ILIŞKILER

Suka'yı aldatmak istiyorum. Ne dersin?

Author

Suka ile ilgili yazdığımda ağlamaya başlıyorum. Beni nasıl aldattığını ve 3 aydır neler yaşadığımızı, ne kadar çok ağladığımızı anlatmaya çalıştığımda aklımda yaşadığım tekrar yazmaya dair elimde olan bütün enerjimi yok ediyor. Bugün yine de sormam lazım, biriyle paylaşmam lazım. Hiçkimseye hiçbir şey soramamak beni tüketiyor. Tanımadığım birinin bile bir şey demesi, kendi kendime delirmemden iyidir diye düşünüyorum.

Önceki yazılardan da anladığınız üzere Eva benim arkadaşım, arkadaşım"dı" yani. Suka ise beni 1.5 ay boyunca Eva ile aldatan erkek arkadaşım. Daha fazla aldatamadı çünkü Eva orospusu burada Erasmus ile bulunuyordu, ülkesine döndü. 3 ay önce Suka bana beni aldattığını söyledi. Eğer ilk söylediğinde açık açık her şeyi söyleseydi, mesela ne kadar süre boyunca beni aldattığını ve ilişkilerinin nasıl geliştiğini onu affetmezdim. Bu kadar ağlamazdım. En azından tekrar denemeye çalışmaz, onun ısrarları sonucunda onun evine taşınmazdım.

Bu üç aylık sürece Eva ile sadece bir kez yattığını ve bir hata olduğunu söyleyerek başladı. Sonrasında kullandığı "prezervatiflerimizin" sayısından, facebooktaki mesajlarını silmesinden, telefonundaki aramaların sıklığından, diğer arkadaşlarına Eva'nın memelerinin fotoğraflarını göndermesinden haberim oldu. Bütün bunları taksit taksit öğrendim. Tam iyi hissettiğimde aslında Eva'nın hiç de öyle tek gecelik bir hata olmadığını öğrendim. Gezmek için Avrupa'nın sıcak bir ülkesine geçtiğimizde tam kendimi daha iyi hissediyorum derken başka arkadaşlarıyla konuşmalarını okumamla öğrendim aslında Eva'nın göğüslerinin fotoğrafını arkadaşlarına gönderebilecek kadar iğrenç olabileceğini. Bana çiçekler aldığı, her sabah birlikte kahvaltı ettiğimiz günlerde Eva ile sabahladığını ve onun yanında uyanıp bana geldiğini üç ayda taksit taksit öğrendim.

Sinir krizleri geçirdim. İki hafta önce elimdeki patatesi atıp mutfak camını kırdım. Ev sahibine rüzgardan dolayı kendi kendine kırıldığını söyledik. 

İlk ay o kadar sinirliydim ki sürekli ellerim titriyordu. 1 ay içerisinde saçlarım gözle görülür derecede beyazlamaya başladı. Hayatımda ilk kez çok sevdiğim saçlarımı boyadım.

Suka benim ilk erkek arkadaşım değil, ilk ayrılığım da değil, bunlar hani biter geçer ilk değil son olmayacak bla bla biliyorum. Üzülmeme engel olmuyor bunları bilmek yine de.

 Suka benim uzun zamandır ilk defa beraber olmak istediğim tek insan. O da başka bir hikaye zaten. Bir ara Erasmus ile gittiğim Avrupa'nın başka bir ülkesinde yaşıyordum. Erasmus süresi boyunca, yani 8 ay boyunca yine benim gibi başka bir ülkeden değişimle gelen başka biriyle beraberdim. Öğrenciydi yani, master öğrencisiydi abi. 8 ay sonra, ülkesine dönmeden hemen önce ülkesinde evli olduğunu, 2 çocuğu olduğunu öğrendim. O kadar büyük bir şoktu ki benim için 1 sene boyunca kimseyle ilişki kuramadım, ağzından sevgi lafı çıkan herkesi bütün sosyal medya hesaplarımdan sildiğim, tek gecelik ilişkiler kurduğum, kimseyi sevemediğim bir döneme girdim. Bununla da kalmadı. 1 senenin ardından, bir sonraki yaz tatilinde bir kaza sonucu vefat ettiğini öğrendim. Aynı dili konuşmadığımız abisi google translateden çevirebildiği kadarını anlatıp cenaze fotoğraflarını yolladı. O iki çocuğun, ki bir tanesi babasının tıpatıp kopyası, birbirine sarılıp ağlarkenki fotoğraflarına baktım boş boş. Arayıp ağlayamadım bile eşine saygısızlık olmasın diye. Abisinin beni biliyor olması bile şaşırtmıştı beni açıkçası.

Suka bunu biliyordu. En başından, daha arkadaşken söylemiştim. İnsanlara güvenmediğimi, yalanlar konusunda diğer insanlardan daha hassas olduğumu. Her şeyi. Tek istediğim yalan söyleme olmuştu. Benimle beraber olmak mı istiyorsun? Sevgilim mi olmak istiyorsun? Yalan söyleme.

