DIĞER

Geceden giden-2

Author

02:17

oturma odasının sol duvarına dayalı kanepede uyuyakalmış öylece

daha da üşümesin diye üzerine yığılmış 2-3 battaniye içinden -zaten zayıf olan- nefes alışverişini seyretmekten başka bir şey gelmiyor şu an elimden.

bu zor

bu çok zor..

kalkıp öpüyorum alnından usulca

uykusu, hiç istifini bozmadan devam ediyor yoluna.

öpüyorum

çünkü sadece uyurken alıyorum en güzel tepkiyi sevgime.

öpüyorum

çünkü tıp okumamış olsam da bilirim vücutta sıcaklığa en duyarlı yerlerden birinin dudaklar olduğunu.

öpüyorum ateşini

usulca

düşmüyor..

*

03:42

karanlığa dayanmak zor

karanlığa dayanmak sıkıcı iş yapacak başka şeyin yoksa düşünmek ve beklemek dışında.

kanepenin başucunda duran, çocukluğumdan beri 70lerden kalma bir şapkadan yapıldığını düşündüğüm, lambayı açmak en mantıklısı sanırım.

yoksa birinden birinde boğulmak işten bile sayılmayacak bu saatte bu şehirde.

yüzünün şu cılız ışıktaki gereğinden yorgun kıvrımlarını görmek daha can sıkıcı oldu karanlıktan ya, neyse..

-böyle dediğime de bakma sen, görmeden de edemem, bilirsin.-

bilirsin elimi koyacağım yeri nasıl şaşırırım yokluğunda, nasıl nefes alamam sensiz, sensiz nasıl yapamam bilirsin.

tüm ağzıma sıçışların bundan.

ben de bunu bilirim.

*

4:21

sabaha az kaldı.

arada tuhaf sesler çıkarmaya başladığı an, arada bana da uğrayan uykuyu dağıtıveriyor.

kucağımda uyuttuğum -sene var ki her gece böyle uyuyakalırız birlikte, benle oluşu hep bu yüzden- kitabımı bırakıp kalkıyorum

kalkıp öpüyorum alnından usulca

uykusu, hiç istifini bozmadan devam ediyor yoluna

öpüyorum

çünkü sadece uyurken alıyorum en güzel tepkiyi sevgime.

eğer dudaklarım beni yanıltmıyorsa, düşen bir ateş var ortada.

nefes alıyorum

nefes alıyor

verişini dinlemek için göğsüne yatıyorum

konuşuyorum

beni duymadığından emin olduğum anlarda yaptığım gibi

uyurken

konuşuyorum

çünkü biliyorum, bilinci açıkken böyle şeyler konuşulmaz pek kendisiyle..

'onu özlüyorum anne

onu çok özlüyorum..

sabah sana bağırdığım için özür dilerim

ama ne yapayım

bastıramıyorum

söyleyemediğim her söz öylesine kağıt kesiğiyken hala içeride

öylesine inatla kapanmazken

konuşmayı henüz öğrenememiş bebekler gibi derdini anlatabilmek adına çığlık çığlığa ağlayıp bağıracak kadar ilkelleşen ruhumu bastıramıyorum.

kafasından iteleyip geldiği yere doğru sokuşturmayı beceremiyorum

doğum gibi biraz

illa ki çıkacak!

affet..

affet, onu özlüyorum anne

onu çok özlüyorum

gördüğüm rüya sayısını unutmuşken

bir an görsem karşımda, hepsi teker teker -uzun metrajlılara meydan okurcasına- canlanacaklar sanki.

aslında sorun şu ki; herhangi birini alelade bir gecede görüp de sabah uyandığımda bunu kendisine anlatabiliyorken

her gece onu görüp ona anlatamamak, filmde kopmanın gerçekleştiği yer sanırım.

her sabaha farklı uyanıp yaptığım tek işin -tek aynı işin- yaşamaya devam ediyormuş gibi rol kesmek olması çok can sıkıcı.

bütün gece seni beklerken bana eşlik eden karanlıktan da sıkıcı.'

*

5:51

gecenin rengi kırıldı iyiden iyiye

'özlüyorum anne

çok..

imkansız mı?

ha bi de sabah erkenden ayırıp koynundan ayıltma beni

olmaz mı?

yani..

çünkü ben sadece..

onu..' "