HIKAYE

14.07.2002 – 14.07.2017

Author

Tam 15 sene oldu bugün.

Deniz Tekin’in söylediği Ayrılık şarkısını dinlerken yazıyorum bunları. Sigara içmekten ciğerlerim patlayacak gibi sanki. Kalbimde bir acı, boğazımda yutkunmamı imkansız hale getiren bir tıkanıklık var şuan. Ellerimin titremesinden çok zor yazıyorum bunları. Belki acım hafifler, yıllardır akmayan gözyaşlarım akar diye yazıyorum sanırım.

Erkekliğe adım atmak mı dersiniz hayatın gerçeklerini anlamak mı dersiniz bilmiyorum ama dile kolay 15 sene oldu. Kanserin ne olduğunu, bir insanı nasıl alıp götürdüğünü -ki bu insan babanızsa- 8 yaşında anlamak çok kötü birşey. Bir bacağı ve bir kolu kırık bir insan olarak yaşıyorum resmen 15 senedir ya da bir tarafı felçli biri gibi de diyebiliriz.

Sigaraya başlayan herkes ilk zamanlarda korkar babasına yakalanmaktan. Öğrenirse kızar hatta belki de döver. Ben bu duyguyu hiç yaşayamadım. Çünkü sigaraya başladığımda babam çoktan gidivermişti. İçtim... Korkusuzca içtim. Ölüme meydan okurcasına. Karşıma dikilip bana sigaranın zararlarını anlatmaya çalışan çok kişi oldu. Çok kişi sigarayı bırakmam gerektiğini söyledi. Onlar bunları anlatırken içimden geçirdiğim şeyleri ancak şimdi söyleyebiliyorum. “Sigaranın ne kadar boktan olduğunu hepinizden iyi biliyorum. Sizin gördüğünüz şeyleri ben yaşadım hemde 8 yaşımdayken. Sigara yüzünden belki dayak yemedim ama çok ağır bedeller ödedim. Babamı kaybettim. Anlıyo musun bunu ? Şimdi siktir git ve bir sigara daha yakayım.”

Bugün 10 belki 12 senedir yapmadığım birşeyi yapacağım. Mezarlığa gideceğim hemde güzel bir demet çiçek yaptırıp. Mezarının yanında dikilip “Görüyor musun babacığım ben geldim” diyeceğim. Belki iyi belki kötü bir insan oldum bilemiyorum ama seni hiç unutmadım. Neden gelmediğime gelirsek gelemiyorum işte. Ayaklarım gitmiyor. Gelince senin yanına kıvrılıp bir daha kalkmayacağımdan korkuyorum. Korku gibi de değil aslında. Orda kalabilirim ölene kadar ama bana ihtiyacı olan insanlar var ve gitmem gerekecek. Ama yine geleceğim merak etme.

Mezarlığa son gidişimi hatırlıyorum. Bir karne günü dedem okula beni almaya gelmişti. Ordan da doğru senin yanına geldik. Dedem elimden karneyi aldı mezarının üstüne koydu. Bak dedi kocaman adam oldu oğlun dedi. Keşke sen de olsaydın dedi ve gözleri kıpkırmızı oldu. Sonra bir kaç dakikalığına gitti yanımdan. Bizi yalnız bırakmak için gittiğini düşündüm uzun yıllar boyunca ama ağlamaya gitmişti.

Sen gittikten sonra herkes güçlü olmam gerektiğini söyledi. Ağlayamadım bile. Ama bir insan babasını kaybedince nasıl güçlü olabilirdi ki ? Babam ölmüştü. Bir dizide duymuştum “İnsanın babası ölür mü? “. Ölüyormuş işte. Yapayalnız bırakıp gidebiliyormuş.

Önüme birlikte çekindiğimiz bir fotoğrafımızı koydum. Nasıl da kocaman sarılmışım sana. Nasıl tutmuşsun beni ölene kadar bırakmayacak gibi. Merak etme baba öldükten sonra da bırakmadın. Hep sana yakışan bir insan olmaya çalıştım. Karşılık beklemeden iyilik yapıp, herkesin arkamdan iyi şeyler söylemesini sağladım.

Biraz sonra tüm ışıkları kapatıp yakıcam sigaramı.Yarın mezarlıktan ayrılırken de bir sigara yakıp dikicem toprağa. Birlikte ilk sigaramız sayılır bu. Ama son olmayacak ...