EĞLENCE

Kimse bizim dükkanımızın anahtarını alamaz!

Author

Her şeyin yolunda gittiği ve hiçbir şey yapmadığım bahar günlerinin birinde yine kendime mekan bellediğim Tekel'de Hasan Abi'yle, dükkanın arkasındaki küçük odada içiyorduk. Hasan, dükkanı akşam 7'de babasından devralıyordu ve gece 12'de kapatıyordu. 

Çok güzel muhabbetimiz vardı. 

Hiçbir şey konuşmazdık. Akşamları dükkana sözde Hasan bakıyordu ama 15 yaşındaki yeğeni kasada duruyordu. Biz arkada içiyorduk. İki tane manda yavrusu.

Babası şeker gibi adam. Çok konuşmaz, kolay kolay kızmaz. Tek derdi dükkanının önüne park eden araçlarlaydı. Babasına bir gün demiştim abi geceleri bana bira verin ben satayım evden. Benim içkim çıkar size de satış yapmış olurum. Kabul etmişti.

İlk başlarda varlığımdan rahatsız olduğunu düşünüyordum. Daha sonra yapılacak küçük ameleliklerde işten kaçmayıp el atınca, valla iyi ki varsın yeğenim lafını duydum bana da bir rahatlık geldi. Mühendislik okuduğumu öğrenince adeta bir damat gözüyle bakmaya başlamıştı bana. 

İşim olmayan her gün neredeyse oradaydım. Tabii ki Hasan ile beraberdim. Babası 60 yaşındaydı. Saygıda sıfır hatayla oynuyordum babasına.

Hasan çok enteresan adamdı. Benden aşağı yukarı 10 yaş büyüktü. Başından talihiz bir evlilik geçmiş. Gerçi evlenip evlenmediğinden bile emin değilim.

"Bir keresinde 3 arkadaş arabayla geziyorduk, sigara almak için durdum. Arkadakine de sordum kardeşim ne içersin diye, cevap vermedi. Sinirle bi döndüm arkadaki de benmişim" demişti. Bunu gayet soğukkanlılıkla anlatmıştı.

İkimizin ortak noktası sadece nefes almamızdı. O arabalardan hoşlanırdı ben kızlardan. O rakı içerdi ben Allah ne verdiyse. Birbirimizi hiç darlamazdık. Gereksiz sorular sormazdık.

O akşam arkada yüksek seste dinlediğimiz müziğin sesini bastıracak şekilde yeğeni seslendi içeriden.

- Hasan Abiiiiiiiiyyyy, bi adam bi şey istiyoooooo??

Gözgöze geldik hayırdır mnakoyim der gibi. Önden çıktı. Çıkar çıkmaz kafasını odaya uzatıp sopayı da al gel dedi. Aylardır o odada bir sopa olduğunun bile farkında değildim ama elimi attığım gibi buldum.

İçeri girdim. Sopayı gizlemeye çalışıyorum ama kafamın arkasından gözüküyordur. Öyle uzun, vursan adam öldürür. Ulan ben bununla ne yapıyorum dememe kalmadı, gelen kıvırcık irisi 20li yaşlarındaki çocuk gülerek "anahtarımı alayım" dedi.

İkimiz çocuğa şaşkın gözlerle bakıyoruz. Herhalde bu iki dingil n'apıyor birinin elinde saklamaya çalıştığı sopa, diğeri mevzuya gelir gibi çıktı odadan. Komik duruyorduk sanırım.

Anahtarımı mı alayım? İlk kez gördüğümüz bir tip böyle deyince afalladık.

- Ne anahtarı gülüm? dedi Hasan.

- Gülüm mü? dedi kıvırcık irisi çocuk ve bi daha güldü.

Yalan yok benim de gülesim gelmişti gülüm dediğinde ama enteresan bir olayla karşı karşıyaydık. İnsan bi tekele geldiğinde kuruyemiş ister, bira ister, parasına kıyar viski ister, viceroy ister vikeroy der ama anahtar nedir. İlk kez gördüğümüz biri diyordu bunu.

- Dalga mı geçiyorsun abicim?

Biz şaşkın şaşkın bakıyoruz ama çocuk bize baktıkça gülüyor. Ayar olduk.

- Ben emniyet müdürünün oğluyum anahtarı almaya geldim, dedi.

Kimse bizim dükkanımızın anahtarını alamaz!

