BILIM

Hayat adil değil, şans 'vasat' olandan yana... Bilim bunu kanıtladı

Author

Hiç şansın yok mu, yeteneklisin ama bir türlü yükselemiyor musun, yalnız değilsin... Hayatta şans faktörünün etkisi sanılandan daha fazla.

Bilim insanları çalıştı, çabaladı ve şans faktörünün 'başarı' üzerinde ne kadar etkili olduğunu, eğer şansın yoksa ne kadar başarılı ve zeki olursan ol yükselemeyeceğini ispat etti.

Hayat adil değil, şans 'vasat' olandan yana... Bilim bunu kanıtladı

İtalya’da Katanya Üniversitesi’nden bir ekip, 'Hayat gerçekten adil mi' sorunusan yanıt aramak için kapsamlı blir araştırma yaptı. Dr. Alessandro Pluchino başkanlığındaki ekibin ulaştığı sonuç şansın ‘ortalama’dan yana olduğu yönünde. Yani bu şu anlama geliyor:

Eğer üstün zekâlı ya da çok yetenekliysen boşuna zorlama hayatı. Çünkü hak ettiğin başarıyı yakalama şansın düşük. Ama temel özelliğin “ortalama" olmaksa kim tutar seni, tüm şans melekleri seninle..

İtalyan bilim insanlarını böyle bir araştırmaya iten şey şu: Batı kültürünün özünde 'meritokrasi paradigması' var. Meritokrasi, yönetim gücünün, kişilerin yetenek ve bireysel üstünlüğüne, yani liyakata dayandığı yönetim biçimini ifade ediyor. Buna ilişkin paradigma da başarının çoğunlukla yetenek, zekâ, beceri, akıl, çaba ve motivasyona bağlı olmak üzere, kişisel özellikler üzerinden elde edilebileceği inancını anlatıyor...

Peki bu paradigma doğru mu? Bu soruya yanıt bulmak için yola çıkmışlar. Başarıda şansın payının olup olmadığını görmek istemişler.

Araştırma sonunda ortaya çıkmış ki akıllı olmak başarıyı garantilemiyor. Ayrıca, var olan potansiyel ile bir topluma yansıması arasında çok açık bir ayrışma görülüyor.

Bir toplum düşünün. Bir zeki ve yetenekliler için çan eğrisi olsun, bir de zengin ve başarılılar için. Bu çan eğrisinin en tepesinde olanlar aynı kişiler mi olur? Yani zeki ve yetenekliler aynı zamanda zengin ve başarılı mıdır?

Son verilere göre dünyadaki en zengin sekiz insan en yoksul 3.6 milyar insanın sahip olduklarının tamamına sahip. Bu sekiz kişi, dünyadaki en yetenekli, en zeki, en becerikli sekiz kişi olabilir mi? Bu mümkün mü? Yoksa o sekiz kişi aynı zamanda 'şanslı' mı?

Araştırmayı yapan Pluchino ve meslektaşlarına göre o sekiz kişinin dünyanın en zengin sekiz kişisi olmasında şans, baht veya rastlantının payı büyük. İddialarına göre, sosyal ya da profesyonel avantajlar, sahip olunan becerilerle hiçbir bağlantısı olmayan bazı rastlantısal faktörlerden şiddetli şekilde etkilenebiliyor.

Kişiyi daha şanslı kılan şeylerse çok ilginç. Konuyla ilgili birden fazla örnek mevcut.

Mesela kimi çalışmalar, soyadları alfabenin üst sıralarındaki harflerle başlayan bilim insanlarının terfi alma oranlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Ortanca isimlerini kullanan kişiler daha akıllıymış gibi algılanıyor.
İsimleri daha kolay telaffuz edilen kişiler, zor telaffuz edilen ve yazılanlara kıyasla daha kolay iş buluyor.
Sofistike soy isimlere sahip erkekler yöneticilik pozisyonlarına daha fazla ulaşıyor.
Erkeksi ilk isimlere sahip kadın avukatlar, daha kadınsı isimlere sahip olanlara kıyasla daha çok tercih ediliyor.
Ve tabii ki, bazı tip raslantısallıklar o kadar açık etkilere sahip ki, nadiren dile getiriliyorlar. Söz gelimi, Boston’da doğan birisinin Bangladeş’de doğmuş bir başkasına kıyasla büyük bir şirkette çalışma şansı daha yüksek.

Pluchino ile ekibi de, şansın etkisini ortaya koyan bir modeli gerçekten yaratıp yaratamayacaklarını merak etmişler. Ve bunu başarmışlar.

Araştırmada, vekil-tabanlı bir bilgisayar modeli yaratılmış. Yüksek sayıda insanın bilgisi bu ‘dünya’ya yüklenmiş. Bu insanların her birine belli oranda yetenek verilmiş ve bu yetenek seviyesi deney boyunca değiştirilmemiş. Ayrıca her birine belli miktarda para (yani sermaye) verilmiş. Herkes aynı sermaye ile başlatılmış. Ancak bu durum, model çalışmaya başladığında ne olacağına bağlı olarak değiştirilebilirmiş. Ardından araştırmacılar insanlara belli oranda rastlantısal olarak dağıtılmış şans ‘enjekte etmişler’. Bazılarının payına iyi, bazılarına ise kötü şans düşmüş. Ardından hem insanlar hem de şansları, bu simülasyon (canlandırma) dünyada yaklaşık 40 yıla denk düşen bir vakit geçirmiş. Eğer insanlar biraz kötü şansa denk gelirlerse sermayeleri düşüyor, eğer iyi şansa denk gelirlerse sermayeleri ikiye katlanıyormuş. (Yetenekleri değişmemiş.)

Pluchino ve meslektaşları modeli birkaç kez çalıştırdılar ve farklı varyasyonlarını uyguladılar ama sonuçlar her turda birbirine benzer çıktı. Ekip bu analizi şöyle aktarıyor:

“En başarılı olanlar, neredeyse hiçbir zaman en yetenekli olanlar olmadı. Çoğunlukla yetenek dağılımında orta kısımda kalanlar en başarılı olanlardı. Ayrıca sonuçlar, şanslı olayların hayatı ve başarıyı ne oranda etkilediğini ve bu faktörün ne kadar gözden kaçırıldığını ya da görmezden gelindiğini gösteriyor.”

Sonuçlar, gerçekten de literatürde kendine geniş yer bulan ve daha muğlak bir saptama olan “bu sistemde zengin zenginleşiyor, akıllı köreliyor”u destekliyor. Bilim insanları, “Ödül ve kaynaklar genellikle zaten yüksek bir başarı düzeyine ulaşmış olan insanlara verildiğinden, hatalı olarak bir yeterlilik ve yetenek ölçütü olarak kabul ediliyor,” diyor ve ekliyor, “bu sonuç, aslında en yetenekli olanlar için fırsatların ne kadar sınırlı olduğunu ve mevcut sistemin beceri sahibi olanlar için ne kadar caydırıcı olduğunu gösteriyor.”

Makalenin orijinali Cosmos Magazine‘de yayımlanmıştı. Dilimize çeviren ise İdil Karşıt