EĞLENCE

Şoför amcanın azizliğine uğramak

Author

Hepimiz mutlaka o klişe otobüs aşklarını yaşamışızdır. Genelde bu aşklar farklı duraklarda inen genç kardeşlerimizin o son bakışmalarıyla son bulur. Anlatacağım hikayemde keşke farklı duraklarda inseydik de böyle olmasaydı dediğim türden.

Yaz tatilindeyiz, arkadaşla bir gün önceden konuşmuş diğer gün gezmek için plan yapmışız. Süslenmişim binmişim otobüsüme. Normalde bomboş olan şansıma tıklım tıklım denk gelmiş. Havalı bir şekilde binmişim ama binmemle havamın fıs diye sönmesi bir olmuş. Arkadan insanların da ittirmesiyle körük kısmının tam ortasında kalmışım. Ne bir adım geri atabiliyorum ne de ileri. Herkes koala gibi yapışmış direklere, tutacak yer de kalmamış. Tepemde sarkan hani şu saçma halka gibi olan tutacak olan şeyler var ya hah işte ondan kalmış bir tane kısa bir bakışmanın ardından el mahkum tek dayanağıma tutunmuşum. Otobüs hareket ettikçe pinpon topu gibi başlamışım bi sağımdakine çarpmaya bi solumdakine çarpmaya. Ayaklarıma daha çok yüklenmeye başlamışım dengemi koruyabilmek için. Duruma alışınca tabi can sıkıntısından çevreme bakmaya başlamışım(cam kenarında oturuyorsam asla otobüsün içerisine göz atmam, dışarıyı izler hayaller kurarım) Ve tam da o an o günkü otobüs aşkımla bakışlarımız çarpışmış. Klasik olarak devamında kaçamak bakışmalar serüvenimiz başlamış, kim daha önce durakta inecek acaba sorusu zihinlerimizde cirit atmaya başlamış bile. Yaklaşık yarım saat geçmiş tabi ikimizden de tık yok, inme girişiminde bulunmuyoruz, son duraklara da az kalmış. Tabi hal böyle olunca aha kesin aynı durakta ineceğizler başlıyo. Arkadaşla buluşacağımız yer de İzmir, Konak. O süre zarfına kadar güç bela yerimde durmayı başaran ve çocukla ara sıra bakışan ben tek bir şeyi hesaba katamamışım,  Konak varyantı. (üşenmeyen arkadaşlar görsel araması yapıp bakarsa ne demek istediğimi kesinlikle anlayacaktır) Otobüs başlamış varyanttan inmeye, unutmadan şoför amcanın adeta rallici edalarında hız kesmeden gittiğini söylemeyi de es geçmeyeyim. Tabi dengede durma çabalarım birinci dönemeç, ikinci dönemeç, üç derken elimin o tutacaktan kopmasıyla son bulmuş ve yan tarafımda duran başka bir çocuğa ışık hızıyla uçmaya başlamışım. Tabi kesin düşeceğim korkusuyla gözlerimi kapatıp, olayı akışına bırakmam da o saniyelerde gerçekleşmiş. Düşmediğimi, aksine birine sarıldığımı anladığım an gözlerimi açmış ve açtığımda ise açmasa mıydım acaba diye düşündüren, bakışlarıyla beni parçalara ayıran sarıldığım çocuğun sevgilisi olduğunu düşündüğüm kız olmuş.(kesinlikle sevgilisiydi!) 

Tabi anında çok pardonlar, kusura bakmalar... Asıl hüsrana geliyorum çok sevgili storia okuyucusu. Yarım saattir bakıştığım çocuğun bıyık altından kıs kıs gülüyor oluşu. Ah be şoför amca, bari o son dönemeci yavaş döneydin iyiydi. Hani derler ya ne otobüs aşklarını farklı duraklar ayırdı be, ben de diyorum ki ne otobüs aşklarını şoför amcaların hız sevdası ayırdı be. O düşüşten sonra çocuğa göz ucuyla bile bakamadım, ineceğim durağa gelince de tazı gibi kaçıp gittim. 

Son not: Ne durumda olursanız olun, asla ama asla tepedeki tutulacak olan hala adını bilmediğim o saçma şeyleri tutmayın. :) Bir sonraki rezillik anında görüşmek üzere. Havalı günler!