EĞLENCE

Rahat ol ya, turist kızla tanışırken kendimi ne kadar rezil edebilirim ki?

Author

Boş adamın belli başlı bir yeteneği yoktur. Her şeyden biraz biraz bilir, hiçbirisini tam yapamaz. İşini son dakikaya bırakmaz, onun yerine hiç yapmaz. Nasıl olsa bir şekilde su akar yatağını bulur...

Kural 1, şansına güvenir.

Rahat ol ya, turist kızla tanışırken kendimi ne kadar rezil edebilirim ki?

Bizi kabullenin ve topluma kazandırın rica ederim.

Biz derken artık uzun zamandır görüşmediğim arkadaşım Tolga ile beni.

Tolga 10 parmağında yarımşardan 5 marifet bulunan görüp görebileceğiniz en garip adam. O sıralar Bodrum Torba'da bir yatta çalışıyor. 15 metrelik gıcır bi şey. Kaptan ve tek çalışan olarak bu varmış, önlerindeki hafta boş olacakmış. Kaptandan izin almış ve beni de davet ediyor.

Böyle bir fırsatı affetmem. Gittim. Yat bi tane tatil köyününmüş. O tatil köyünün ve haliyle yatın da sahibi, Tolga'ya bayılıyormuş. Gittim, gördüm hakikaten öyle. Adam oğlu gibi seviyor bizimkini.

Bodrum'a gittim. Karşıladı beni Tolga, böyle üzerine giydikleri "bu akşam kopuyo muyuz kızlar" konsepti. Benim canıma minnet ya. Biz böyle anlar için yaşıyoruz karşimm.

Gel dedi önce güzel bi yerde bi bira içelim yorgunluğumuzu alsın. Akşam üstü indim oraya. Bizim bir bira oldu üç-beş artık neyse.

Tatil boyunca neler yapacağımızı konuşmak, tatil yapmaktan daha güzel emin olun. İnanılmaz keyifliyiz derken yan masamıza iki tane fıstık oturdu. Neşemizi aldılar ya, ne güzel muhabbet ediyorduk kilitlendik onlara :(

Rahat ol ya, turist kızla tanışırken kendimi ne kadar rezil edebilirim ki?

Bi göz ucuyla onlara bakıyoruz, bir yandan da konuşmaya çalışıyoruz. Sorun var ama kızlar İngilizce konuşuyor. Baba senin İngilizce kuvvetli bi laf atsana şunlara diyor. Lan seninki de iyidir bi şey de bakalımla bağıra bağıra konuşuyoruz biz.

En sonunda boş adamlık damarım tuttu benim. Yakaladım hemen boş yapacak bir şey.

Kızın üzerinde "Never Mind" yazan bir t-shirt var. Onun anlamı da "umrumda değil, salla, boşver" gibi bir şey.

Böyle o never mind yazısı inanılmaz özenle sarılı, pembeli taşlarla yazılmış muntazam duruyor.

Şöyle 45 derece sola eğildim dikkatlerini çekecek kadar.

+ E e excuse me?

- Yes.

+ Mmmm şey ya mmm, (Tolga'ya dönerek) kusursuz ne demekti lan İngilizce? (Barzo)

O an muhattap olduğum kız güldü.

- Perfect? Ya ben de Türküm, bu arkadaş Ukrayna'dan tanışıyoruz ben davet ettim misafirim o yüzden böyle, gibilerinden bir şey söyledi.

Rahat ol ya, turist kızla tanışırken kendimi ne kadar rezil edebilirim ki?

Ama biz Tolga'yla yerin dibine 5 milimetre yakındayız. Yarım saattir bağıra bağıra konuştuk hatunlara bak ufff be tadında.

İnanın Türkçe'yi de unuttum o an. O gerginlikle konuşmaya çalışıyorum.

+ Şey ya, ben sana şey diyecektim, bu şeyi üzerindekini bi çıkarsana.

- Hı !!??!?

+ Pardon pardon, şey diyecektim üzerinde şey yazıyo bi doğrulsana şöyle.

- (Kaşlarını çatarak) Sapık mısın?

O an cidden böyle o gerginliği kaldıramamanın verdiği boşvermişlikle şöyle dedim.

+ Biraz var herhalde ya :(

Kız da benim verdiğim salakça cevabın üstüne ciddi olmaya çabalarken güldü. Kızın güldüğünü gören Tolga da oh be götü kurtardık gibisinden gülmeye başladı. Ne konuştuğumuzda habersiz olan yabancı kızcağız da eşlik ediyor bu absürt sahneye. Ben de ehehehe tarzında bakınıyorum salak salak.

