SAĞLIK VE GÜZELLIK

DOKTORUN MESLEK HASTALIĞI OLUR MU?OLMAZ MI TABİKİ OLUR?

Author

Şimdi başlığa bakınca çoğu okuyucularımızın aklına doktorların meslek hastalığı olarak ilk “bulaşıcı hastalıklar” gelmiştir diye düşünüyorum. Kırım Kongo kanamalı ateşi, hepatit A,B,C,HIV bulaşı gibi. Ben bunlardan farklı olarak başka bir açıdan bakmaya çalışacağım müsaadenizle. Çünkü işyeri hekimliği yapan meslektaşlar dahil, pratik hayatta çalıştığımız herhangi bir yerde bizim “ergonomi” ve “bulaşıcı harici meslek hastalığı”yla ilgili dikkat çeken bir yazı görmedim.

Neler bu söylediğim durumlara örnekler ;

-Ayakta mesleğini icra etmek durumunda kalan cerrahi branşlar ve diş hekimlerinin “varis” için önleyici egzersizleri biliyor ve uyguluyor mu mesela?

- Yine iki branşa benzer ayakta çalışmak zorunda olan branşlar lomber disk hernisinden korunmak için bir ayağının altına yükselti alarak operasyonu icra etmemenin öncelikle kronik bel ağrısı, sonrasında bulging ve en son disk hernisine gidebileceğini buna önlem olarak “basit bir yükseltici” ayak altına alınarak periyodik değiştirme ile disklere binen yükün azaltılabileceğini biliyor ve uyguluyor mu acaba?

- Koroner anjiyo laboratuvarında kurşun kıyafet giyerek endokrin organları koruma için önlemi biliyoruz da; yanında daha az kullanıldığını farkettiğim “retina koruyucu gözlük” kullanımının arttırılması gerektiğini, aralıklı radyasyon yükünden ayrılıp oda havalandırılmasının sağlanması gerektiğini, böyle havalandırma gibi şartların sağlanmadığı yerlerde kendi sağlığımız için mümkün olduğunca az kalınması gerektiğini(kronik yorgunluk yapabildiğini) biliyor ve uyguluyor muyuz?

-Patoloji bölümünde “formaldehitle” içli dışlı olan preparatlardan solunum yolu ile maruz kalınabileceğimizi, etkisini azaltıcı önlem olarak kullanmamız gereken (ki kanserojen etkisi bulunmaktadır solunum yolu ile alınan formaldehit gazının) havalandırmanın sağlanması ,maske vs kullanmak gereksinimini biliyor ve uyguluyor muyuz?

-Gününün(mesaisinin) çoğunu masa başında geçiren ilgili branşlar oturduğu koltuğun “ergonomik” mi değil mi? kontrol ediyoruz mu dersiniz?

-Yine ameliyathane ortamı gibi sürekli kapalı ortamda çalışmak zorunda kalan “anestezi” gibi branşlar öğle arası bir gün yüzü göreyim psikolojik olarak sıkıntıya sokabilir kapalı ve karanlık ortamlar diyor muyuz? vs vs

-Önce koruyucu hekimlik diyerek teorikte bildiğimiz şeylerin çoğunu kendi pratik meslek yaşamımızda kendimiz için düşünüyor muyuz?

Terzi kendi söküğünü dikemez derler cidden biraz öyle galiba. Sürekli bilgisayar ile meşgul olan bizlerde kornea kuruluğuna bağlı astigmat gelişme ihtimalinin artabileceğini, mümkünse 30 dk bir ara vererek gözlerin dinlendirilmesi gerekliliğini biliyor ve uyguluyor muyuz? Kapalı ortamda çalışmakla ilgili çalışmalarca “d vitamini eksikliği” görüldüğünü ve bunun depresyon vb hastalıklarla ilişkili olduğunu biliyoruz da; bizler kendi değerlerimize bakıp öğle arası bahane ederek güneşli günlerde açık havada gezmenin hem psikolojik hem tıbbi açıdan sağlığı koruyucu bir önlem olabileceğini biliyor ve uyguluyor muyuz? Her gün en az 30 dakika yürüyüş diyerek hastalara önerdiğimiz egzersizi ev-iş kombinasyonunda özel aracımızla katederek kendimizin yapmadığını düşünüyor muyuz? Mutlaka bırakmalısın diyerek hastalara telkinde bulunduğumuz sigaradan zaten bahsetmeyeceğim. Aralıklı kendimizin yaşımıza uygun “periyodik muayene” tetkik kontrolü yapıyor muyuz? Hastalarımıza uyguladığımız risk skalalarını kendimize uyguluyor önlem alıyor muyuz? Viral enfeksiyonların myokardit, pnömoni vs gibi mortal seyredebilecek komplike hastalıklar yapabildiğini biliyoruz da; yoğun acil servis gibi ortamlarda maske vs ile viral yükü azaltıcı önlemleri kullanıyor muyuz? Gribin halk dilinde paçavraya çevirdiğinden “paçavra hastalığı” olduğunu biliyoruz da önlem olarak kendimize eylül-kasım ayları (bu aylarda) grip aşısı yaptırıyor muyuz? Umarım bu yazdıklarımı ve yorumlara sizlerin ekleyeceği kendi sağlığımızı koruyucu önlemleri ve kontrolleri yapıyoruzdur. Yapmıyorsak bu yazı bir başlangıç noktası olsun arkadaşlar. Derler ya sanki dünya kendi etrafında dönüyor. Evet herkesin dünya kendi etrafında dönmeli bazen. Başkaları için verdiğimiz uğraşın az bir miktarını kendimiz için de göstermeliyiz. Niye mi? Bu konuya ehemmiyet vermezsek, organik olduğu kadar psikolojik olarak da koruyucu önlemler almadığımızda morbiditesi yüksek hastalıklar yanında intihara kadar varabilen psikiyatrik hastalıklara yakalanabiliyoruz. Bazen mortal de seyredebiliyor, belli bir yaş sonrası kontrol edilmemiş prostatınız kendisini kanser olarak gösterebiliyor veya uterus, serviks veya meme kanseri ortaya çıkabiliyor bizler de dahi. Bizlerin diğer insanlardan bir farkı yok, hani derler ya hekimsin sana al 9 can, öyle bir şey yok maalesef bildiğiniz üzere. Bizler hekimlik mesleğini yaptığımız için hizmet verdiğimiz hasta grubundan pozitif ayrılmış kişiler değiliz. Bizler de “periyodik olarak kontrol edilmesi” “koruyucu yaklaşımları uygulaması” gereken insanlarız. Lütfen hastalara önerdiğinizi bildiğim teorik bilgilerinizi öncelikle kendinize de uygulayın. Çünkü insanlığa sağlığını geri kazandırmaya aracı olan bizler öncelikle fiziksel ve ruhsal manada sağlıklı olmalıyız. Mesleğin doğası itibarı ve çalışma şartları ile “tükenmişlik sendromu” dediğimiz durumla beraber psikiyatrik rahatsızlıklar başta olmak üzere morbid veya mortal organik durumlarla karşılaşma ihtimalimiz en az hizmet verilen hastalar kadar. Düşünmeyenler için bir başlangıç düşünenler için hatırlatma olarak algılayın nacizane lütfen. Herkese sağlıklı bir meslek hayatı diliyorum. İyi çalışmalar arkadaşlar

DOKTORUN MESLEK HASTALIĞI OLUR MU?OLMAZ MI TABİKİ OLUR?