GÜNDEM

ÖSO'yu oluşturan güçlerle Kuva-yı Milliye güçleri gerçekten benzer mi?

Author

Afrin operasyonunda Türk Silahlı Kuvvetleri safında savaşan ÖSO birlikleri etrafındaki tartışma yepyeni bir boyuta taşındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Suriye Ordusu'na yönelik tepkileri yanıtlarken, ÖSO'yu Kurtuluş Savaşı kahramanı Kuva-yı Milliyecilere benzetti.

Bu benzetmeyi bir temele oturtmak için Kuva-yı Milliye ve Özgür Suriye Ordusu'nun kimlerden oluştuğuna ayrı ayrı bakmak gerek. Biz de öyle yapalım.

ÖSO'yu oluşturan güçlerle Kuva-yı Milliye güçleri gerçekten benzer mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ÖSO'ya yönelik tepkileri yanıtlarken şöyle dedi:

"ÖSO'ya terör örgütü diyenler, başını iki elinin arasına alsın düşünsün. Benim Mehmedimle beraber kendi topraklarını koruma savaşını yapanlara böyle bir yakıştırmanın ne kadar alçakça olduğunu görmek lazım. Bu operasyonda ÖSO şu ana kadar 614 şehit vermiştir. 2 binin üzerinde de gazisi vardır. ÖSO Zeytin Dalı Operasyonu'nda 16 şehit 100 gazi vermesine rağmen mücadelesini kahramanca sürdürmektedir. Bizim de Mehmetçiğimiz olarak şehitlerimiz var. Zeytin Dalı Operasyonu'nda şu ana kadar bizler de şehitler verdik. Burada ÖSO'nun şehitleri var. Toplamda 646 terörsiti etkisiz hale getirdik. Şu anda Burseya Tepesi düştü. Yakın tepeleri dağları da Mehmetçiğimiz ÖSO ile birlikte düşürmenin adımlarını atıyor. ÖSO kendi vatanlarını korumak için organize olmuştur. Bizim Kurtuluş Savaşımız'daki Kuva-yi Milliye güçleri gibi bir oluşumdur."

Hemen bakalım o zaman. Kuva-yı Milliye neydi ve kimlerden oluşuyordu?

ÖSO'yu oluşturan güçlerle Kuva-yı Milliye güçleri gerçekten benzer mi?

Kuvâ-yi Milliye, Anadolu'nun Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Ermeni birliklerince işgal edildiği ve Mondros Mütarekesi ile ağır koşulların dayatıldığı dönemde kuruldu. Darmadağın olan Osmanlı ordusunun silahları, yurdun dört bir yanında kurtuluş mücadelesi yürütenlere dağıtıldı. İşte onlar Kurtuluş Savaşı'nın ilk savunma kuruluşu oldu.

Düzenli ordu kuruluncaya dek çok önemli bir direniş gösterdi bu güçler. Ülkenin dört bir yanında savaştılar. Bugün 'Kuva-yı Milliye Ruhu' dediğimiz şeyi onlar yarattı.

ÖSO'yu oluşturan güçlerle Kuva-yı Milliye güçleri gerçekten benzer mi?

Milli mücadele sırasında halkın içinden çıkan Kuva-yı Milliye'de her kesimden insan vardı elbette. Çeteci de vardı, aşiret de vardı, gazeteci, bürokrat, asker, efeler ve zeybekler de vardı.

Düzenli ordulardan oluşan işgalci güçlere karşı gerilla savaşı uygulayan Kuva-yı Milliyeciler, kurtuluş yolundaki en önemli aktörlerden biriydi.

Sonra düzenli ordu haline getirildiler. Bu dönemde bazı efeler ayaklandı mesela. Demirci Mehmet Efe Ayaklanması ile Çerkes Ethem Ayaklanması bunlardan bazıları...

Prof. Dr. Abdülhaluk Çay'a göre “…Kuva-yı Milliye müfrezelerinden bir kısmı yurdun her bölgesinden kopup gelmiş insanlardan, bir kısmı ise özellikle belli bir yerin, kasabanın veya aşiretin insanlarından teşekkül etmişti. Bir çoğunun bünyesi taşıdıktan adlardan anlaşılıyordu.”

Kuva-yı Milliye’nin yapısı içinde halkın hemen hemen tüm kesimlerinin yer aldığı her araştırmacının kabul ettiği bir husustur. Ancak bazı kesimler günün şartlarına göre ön plâna çıkmışlardır. Ana hatlarıyla yapıyı oluşturan grupları tasnif etmek gerekirse şöyle bir tablo ortaya çıkıyor:

1. Subaylar ve Bürokratlar ( o dönemde silah altında bulunanlar ve devlet görevlileri)

2. Efeler ve zeybekler,

3. Çeşitli mesleklere mensup halkın içinden gönüllüler,

4. Eşraf (adı verilen sözü dinlenir, zengin sayılan insanlar) ve din adamları,

5. Toprakla uğraşan köylüler Bu kuva-yı milliye hareketini yapısında sivil halkın çokluğu ve etkinliği nedeniyle sivil direniş hareketi gibi nitelendirilmeler yapanlardan mevcuttur.

Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Bizim Kurtuluş Savaşımızdaki Kuva-yi Milliye güçleri gibi bir oluşumdur" dediği Özgür Suriye Ordusu kimlerden oluşuyor? Hemen bakalım...

ÖSO'yu oluşturan güçlerle Kuva-yı Milliye güçleri gerçekten benzer mi?

Bölgeyi çok iyi bilen gazeteci Fehim Taştekin daha birkaç gün önce ÖSO bileşenlerinin kimlerden oluştuğunu yazdı. İşte o yazı...

"TSK ve MİT’in koordinasyonuyla Zeytin Dalı Harekâtı’na katılan ya da destek olan çok sayıda örgüt var. Öne çıkan örgüt veya koalisyonlardan bazıları şöyle:

Cephet el Şamiyye, Feylak el Şam, Ahrar el Şam, Hamza Bölüğü, Ceyş el Nasır, Nureddin Zenki Tugayları, Sukur el Cebel, Semerkand Tugayı, Muntasır Billah Tugayı, Sultan Murat Tümeni, Fatih Sultan Mehmet Tugayı vs.

Kim bunlar? Daha önce bir kısmının köken ve yapısına defalarca dikkat çektim. Mesela Türkiye’nin yakın çalıştığı örgütlerin başında gelen Ahrar el Şam, Usame bin Ladin’in Suriye’deki adamı Ebu Halid el Suri gibi El Kaide kadroları tarafından kuruldu. Bu örgütlerden bazıları da 1970 ve 1980’lerde şiddet eylemleriyle zihinlere kazınmış olan Suriye Müslüman Kardeşler teşkilatı ile bağlantılı.

Afrin’e yönelik harekâtta Cinderes ve Seman Dağı cephelerinde öne çıkan Nureddin Zenki başlangıçta CIA’in yardımına mazhar olmuşken El Kaide’nin Suriye uzantısı Nusra Cephesi ile birlikte Heyet Tahrir el Şam’ın teşekkülünde yer aldı. Nureddin Zenki, geçen temmuzda Heyet Tahrir el Şam’ın Ahrar el Şam’ı İdlib’den söküp atan saldırılarında rahatsız olup tekrar bağımsız kaldı. Bu örgüt 12 yaşındaki Filistinli mülteci Abdullah Taysir el İsa’nın kafasının kesildiği görüntüyle gündeme gelmişti.

Afrin’i güneyden kuşatan hamleye destek olduğu söylenen Türkistan İslam Partisi de (TİP) Taliban ve El Kaide bağlantılı bir örgüt. Uygurların kurduğu bu örgüt cihatçıların cihatçılarla savaşı sırasında tercihini Tahrir el Şam’dan yana yapmıştı.

Lafın kısası Zeytin Dalı’nın gölgesinde yürüyen milis güçleri eski El Kaideciler, selefi cihatçılar, ‘ılımlı’ selefiler, siyasal İslamcılar, ılımlı İslamcılar, kendilerini hâlâ devrimci diyen ÖSO kalıntıları, savaş ağaları, fırsatçılar, macera arayanlar, paralı askerler ve MİT’in yönlendirdiği çevrelerden oluşuyor. Birinin adı şeriatçıya, diğerinin adı gaspçıya çıkmış birbiriyle uyumsuz, dağınık ve başıbozuk bir koalisyon.

Türkiye hükümeti, Suriye yönetiminin ‘terörist’ saydığı bu grupları, başından beri, “zalim bir rejime karşı savaşan devrimciler” olarak selamlıyor.

Fırat Kalkanı Harekâtı’yla birlikte bu gruplardan bir kısmı Türkiye’nin kendi özel gündemine göre yeniden dizayn edildi. Özel gündemde birincil hedef Kürtlerin liderliğindeki ‘demokratik özerklik’.

Anadolu Ajansı’na göre TSK, Fırat Kalkanı’nın ilk safhası tamamlanınca 29 Mart 2017’den itibaren Türkiye sınırlarına yakın bölgelerde kurulan kamplarda bazı grupları eğitti ve donattı. Kamplarda ÖSO mensuplarına birebir muharebe eğitimi verildi; havan, roketatar, orta ve hafif makinalı silahların kullanımı öğretildi. Sonra 30 Aralık 2017’de 30 örgütün katılımıyla üç kolordu şeklinde ‘Suriye Milli Ordusu’ ilan edildi. Sınırdaki ‘Havar Kilis Operasyon Odası’ndan yönlendirilen bu gruplar ‘Milli Ordu’ adını kullansa da bunlara ne ‘ordu’ denebilir ne de ‘milli bir güç’."

BUNLAR DA İLGİNİ ÇEKEBİLİR:

30.1.2018