EĞLENCE

Tenhada böyle dolaşma ama üzerler seni sonra

Author

Fargo diye bir dizi var. Her bölümün başlangıcında "bu olaylar gerçek bir hikayeden alınmıştır" yazıyor ya, işte benim başımdan geçen olayların bazılarını düşünürken "bu gerçek değil, bunlar hiçbir zaman yaşanmadı" demek istiyorum. Keşke diyebilsem.

Bir akşam ev arkadaşımla beraber hiçbir şey yapmadan oturuyoruz. Can sıkıntısından sürekli banyoya gidip aynaya bakıyorum, aynada hüznün yüzü... Sonra dedim ki abi çıkalım dışarıya, soğuk falan olsa da bi hava alır geliriz. Kendimize gelelim. Evde yaşlanmış hissediyorum. Yüzüm saniye saniye kırışıyormuş gibi geliyor. Tripteyim gel çıkalım dedim.

Çıktık. Canım çikolata çekti büfenin önünden geçerken. Büfedeki çalışanla muhabbetimiz var takılıyoruz sık sık birbirimize. Aynı yaşlardayız neredeyse belki benden birkaç yaş büyüktür. Ne oldu abicim ya çikolata falan alıyorsun. Aldatıldın mı, depresyonda mısın, adet mi oldun yoksa diyerek gereksiz şakalarla beni karşıladı.

Tenhada böyle dolaşma ama üzerler seni sonra

Normalde asla böyle gereksiz muhabbetlerden kaçmam, devamını getiririm pisleşirim ama o an boşver abi dedim. Valla canım sıkılıyor bi hava alayım dedim yapma. Ben giderken arkamdan bağırdı: "Tenhada böyle dolaşma ama üzerler seni sonra."

Ulan diyorum ne insanlar var. İki dakikada yaşam enerjisiyle beni boğdu. Ne pis bi zihni varmış lan diye düşünürken aslında bunları dışımdan konuştuğumu fark ettim. Ev arkadaşım bana bakıyor. Dedi ki hava soğuk, sen zaten kafayı yemişsin ben eve dönüyorum. Yalnız bırakma olum şimdi beni bi çay içelim geri döneriz dedim dinletemedim.

Tek başıma kalmıştım. Üzerimde pijamadan hallice giysiler vardı. Hava soğuk. O kılıkla kendimi rahat hissedebileceğim bi tane marjinal tiplerin takıldığı kafe var, orası aklıma geldi. Bu cool halimle oraya girsem yadırganmazdım. Dilenciden bi tık daha güzel kıyafetlerimle gittim oraya.

Oturdum kahvemi aldım insanları izliyorum çaktırmadan. Bir sürü enteresan olmaya çalışan, onaya bağımlı yaşama tutunmuş genç arkadaşların arasında sırıtmıyorum. Biraz daha iyi hissettim kendimi, müzik güzel, insanlar neşeli. İyi ya böyle diyip kendi kendime eşek gibi sırıtıyorum. Zaten evim haricindeki kapalı mekanlarda çok fazla duramam sıkılırım. Hesabı ödedim, tuvalete gittim ve arka kapısından kalabalığın içinden geçmeden çıktım.

Arka sokağa açılan kapısından çıkınca ara sokağa giriyor yol ve orası biraz karanlık. Merdivenden iner inmez baktım birisi tek başına duruyor öyle karanlıkta ve kız. Keyfim biraz daha yerindeydi, kendi sesimi duymak için hem de yanından geçerken irkilmesin, ben dostum korkmana gerek yok demek istercesine "iyi geceler" dedim ve yanından geçtim.

Bi anlık duraksamadan sonra o da iyi geceler dedi ve ben tam köşeyi dönecekken bakar mısınız diye seslenip beni durdurdu.

Buyrun dedim. 20li yaşlarda ufak tefek bi kız. Kızı bi hayvana benzetsem bıldırcın derdim. Tatlı bi şey böyle. Üzüldüm böyle ağlamaklı duruyor gibiydi. Bi şey demedi önce utana sıkıla konuşmaya çalışıyor belli. Yani öyle olduğunu düşünüyorum.

Dedi ki şu geçeceğin sokağa bakar mısın iki tane adam bekliyor mu? Şaşırdım. Bir şey mi yapacaklar onlar sana ne oldu dedim. Yok sadece merak ettim dedi. İstersen polis çağırabilirim, polis gelene kadar da yanında durabilirim. Şüphelendim iyice ama o reddetti. Sadece sokağa bakıp ona söylersem yeterli olacağını söyledi.

Tamam dedim gittim baktım. Hakikaten 2 tane adam yolun ilerisinde bekliyor. Dedim evet bekliyorlar. Panik oldu, telaşlandı böyle. Sakin ol dedim ya dur polisi arıyorum. Yok yok dedi telefonunu verebilir misin arkadaşımı çağıracağım. Rolünü yerim senin. Ben masum, ben enayi.

Verdim. Rahat konuşsun diye birazcık uzaklaştım. Derken bizim ara sokağa o iki adam geldi. Adamları gören kız koşmaya başladı. Adamlar da bize doğru koşuyor. Hemen süper kahraman Genco moduna girip adamları tutmaya çalıştım. Sakin olun hooop falan diyorum. İki adam da öyle beni çok yormadan durdular. Arkasından bağırıyorlar or*spu falan diye. Bi böyle koşmanın yorgunluğuyla nefes nefese kalmış gibi yaptılar. Şuraya gitti kesin diyip geldikleri yoldan sokaktan koştura koştura çıktılar.

Ben muzaffer bir tavırla gayet kızı kurtarmışım sanarak iyi bari atlattık diyorum. Diyorum demesine ama kız çoktan kaçmış. Adamlar da yok etrafımda ve telefonum kızda kaldı!

Kızın olduğu tarafa koştum. Baya ara sokaklarda gezindim enayi gibi. Döndüm dolaştım bulamadım. Kimlerdi bilmiyorum. Sonra gayet perişan halde büfeye geldim. Bizim büfeciye dedim abi telefonu düşürdüm galiba bi ver de arayayım kendimi. Aradım yok, kapalı.

Dedim ya şarjım bitmek üzereydi kapandı herhalde. O an bile büfeciye madara olmayayım diye uğraşıyorum. Neyse abi dedim ben eve gideyim. Gittim, ev arkadaşıma anlattım durumu. Seni tokatlamışlar dedi. Polise haber verdim, geçmiş olsun dediler. Sonra o oturduğum kafeye gittim gecenin köründe, kamera kaydına bakabilir miyim diye. Arka tarafta kamera yokmuş.

Ben minnoş minnoş pijamalarımla hayata tutunmaya çalışırken güzel bi kumpasın ortasına düşmüş, derbeder olmuştum. İyi insan olmak ile enayi olmak arasındaki ince çizgiyi çoktan aşmıştım. Eve giderken büfecinin dediği laf aklıma geldi, hak verdim.

"Tenhada böyle dolaşma ama üzerler seni sonra."

Üzdüler ağabey :(