DIĞER

Miş'ten/monolog-4

Author

'ben kaybolurken, sen ararken.. bulacağız birbirimizi.'

birini, kaybolmayı göze alarak sevmek..

birini geçtim, herhangi bir şeyi.

mümkün mü dersin?

seni böyle sevmem mümkün mü?

yoksa, ağzından alevler saçarak uçan dev kanatlı-kimi zamanlar derisinin her bi pulunun, yaktığı bi bedene denk düştüğünü düşündüğüm- bi ejderhanın yaşadığı efsaneler kadar imkansız mı?

ya da aslında

yani belki

sadece o kadar eski ve yorgundur.

kim bilir..

aslında yaşananlar bir masalın/bir efsanenin/bir ütopyanın doğasına uymayacak kadar gerçek.

çünkü ne senin beyaz atının dört nalında koşup gelebilecek dermanı var

ne de benim saçlarım rapunzelinkiler kadar uzun seni tutup çekebilmek için

çünkü kalp dediğimiz, elle tutulan tek acı.

-

birini en çok olmadığı zamanlarında sevmek..

birini geçtim, herhangi bir şeyi.

mümkün mü dersin?

seni böyle sevmem mümkün mü?

sesin, yıllardır her sabah uykunun kapladığı zarı yırtmak için dinlediğim o şarkı gibi kulağımla tanışıkken

yüzün, nüfusu iki katına çıkmış bi otobüsün arkasından yakalanmamak için saklanbaç oynayan hınzır bi sokak çocuğunun yüzünde emanet dururken

kokun, şehre kurulmuş bi panayırın orta yerinde raks eden çingene kızının eteğini her savuruşunda rüzgarda dağılıp hafızama dolarken

sana böylesine ihtiyacım yokken..

mümkün mü?

-

senin karanlıkların vardı

nurda unuttuğun emanetlerin

yakalayıp da inatla sobe demediğin oyunların vardı

sebepsiz gülüşlerin

çekip gidişlerin

ve sevmeyişlerin..

gittiğin yollardan geri dönüp hayalkırıklıklarını topladığından mıydı

yoksa her seferinde önünü görmeyi reddedip ömrünü senin için 'o' olacak olanı aramaya adamandan mı?

hiç bilinmeyecek.

şimdi bi dörtyol ağzı yutuyor bekleyişlerimi

bizi şehirlerimize ayırıyor

bizi en kimsesiz yerlerimizden kesip kanatıyor.

unutan iyileşirmiş

mümkün mü dersin?

-

bir tren geçiyor içimden

bir nefes uçuyor ciğerimden sigara dumanınca ince

bigün diyorum..

kim bilir..