Rahatladım. Sıçtım dedim neden sıvamayayım?

+ Üzerinde never mind yazıyo ya, aslında biraz daha dağınık yazılması daha güzel olmaz mıydı diyecektim, yani hem boş ver diyosun hem de kusursuz puntolarla yazılmış. Ben dizayn etsem öylesine çalakalem never mind yazardım çok da şık dururdu. O kadar özen konsepte uymamış bence, dedim.

Ya arkadaş. İnsan bir turistle tanışacaksa neden bu kadar saçma sapan düşünür, sor ya "where are you from?" de anasını satayım. Ne kasıyorsun kendini.

Kızımız bir daha güldü. Ya sen bunu mu diyecektin gerçekten diye. Valla dedim bunu diyecektim. Artık kahkaha atacak kıvama geldi. İki kelime İngilizce konuşamadın bu ne cesaret yiğidim.

Dedim bizi sevdi ya, herkes bizi sever diyorum kabarıyorum, oyna devam. Hayali tesbihimi sallayacak kıvama geldim. Erkekim tam. Heyt be.

Dönüp kız arkadaşına bizimle yaptığı muhabbetleri tercüme ediyor gülerek, Ukraynalı kardeşimiz de gülmeye başladı biz de bir cesaret kapladı o an Tolga kendini tutamadı yapıştırdı soruyu.

+ Sorsana Ukrayna'da askerlik zorunlu mu diye.

Dayanamadım ben de yapıştırdım,

+ Devrecilik var mıymış onu da sor.

Artık muhattap olduğumuz Türk kızı çevirmeyi falan bıraktı masanın üzerine kapandı gülüyor nefes nefes kaldı artık.

Gayet ciddi sormuştuk. 

Ulan geri zekalı asker ocağı mı lan burası o sorular ne öyle diye düşünmemiştik. Sorsana Ukrayna'da devrecilik var mıymış? He aq kıza askerde devreciliği sor affffferin evladıma. Bunu o anların kritiğini yaparken sonradan düşündük. Boş adamlardık.

Gözleri gülmekten yaşarmış şekilde kafasını kaldırdı eliyle kendisini yelliyo.

- Ay dedi çocuklar çok alemsiniz. Kaç yaşındasınız siz?

+ (Gayet ciddiyim) Yirmi biiiiiir, dedim.

Elini gıdıma attı, köpek yavrusu sever gibi böyle. Ben 35 yaşındayım ablacım dedi.

Şok olduk, olamaz böyle bir şey valla inanmam falan yardırıyoruz Tolga'yla. Arada hass*ktir falan kaçıyo ağzımızdan, tıslıyoruz, öyle şaşkınız. Masayı terk edeceğiz sinirden. Cidden 35'miş.

İltifatlar için teşekkür etti, yavaş yavaş toparlanmaya başladılar artık parti bitmişti. Çantasını alıp ayağa kalktı.

- Dikkatli olun çocuklar, bakın böyle araba sürmeyin sakın dedi.

Sarhoş muamelesi yapmıştı bize. Zoruma gitti. Bağırıyorum. Efeyim ya.

+ Biz yat kullanıyoruz be yat yat! Kaptan benim arkadaşım. Hey yavrum hey, dedim.

- Yok yok sen pilot olmuşsun zaten, dedi.

O an yeniden aşağılandığımın farkına varamamıştım. Uçmuşsun sen kafan güzel olmuş gök yüzündesin demişti aslında ama aklımdan geçenler, "Cidden pilot olabilir miydim? Nasıl pilot olunurdu? Eğitimleri ne kadar sürer? Ben yüksekten korkuyorum ama herhalde geçer" diye düşünürken kızlar çoktan gitmişlerdi.

Bu hayal kırıklığının ardından 1 haftalık tatilim baya eğlenceli geçmişti ama en çok aklımda kalan anı bu.

Ulan burada hesap açarken serserilik hikayelerimi anlatacaktım sözde, bütün rezil anlarımı anlatıp rahatlıyorum. Geçen birisi mail atmış yazıların güzel ama ben hikayelerin kurmaca olduğunu düşünüyorum demiş. Ablacım kurmaca hikaye anlatsam böyle kendimi yerin dibine sokar mıyım? Bir arkadaşım yaptı der geçerim.

Bir ara Tolga ile neden küstüğümüzü anlatıp onun da günahını çıkarayım.

Tanrı hepinizi korusun.