KADIN

Evrenin dili... Ommm'cular buraya

Author
Evrenin dili... Ommm'cular buraya

Şimdi şimdi yapbozun parçaları oturuyor kafamda. Ve birleşiyor voltran gibi. Örnekler okadar çok ki, ama en ilginçlerinden birkaç tanesini paylaşayım size. Mesela , İtalya’da okulun son günlerinde öyle zor ve kötü günler geçiriyordum ki, okul bir yandan sınavlar ,fashion Show stresi vs. kısaca hayatımın dönüm noktasına yakın bir yerlerdeydim aslında, karar aşamasının ilk sayfasıydı. Evde 4 kız kalıyorduk hepimizin odalarının camı bir şekilde sokağa yada kilisenin bahçesine bakıyordu.Bir obez Amerikalı, bir çıtı pıt japon , Angelina coli dudaklı bir bulgar ve birde ben yaşıyorduk. O gece “artık bu sorunumu düşünmeyeceğim, karar vermek için elbette allah bana bir işaret gönderir, allahım nolur yardım et bişey yap bişey gönder bişey bişey bişey” diye diye uyuyakaldım. Sabah uyanıpta gözlerimi açtığımda tavanda nah bu kadar (dediğim 40-45 cm uzunluğunda) KERTENKELE!!! Gözlerimi tekrar kapadım açtım yine ordaydı. Yine kapayıp açtım hala orda. Hani kertenkele abimiz intahar edip bıraksa kendini yüzüme düşecek. Yataktan muazzam bir sakinlikle , onu rahatsız edip kaçmaması için yada kımıldamasın diye usul usul kalktım. Zaten İngilizcem çorba gibiydi. Ev arkadaşlarımda İtalyanca bilmiyordu. 2006 senesiydi ve cep telefonum akıllı olmadığından, kertenkelenin İngilizcesini öğrenemedim. Onun yerine başka bir şey bulurum söyleyecek diye düşünüp odadan yine aynı usullukla çıktım. Önce Amerikalı arkadaşın kapısını çaldım. Hahahahahahhahaha , kusura bakmayın hatırladıkça gülmekten kendimi alamıyorum. Kapıyı açtığında ağzında ben aslında hiç sevmem dediği hamburger kalıntıları vardı ve geviş getire getire burju whatsaaaap dedi. Dikkatimi dağıtmıştı, herneyse. Ona odamda bir şey var. Tavanımda duruyor. Ne var dedi. Monster dedim. Bilimkurgu manyağı fotoğraf sanatları okumaya gelmişti bizim ünive. Monster diyince tabii ne anladıysa burda bekle dedi, içeriye gitti viladayı aldı geldi. Ben dedim napıcaksın onla öldürücem o canavarı dedi. Sanırım monster diyince gerçek sandı. O yürürken yer sallanırdı o derece obezdi arkadaş. Kapıyı öyle bir açtı ki başka bişey olsa korkup kaçardı zaten. Nerde nerde nerde diye bağrındı. Ben yukarda diyip elimle gösterdim. Ohhh may gaaaad, sviidiyyy liyzırddd dedi. He dedim ondan. Bu kadar abartmayaydın iyidi dedim. Burcu onu şimdi alıcam ben sen merak etme dedi. Sopanın ucuyla alabiliceği bir yere götürmeye çalıştı , olmadı. İki tık tık yaptı ensesine yine bir adım bile atmadı kertenkele. Onunla yaşamak zorundasın sanırım dedi bizim Amerikalı.

Birde japona soralım dedim ben. Ayumi ismi. İnanın kertenkeleye karete hareketleri bile yaptı, o bizim liyzırd şurdan şuraya bir adım bile atmadı. Bulgar kızda söylememe kalmadan kendisi çıtkırıldım olduğundan ıyyyhkkk ben görmiim bile diyip evden hemen kaçıp gitti.

Sonuç olarak bulgar kız gece eve gelmeyeceğini benim odamda kalabilsin dedi ve anahtarını bana bıraktı.

Bıraktı da , benim bütün eşyalarım o odada idi. Zaten stresli bir dönem, istanbula dönmeme az kalmış. Anjelina nın odası benim odamın tam karşısındaydı, sürekli odama bişey almaya gidip geliyordum kertenkele halen bir cm bile yerinden oynamadan orda duruyordu.

Tam bir hafta kertenkele ile yaşadım o odada. Uçağa yetişmek için odadan çıkarken bile onunla vedalaştım diyebilirim. Çok ilginçtir ki, Uçak biletimi odada unutup geri döndüğümde orda yoktu biliyor musunuz.?

Daha sonraları, allaha dua edip allahım nolur bir işaret gönder dediğimde bakın ne gibi işaretler geldi. Bir sabah uyandığımda evimin balkonunda yüzlerce havai papağanı vardı, meğer bir yerde papağanları taşıyan tır devrilmiş hepsi başka başka yerlere uçmuş. Sonra yine dua edip çare aramaya çalıştığım bir günün gecesinde ağlarken yastığıma ateşböceği kondu, ışığını görmem için herhalde genelde çünkü sabahları geliyorlar bana. Başka bir gün yeter allahım dediğimde çekirge geldi hemde ne alaka burası koca bir şehir. Başka zamanlarda kelebekler, uğur böcekleri mesela kış olduğu halde.

Şunu anladım ki bunlar bir işaret hepside farklı olduğu için sorduğum sorulara cevap olarak kertenkele gibi ol demek istiyordu belkide. Yada ben öyle yorumluyorum bilmiyorum ama bu sabah pencereme gelen çekirgeden dün sorduğum sorunun cevabını almış bulunuyorum. Çekirge hem uçar hemde zıplar. Zıpla ve uç diyor demekki. Kertenkelede ozaman olduğun yerde dur sakin ol hiç bişey yapma demek istedi herhalde.

Kuşların geldiği zamanda özgür olmak istiyordum. Kendimi kafesin içinde kapana kısılmış gibi hissediyordum. Bana yapabilirsin bu güç sende var demek istiyordu. Ağlarken bir ateş böceğinin yanıma gelmesi , kışın ortasında kelebeğin dizlerime konması. Eminim hepsinin bir dili vardı. Bu dil tanrının dili olabilir mi? Yada evrenin ?