YEMEK

Seni seviyorum...

Author

Kahve. Seni seviyorum.

Ben bir kahve aşığıyım. Gerçekten. Kahve’nin hikayesini, tadını, dokusunu, çekirdeğini, kokusunu, dükkanını, tohumunu, Türk’ünü, Brezilyalısını, sohbetini, falını, her şeyini seviyorum.

Seni seviyorum...

Yapılışını ve geldiği yerleri seviyorum. Minik bir kahve tohumunun dünyanın dört bir yanındaki farklı ülkelerde, çiftçiler tarafından hasat edilmesini, bu çiftçilerin, çekirdeklere, eşsiz, heyecan verici lezzetler katmak için gösterdikleri özeni seviyorum.

Kahvenin en çok evrensel olmasını çok seviyorum. Dünyanın neredeyse her ülkesinde insanlar kahve içiyor. Modern dünyamızda yarattığımız tüm yapay sınırlara rağmen, kahve, insanları birbirine bağlayan olağanüstü ve nadir bulunan şeylerden biri değil mi sizce de. Geldiğimiz kültür veya konuştuğumuz dil ne olursa olsun hepimiz bir fincan kahveye ortak bir saygı duyarız.

Kahvede mükemmele ulaşmak için ince işçilik gerekmesini seviyorum. Bir makine şimdiye kadar içtiğiniz en iyi latteyi yapamaz; Bunu bir kişinin yapması gerekir. Kahvenin içinde her zaman insan olmasını seviyorum.

Bach’ın kahveye olan tutkusu için “kahve kantatı” bestelemiş olmasını, Balzac’ın günde 40 Voltaire’in 50 fincan kahve içmiş olmalarını, Tam bir kahve tutkunu olan Beethoven’ın her gün 60 kahve çekirdeğiyle ve özel bir tarifle hazırlanan kahveyi içmiş olmasını seviyorum.

Herkesin kahveyi sevmesini ama kahve tercihin ayrı olmasını seviyorum. Bazı insanlar Chemex'in yerine tek bir fincanı tercih eder, bazısı Türk Kahvesi pişirmeyi, bazısı french press’i ... Ama özünde hepsi kahvedir ve kahvenin de özünde hep insan vardır.

Bazen öyle havalara girmeden, hazır kahve içmek bile güzeldir. İyice öğütülüp inceltilmiş kahve üzerine sıcak su dökersiniz. Bu kadar. Hiçbir kimyasal madde, koruyucu ya da katkı maddesi yok. Sadece kahve. Sade ve basit.

Türk kahvesi. İşte onu çok, en çok seviyorum. Köpüklü kahve yapmanın ustalık gerektiren bir şey olmasını, kahve sohbetini, falını, en çok da bir kahvenin kırk yıllık hatırı olmasını seviyorum.

Günün herhangi bir saatinde, kahve içebileceğimi bilmeyi seviyorum. Soğuk bir sabah, sıcak bir fincan kahveden güzeli yokken, yaz aylarında öğle yemeğinden sonra buzlu kahve içmeye bayılıyorum.

Kahve ritüelini seviyorum. Latte’nin yanındaki acı çikolatayı, espresso’nun yanındaki kıtır bisküviyi, Türk kahvesinin eşlikçisi lokumu seviyorum.

Şarap yapımı gibi, kahvenin de her aşamasında büyük bir işçilik ve sanat olmasını seviyorum.

Kahve kupalarına, bardaklarına bayılıyorum. Bazı bardakların bazı kahvelere özel olmasını seviyorum. Espresso bardağında sadece espresso içilmesini, Türk kahvesi fincanında sadece Türk kahvesi içilmesini seviyorum.

Kahve dükkanlarını, kafeleri seviyorum. Yaratıcı, ilham veren insanların yalnızca kahve içmek için değil çalışmak, kitap okumak ya da sadece etrafını seyretmek için buralara gitmesini seviyorum. Kafeler benim için enerji, ilham ve mutluluk kaynağıdır.

Kahve olmasaydı, birçok insan bu kadar yaratıcı ve üretken olamazdı diye düşünmeyi de seviyorum.

Kahve. Seni seviyorum.