SAĞLIK VE GÜZELLIK

Niçin Doktorlar Bazen "SİZ" yerine "SEN" der?

Author

Hasta hekim ilişkisi adı üzerinde 2 kişi arasında olan bir etkileşimdir. Hasta gözü ile; muayene olmaya geldiği hekimden hoş karşılama, derdini ilgi ile dinleme (mümkünse göz teması kurma), muayenesini yeterli ve dikkatle yapma, sonrasında ön tanıları o anda paylaşma, gerekirse tetkike yönlendirme ,tanı kondu ise tedavinin anlatılması, neler olduğunda tekrar başvurması gerektiğinin söylenmesi, hastanın anlatılanları anladığının geri dönüşle doğru anlatıldığından emin olunması ve “geçmiş olsun” ile yolcu edilmesi beklenir.Olması gereken budur ve ben de hasta olduğumda beklediğim budur açıkçası.
Hekim gözü ile bakarsak; bu mesleği seçtiğinde “insanlara yararlı olmak” kaygısı ile tercih etti ise, “insan sevgisi “ de var ve “yeteri aile terbiyesi” de aldı ise hasta karşılaması “Siz” ile başlar zaten mesleğin ilk zamanlarında. Ancak sonrasında çalışma hayatı başlar;
- Günde ortalama poliklinik yapıyorsa, 80-130 hasta , acilde çalışıyorsa 20-700 hasta civarı bakmaya başladığında,
-Muayeneye gelen hastanın “kolay gelsin, günaydın vs ” yerine kimliği masaya atar gibi yapıp önceki ilaç kutularını da aynı şekilde atıp “şu şu ilaçlar yazılacak şeklinde” doktora” katip” muamelesi yaptığını görmeye başladığında,
-Hasta yok iken kimliği veya fotokopisini yanına alıp ilaç raporu çıkartmaya çalışan insanları gördüğünde,
-”Borç” alınmış ilaçların SGK tarafından karşılanması için reçete ettirmeye zorlanmaya başlandığında(suçtur),
- Kendi kimliğinin yerine SGK sı olan başka bir yakınının kimliği ile muayene veya ilaç almaya çalıştığını gördüğünde,
- Yanında sekreteri olmadan karşılama-muayene- tetkik girişi-ilacı yazımı gibi işleri yapmakla meşgul iken muayenesinin kesilmesi,(diğer hastanın taciz edilmesi) hastamız ağır hocam diye odanın kapı önündekilerin 2-3 kişi girmeye çalışması gibi çalışmaya başlandığında,
- Hastane güvenliğinin ben sıraya “sokmakla görevli değilim” “sadece şiddete başvurursa” müdahale ederim diyerek çekilmesi, sözel şiddet üzerine yürüme gibi durumlarda veya fiziksel şiddet görme durumunda hekimin “güvende” olduğundan emin olmadan çalışmaya başladığında,
-Günde bu kadar hasta muayene tedavi ettikten sonra akşam evde icap nöbeti ile (ayda 15 gün veya 1 ay tüm gün)çalışmaya başladığında ,(sosyal aile hayatının ne kadar etkilendiğine değinmiyorum bile)
-Bu şekilde çalışmaya başladığının 1. Ayında zaten “tükenmiş” olmaya başlıyor.O gün gelen moral bozan,sözel şiddet,tehdit veya tavırdan dolayı morali ekstra bozulmadıysa çok iyi..
-Bu yazdıklarımı buraya kadar okumuş “hekim dışı” kişilerin “işine gelmiyorsa çalışma kardeşim” dediklerini hissetmeye ve tahmin etmeye başlaması, zaten bu şartlarda bunu düşünen insanların günde 300-500 kişiye sadece oturup selam alıp vermesi’nin bile 3.gününde böyle iş mi olur diyip yapamayacaklarını bilmesi vs vs..
Bu ve buna benzer yaklaşımlarla her gün karşılaşan hekim de “insan” olduğundan “SİZ” bazen “SEN” olabiliyor. Çünkü hekim de başta anlattığım gibi “insan”. Etki ve tepki prensibi ile çalışır. Çok sevdiğim bir atasözü “kişi giyimiyle karşılanır konuşması ile uğurlanır”.
Biz hekimlerin çoğunun pek giyim kuşamla işi olmaz, sadece verdiğimiz emeğe, muayene odasına giren “ağzında sakız, eli cebinde olanları” (ya var mı öyle gelen? Var!) saymıyorum” ilk 5 saniyesine göre tavrımızı belirliyoruz. Kime “siz”,”sen”,”amcacığım”,”teyzeciğim”,“hanımefendi”,”beyefendi” diyeceğini de biliyoruz veya deneyerek öğreniyoruz merak etmeyin. Herkese ”siz” denmeyeceğini de. Tabi bu yazdıklarım “genellikle”dir. Yukarıda bahsettiğim şekilde hekim olma amacı olmayan meslektaşlarım direkt “sen” ile başlayıp devam edebilir umarım da düzelir zor şartlarda çalışmıyorsa.
Tabi ki bu durumun yani “siz” in genellikle özel sektörde kullanıldığını göreceksiniz. Neden? Günde 10 dk dan 48 hasta bakan her hekim “siz” demek ister ve der zaten. Yukarıda ki şartlarda çalışandan beklemek biraz zor maalesef. Onu da ekleyeyim.
Bu yazıyı nerden yazmak aklıma geldi. Hekime şiddetin günümüzde oldukça arttığı kimi zaman canımıza kast edildi bir dönemde; olması gereken sayının (300000) yarısı kadar olan yaklaşık (150000) hekimin tanı-tedavi ile canla başla uğraşması (ki yarı sayıda olması durumunda bile emekli maaşında iyileştirme yapılamayan bir eğitimli atanmış kitledir)yanında bir gazeteci arkadaşın annesine “niçin siz demiyorlar “ şeklindeki bir tweeti sonrası geldi. Bu yazının amacı dert yanmak değil, durumu ortaya koymak ve biraz daha insan olarak ılımlı ve olumlu eleştirmek ve bazen argo tabirle “doktoru çekememek, eleştirmek için gaza gelen guruh a” bir körük daha vermemek gerektiğini düşünüyorum. Şuan bazı hekimlerin şöyle bir bedduası var “inşallah aileden birisi “hekim” olur bizim şartlarda çalışır” kimine göre “dua” olarak gelebilir.”O kadar yani?” diyen hekim dışı okuyucuma; “evet cidden o kadar”.
Sevgi ve Saygılarımla