HIKAYE

Yaşamak Öldürür

Author

Çocukken; yani dertsiz tasasız bir hayat sürerken hayata karşı hep olumlu bakardık. Sanki herşey güzeldi ve öyle olarak devam edecekti. Çimenlere uzanıp hayal kurduğumu bile hatırlıyorum. Her gece yorgunluktan bitik halde uyuyacak ve ertesi gün yine tam enerjiyle uyanıp oyun oynamaya, gülüp eğlenmeye devam edecektik. Yani en azından ben öyle sanıyordum.

            İşte ondan sonra fragman bitti ve gerçek olan hayatla tanıştım. 8 yaşındayken artık bu evin erkeği sensin denmeye başladı. Fakat ben erkek falan değildim. Sadece çocuktum. Oyun oynamam, çizgi film izlemem gereken yaştayken böyle bir sorumluluk yüklendi üstüme. Herkes meyve ağaçlarına tırmanırken ben kendimi babamı iyileştirmek için tırmandığım ıhlamur ağacında bulmuştum. Hiç bir işe yaramamıştı gerçi o ıhlamurlar. Kansere çözüm olmuyormuş ıhlamur.

            Yavaş yavaş anlamaya başlamıştım bu olaydan sonra dünyanın işleyişini. Sen ne istersen iste o kendi kurallarına göre yaşatıyor seni. Gerçi hakkını da yememek lazım hayatın. Benden 5 yaş küçük bir melek de verdi bize. Bu melek çok şey öğretti bize özellikle de bana. Sabretmeyi, sakin olmayı, karşılıksız sevmeyi, zorluklara karşı hiç bir şey belli etmemeyi öğreten kişi bu. Herkes abisiyle ya da kardeşiyle kavga edip dövüşürken ben down sendromlu kardeşime karşı yumrukla değil öpücükle saldırıyordum. O bana ne kadar çok vurursa ben de onu o kadar çok öpüyordum. Belki de onun sayesinde kavgadan gürültüden uzak durmayı başarmışımdır şu yaşıma kadar.

            Uçurumun kenarında bir dala tutunmuş gibiyim. Ne zaman bütün yükümü o dala verip kendimi yukarı atmaya çalışsam hep daha fazla düştüm. Büyük ihtimalle bundan dolayı uzun bir süre denemedim yukarı çıkmayı. Fakat artık dayanacak gücüm ve enerjim kalmadı. Yani kısacası çok fazla hata yapma şansım kalmadı. Bundan sonraki her adımımı düşünüp daha sağlam atmalıyım. 

            Bunun içindi belki isteyerek seçtiğim o okulu o bölümü bırakmam. Yeni bir okul, yeni bir bölüm kim bilir belki yeni bir arkadaş topluluğu, yeni bir hayat. Yeni bir aşk ...

            Kardeşimden öğrendiğim gibi sevmekten bahsediyorum. Karşılıksız ve sonsuz ... Ölümü getiren tek şeyin yaşamak olduğunu düşünüyorum ama belki de sen bunu değiştirebilecek tek kişisin. Seninle yaşamak ölüme meydan okumaktır belki. O kadar çok seveceğiz ki Tanrı bile bizi ayırmayacak, burada cenneti yaşatacak. Gerçi seninle cehennem bile; güzel ve yaşanabilir bir yer olur ama sen sevmezsin, o kadar sıcaktan bunalırsın.

            Benimle yaşamak eğlenceli olabilir ama benimle ölmek fikrine ne dersin ?