HIKAYE

Atatürk’ü görünce yalan yok, kaçtım

Author

Birkaç hafta önce bana hayatımı sorgulatacak bir sabaha uyandım. Uyanır uyanmaz internette araştırma yaptım. Elimi yüzümü yıkamadan bilgisayarın başına oturdum.

Pürmüz nedir? Nasıl çalışır?

Kafayı mı yedim? Yemedim.

Bunun sebebine gelecek olursak, anlatayım.

Atatürk’ü görünce yalan yok, kaçtım

Çocukluğumun geçtiği evdeyiz ailecek. Hatta sülalecek. Herkes salonda, bir tedirginlik var. Sarsıcı bir haber gelmiş ve onun şoku yaşanıyor belli. Böyle sıkıntılı durumları sevmediğimi bilen kardeşim yanıma geliyor.

Abi diyor, savaşmak zorundayız ama sen de biliyorsun ki kazanacağız.

Ne diyorsun lan değişik? Ne savaşı ne kazanması?

Baksana etrafına, halıya-kilime. Geçmişteyiz diyor. Sakla telefonunu falan milletin haberi yok geçmişte olduğumuzun, korkarlar. Haklısın diyorum.

Kardeşimdeki sakinlik beni daha da tedirgin ediyor. Gelecekten geldik, bu durumun farkında olan iki kişi varız. Ben ve kardeşim. Savaştayız, Kurtuluş Savaşı olmalı diyorum ve merakla sokağa çıkıyorum.

Dışarıda hazırlık var. Bir sürü çoluk çocuk genç asker üniforması giymiş, ellerinde tüfekler hazırlanıyorlar. Dörtlü sıra olmuşlar, sefere çıkacaklar. Uhrevi bi hava var, tedirgin edici.

Hiç dikkat çekmeden daha da ilerliyorum. Başka bir sokağa girdiğimde tek başına durup düşünen bir adam görüyorum.

Eli çenesinde düşünüyor. Elini cebine atıp sigarasını çıkarıyor. Sonra aranıyor. Ateşi yok. Sağa sola bakınırken tanıyorum onu. Atatürk.

Ulan bunca yıllık ömrümde o kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum. Benim cebimde çakmak var, pürmüz çakmak. Yumruğumun içinde sıkıyorum çakmağı.

Atatürk’ü görünce yalan yok, kaçtım

(Buna benzer bi çakmak işte)

Adam orada çakmak arıyor, ben elimle çakmakla köşede ona gözükmeden bekliyorum. İçim içimi yiyor. Git yak sigarasını, değil mi?

Yok yapamadım. Şimdi gitsem o çakmağı görünce bu ne diye sorar. Çakmak paşam derim bırakmaz öyle. Meraklı adam. Teknolojiye meraklı, bilime meraklı, sanata meraklı, çalışkan insana meraklı.

Ben karşısında kem kum ederim, mmm Ata’m şimdi buraya basıyorsun çufff ateş çıkıyor burdan demeyi göze alamadım.

Bir de gelecekten geldiğimi öğrenirse iyice durumlar nanay. Cep telefonunu görecek, nasıl çalışıyor bu diyecek. En fazla selfie çekebilirim. Uydu falan anlatamam. Utanır sıkılırım karşısında, yalan söylemek de olmaz.

Evladım madem bu kadar ilerledi teknoloji, ülkemde durum nasıl dese, Türk Milleti zeki ama çalışmıyor derdim, niye diyeyim. 

Neden üzeyim? Biz üretmiyoruz, sadece satın alıyoruz deyip kederlere sürüklemek istemedim.

Uyandığımda kendimi ihanet eden ve vicdan azabı çeken biri gibi hissettim. Valla biz seni çok seviyoruz ama sevgi emek ister değil mi? Ne yapıyoruz onun emaneti için, hiç.

Bu rüya beni etkiledi dostlarım. 10 Kasım sebebiyle yeri gelmişken yazmak istedim. Kendime tekrardan yatırım yapmak için motivasyon verdi bana kendileri. Yetersiz olmak onun nesline yakışmaz.