oteldeyiz. kurulandık süper. vedalaşmalıyız. hadi vedalaşalım. yapamıyoruz. hadi gel buraya diyor sevimli bir köpekmişim gibi pat pat yatağa vuruyor. sevimli ve ıslak bir köpeğim. umarım ıslak bir köpek gibi de kokmuyorumdur. gidiyorum ama prezervatif var mı? PREZERVATİF VAR MI? KORUNABİLECEĞİMİZ HERHANGİ BİR ŞEY VAR MI? laz kalası ve benim ortak yapımımız olan çocuk voltran oluşturabilir evet onun çocuğunu kesinlikle doğurmak isterim. AMA ŞİMDİ DEĞİL. olaylar tamamen kontrolümden çıkmış vaziyette. ve prezervatif yok. -daha sonra onun da benim kadar prezervatif istediğini çünkü aids olmak istemediğini öğreniyorum, bu kadar korkunç gözüktüğüm için üzüleceğim- her neyse. seviştik. söylemesi ne kadar kolay. pek seviştik de denemez. ayıp, günah, iğrenç ve rezil olduğu için bu kadar muhteşem, zevkli ve heyecanlı geldi muhtemelen.içimdeki charlotte york'u susturamıyordum. çok güzeldi ama hemen bitirmesi gerekiyordu. eve gitmem gerektiğini acele etmesini söyledim. bu kadar ileriye gitmek istememiştim. nasıl reddedeceğimi de bilememiştim. bitti giyindik ve arkadaşlarının yanına giderken yine ufak ve zekice esprilerle carrie bradshaw tavrımı sürdürdüm. evet gruptaki herkes kesinlikle ne yaptığımızı biliyordu. orada daha fazla kalamazdım heyecanımı tek başıma yaşamak istiyordum çünkü bu aynı zamanda harika bir şeydi.o gece ikimizin de o sahil kasabasındaki son gecesiydi. ertesi gün istanbul'a dönecektik ve bu iş burada bitecekti. -ben ve planlarım aaahh.-  sırasıyla herkese vedamı yaptım. sen dünyanın en iyi polisisin, sen dünyanın en iyi hemşiresisin ve sen, dünyanın en iyi yüzücüsüsün, derya büyükuncu halt etmiş yanında!