3 kere sordum ulan 3 kere. Eva ile Suka'yı karşıma aldım dedim ki bir bok var mı aranızda? Hani söyleyin ben de kurtulayım siz de. Yok. Söylemediler abi. O sarışın orospu gözümün içine baka baka bir bok demedi. Olur mu öyle şey dediler. Christmas partisi yaptık lan sonrasında, hasta olduğumda Suka'nın bana hazırladığı sarımsak çorbasını beraber içtik. Kendimi Eva'ya karşı kötü hissedip yeni yıl hediyesi bile aldım orospuya. O kadar iyi oynadılar yani, ya da ben maldım. Bilmiyorum.

Üzerine bu üç ay boyunca it gibi koştu peşimden. Ben öğrendikten sonra her şeyi. Bütün bunları yapmamış gibi, o soğuk kuzeyli suratıyla 3 ay boyunca ağladı karşımda, her seferinde yeni bir yalanını öğrendim her seferinde ağladı. Ağladı. Yalvardı. Yeni, yine, yeniden affettim. Gerçekten evine bile taşındım. Onun yüzünden ağladığım bu 3 ay boyunca 1 gece bile yanyana uyumadığımız olmadı. Asla sakin kafayla yalnız kalıp düşünmeme izin vermedi. Bir yerlere gittik, güzel yemekler yiyip güzel filmler izleyince her şey güzel olacaktı çünkü.

Olmadı. O beni ikna etmeye çalışmaktan, ben kıyıda köşede bir yerde yine bir yalan bulur muyum korkusundan, o bu korkunun sonucu sürekli denetim altında yaşamaktan, Eva'nın fotoğraflarına bakarken beni ağlarken bulmaktan yoruldu. Yorulduk. Son 2 haftadır inanılmaz melankolik bir ruh haline girdi. Dokunsam ağlıyor. Ben bile kendimi daha güçlü hissediyorum ondan. 

Pişman mı? Bilmiyorum. Kendi ülkesine döndü. Ailesinin yanında kendisini daha rahat hissettiğini söylüyor. Bu bile dokunuyor bana. Ailesi olamadığıma, onun kendisini yanımda rahat hissedememesine üzülüyorum. Bütün bunların arkasından ben üzülüyorum kendisini beni aldattığı için kötü hissettiği için.

Dün bana "beni annem gibi yaptığım hatalarla kabul edebilmeni çok isterdim, edemiyorsun" dedi. Neden bebeğim? Çünkü I ain't your mama. Bunun için bile ben suçluyum amk.

4 ay önce buradaki bir partide Suka başka biriyle sohbet ederken, çok hoş bir çocukla tanışmıştım. Dün kahve içmeye çağırdı beni, gittim. Kahveden sonra öğle yemeği yedik. Öğle yemeğinden sonra o derse girmedi, ben kütüphaneye gitmedim. Anlaşmışız gibi bir parka gittik. Parkta yanyana uzandık. Bana kız arkadaşım Roma'da, konsolosluk sınavlarına giriyor dedi. Ben Suka kendi ülkesinde, ailesinin yanında dedim. Dönüp beni uzun uzun öptü. Uzun zamandır kimseye sarılmak bu kadar iyi gelmemişti. Beni evine çağırdı. Gitmedim.

Gitmedim. Özür diledim. Evime döndüm. Çin yemeği yedim, dizi izledim. Uyumadan önce mastürbasyon yaptım onu hayal ederek. Evde Çin yemeği yerken, çocukla (onun da adını ne koysak? diyelim ki Judas) öpüştüğümü söylemedim ama Judas'ın benimle yatmak istediğini, benim de eve geldiğimi anlattım. Akşam konuşuruz dedi, çünkü arkadaşlarıyla birlikteydi. Eve geldiğinde hiç beklemediğim derecede üzgün ve kızgındı. Gayet bir Türk erkeği gibi gelip onun ağzını yüzünü kıracağım falan modundan onu sakinleştirmek için 1 saat harcadım. Kendisinin her zaman duygularını içine attığı gibi kıskançlığını da içine atacağını düşünüyordum. 

Bugün Judas beni tekrar çağırdı, aperitivo için. Suka bütün gün boyunca sürekli meşgul olduğu bahanesiyle benimle doğru düzgün konuşmadı bile. Kendimi yalnız hissediyorum, Judas'a net bir cevap vermedim. 4'te okula gidip derse girmem gerekiyor. Ders çıkışı eğer Judas ile yemek yemeye gidersem biliyorum ki bu sefer uzak duramayacağım. Suka'ya olan kızgınlığım, Eva'nın Litvanya'daki mutlu fotoğrafları, yalnız hissediyor olmam ve Suka'nın bunu çözmek için hiçbir şey yapmıyor oluşu ve üzerine beni suçlayışı. Judas sadece bir gecelik seks değil, hormonal bir çekim falan değil. Sanki bütün bu saçmalıklardan bir kaçış gibi. 

Ne dersin? Sen benim yerimde olsan ne yapardın? 

Suka'yı aldatmak istiyorum. Ne dersin?