TARIH

Çanakkale’den bize kalan, hiç görmediğimiz bir madalya

Author

Bizim aileden dört erkek Çanakkale Savaşı’nda cephedeymiş. Çanakkale’deki hemen her Adanalı gibi onlar da Arıburnu, Kanlısırt cephesinde savaşmış. İkisi cephede şehit olmuş, dedem ve kuzeni de gazi olarak geri dönmüş savaştan. Bundan sonrası daha da tuhaf. Büyük halam, dedemin gazi madalyasını almak için epeyce uğraşmak zorunda kalmış çünkü.

Elinden dikiş nakış gelen hala, askeriyede terzi olarak çalışmaya başlıyor, kendinden küçük beş kardeşine ve annesine bakabilmek için büyük bir mücadele veriyor. Bu esnada, evin en büyük kızı olarak, savaştan döndükten bir süre sonra önce yatalak olan sonra da hayatını kaybeden babasının hatırasına da sahip çıkmak için Gazi madalyasını almak istiyor. Defalarca başvurmasına rağmen halamın anlattığına göre kız evlat olduğu için madalyayı vermiyorlar. Git geller bitmiyor, hala madalyayı almak istiyor, “yetkililer” teslim etmiyor, aylarca bu şekilde tekrarlanıyor mesele. Sonuç: Sıfır. Konuşmalarımızdan birinde gözleri dolu dolu “Bir defa gösterdiler” demişti halam. O kadar.

Bugün bu ülkede benim gibi birçok insanın dinlediği hikayeler yeniden kulağına çalınıyor. Bugün hemen her aileden, en az bir kişinin Çanakkale Savaşı’na gittiği gün. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Seddülbahir’den Bolayır’a kadar taşınan çatışmaların başladığı 25 Nisan sabahının sene-i devriyesinde Çanakkale’de farklı gruplar Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının teşvikiyle bir araya geldi ve ayırt etmeksizin kaybımız olan binlerce insanı andı. Sabah 05:30’da başlayan anma törenine Avustralya Dışişleri Bakanı Julie Bishop, Yeni Zelanda Adalet Bakanı Amy Adams, Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen Çanakkale Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ, Türkiye'de görev yapan İngiltere Büyükelçisi Richard Moore, Avustralya Büyükelçisi James Larsen, Yeni Zelanda Büyükelçisi Jonathan Curr katıldı.

Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda milli marşlarının söylendiği törenlerin 25 Nisan’da yapılmasının asıl sebebi Anzak askerlerinin 102 yıl önce bugün Gelibolu’da karaya çıkmış ve dolayısıyla karşı cepheler için savaşın başlamış olması.

Ben dedemi hiç görmedim, iki tane fotoğrafı var evde. Biri yatalakken çekilmiş, biri de portre. Ayakta nasıl göründüğünü hiç bilmedim, nasıl yürüdüğünü, ona benzeyip benzemediğimi hiç hayal edemedim. Halam da vefat edeli yıllar oldu. Umarım emanetini bir gün ben teslim alabilirim. Madalyası dışında tüm emanetleri bende dedemin, en başta da üzerinde yaşadığımız topraklar. Bana kalan bir başka şey de Ruhi Su'nun güzel yorumuyla söylediği "Çanakkale Türküsü"ne içlenmek.

Çanakkale’den bize kalan, hiç görmediğimiz bir madalya