Bizi bir kaşıntı tuttu. Dalga mı geçiyorsun lan, kamerayı mı alıyorsun bizi? Alırım anahtarınızı ne demek? Benim saklamaya çalıştığın sopayı şöyle biraz gözü korksun diye çıkardım yana doğru. Bunu gören Hasan Abi gereğinden fazla heyecan yapıp aldı sopayı elimden.

Çocuk anahtar manahtar burada kalmıştı demeye kalmadan Hasan sopayı savurmaya başladı. Çocuk önde Hasan arkada koşuşturmaca dükkanın içinde. Çocuk ağlamaklı abi mabi kaçtı gitti. Hasan tekrar dükkana geldi. Ulan dedi, tüm dangalaklar da bizi buluyor. Hiç sorma.

Boş iki tane öküzüz ve kimseyi beğenmiyoruz.

Arkaya geçtik. Abi dedim çocuk anahtar kalmıştı bi şey dedi. Yanlış mı anladık yoksa temiz de birine benziyordu dedim. Donuk donuk gözlerime baktı. Dedim tamam, hata yapmış olabileceğini düşünüyor. Bu çok büyük bir başarı. 

Keşke kafasına vurup bayıltsaydım sorardık o zaman dedi. Baygın adama ne soracağız diyemedim.

Aradan yarım saat geçti geçmedi, nerede lan bizim işe yaramaz diye bi ses geldi içeriden. Çoktan unutmuştuk aslında neler olduğunu. Boş adamlarız elhamdürillah.

İçeride bağıran babasıymış. İçeriye bir girişi var, Hasan abinin üzerine bir atlayışı. Daracık oda. Lan diyor, o çocuk müdürün oğluydu. Ne diye dövüyorsun çocuğu. Bağırışlar çağırışlar. Kavga kıyamet.

60 yaşında adam. 30 saniyede yoruldu nefes nefese kaldı. Dolaptan su getirdim oturttuk. Hasan tedirgin. Ben hiçbi şeyden habersiz salağı oynuyorum.

Gündüz dükkanın önünde sandalyede oturmuşlar emniyet müdürüyle bizimkisi, ahbap olmuşlar. Öyle dükkanın önündeki masada otururlarken evin anahtarını unutmuş adam. Sonra Hasan'ın babasını arıyor, akşam bizim çocuk çarşıya iner anahtarı verirsiniz ona diyor. Yani bize gülen kıvırcığa.

Hasan'ın babası Hasan'a söylemeyi unutmuş anahtarı birisi gelip alacak demeyi. Hasan dinledi ama olayı anladı mı tam olarak emin değilim. Bön bön bakıyor.

Ben dudaklarımı ısırıyorum. Hakikaten gerizekalıyız. Hadi Hasan gerizekalı, benim durumum daha kötü gerizekalı yancısı...

Babasının gözlerinde yılların yorgunluğuyla sordu "sen olay olurken burada mıydın evladım?" dedi.

"Gulp" diye ses çıktı boğazımdan. Adem elmam bir çeneme bir de boynumun köküne değmişti yukarıdan aşağıya. O yutkunuş ki binlerce kelimeden daha çok şey anlatıyordu. Hiç öğrenmek istemeyeceği şeylerin cevabıydı. Anlaşıldı dedi. Kalktı gitti.

Ben o gece ne yaptım? Dedim abi bana bu gece 2 kasa değil 5 kasa bira ver. Biliyordum çünkü son boş yapacağım geceydi. Belki dükkan kapanacaktı. Müdür cezalarla yıldıracaktı bizimkileri. Bana zaten bi daha vermeyecekti babası satmam için biraları.

Dedim ya boş adam olmak böyledir. Günü kurtarmak tek amaçtır. 5 kasa birayı alıp eve gittim. O gece sattım. Ertesi gün, gündüz gittim parayı vermeye babasına. Yüzüme bakmadı. Bu sondu dedi.

Adamım dedim bu küçük işlere ben bakarım. Tabi diyemedim. Tamam abi dedim. Ne zaman istersen ben burd... diyecektim, gerek yok dedi lafımı tamamlamadan.

Hasan Abi geçenlerde düğünü için davetiye göndermek yerine mesaj atmış "bu mutlu günümde sizleri görmek..." diye. Harika bir evliliğin olacak Hasan Abi. Seni tanımak çok güzeldi.