HIKAYE

size 2002 yılında sevdiğim kız için yediğim çok pis dayağı anlatayım mı?

Author

Sene 2002 ve ben İstanbul Yeşilköyle bir özel hastane de resepsiyon görevlisi olarak çalışıyorum. Hastane de hoşlandığım bi kız var ismi Nalan. Nalan o dönem nişanlı fakat fakirin ekmeği umut hesabı bigün ayrılıp benimle ilgileneceği günü beklerken, Nalan birgün bana bikaç gün sonraki gece nöbeti için bir planının olduğunu ve nöbetlerimizi değiştirmemizin mümkün olup olmadığını sorunca ''Ne demek Nalancığım tabii ki..'' dedim. Neyse ben bunun yerine nöbete geldim ki gece sakin başladı. Sonra saat 01.00 gibi hastanenin müdavim hastalarından Ünlü mafya babası oflu lakabı ile alemde bilinen hastamız getirildi. Zaten o dönem 80 yaş üzerinde olan bu hastamızın kalp, böbrek, solunum gibi bir sürü kronik sağlık problemi vardı ve en az haftada bir kez gelir, Birkaç gün yoğum bakım ünitemizde kalır sonra evine sevkedilirdi. O akşam durum biraz farklıydı ve maalesef oflu abimizi kaybettik.. Ama gel gör ki bunu yakınlarına nasıl söyleyeceksin. Hasta yakınlarının gergin olabileceği konusunda her ne kadar oryantasyon eğitimi almış olsak ta bu durum biraz farklı, Bunlar küfretmez, direk çeker vurur. Oflu abimize morg a aldıktan sonra acil servis doktorumuz, gece idari amirimiz ve ben hemen arkada kısa bir toplantı yaptık. Doktor ''ben söyleyemem'' dedi, Gece müdürümüzde bayan, ben zaten vasıfsız bir adamım.. Ne yapalım ne yapalım diye düşünürken yoğun bakım uzmanımız rabia hanımı arayalım dedik. Rabia hanım yoğun bakım uzmanı ve her gün birilerinin yakınlarına birilerinin öldüğünü söylediğinden kadının yüzü kireç gibi. Aradığımızda hemen kabul etti. (Bazen bu kadının ölüm haberi vermekten zevk aldığını bile düşünürüm). Neyse rabia hanım hemen acile inkikal etti ama gel gör ki Acil Servis'te var 40 kişi.. Adamları, çocukları, akrabaları vs. kim var kim yok beli silahlı herkes burda. Rabi hanım hastayla kendisinin ilgilendiğini saturasyonunun normalin altında bulunduğunu, fzibilitenin korunmaya çalışıldığını falan söyleyerek akademik kelimelerle durumun sakat olduğunu anlatmaya çalışınca millet eline beline atarak ''Nasıl yani? O adama bişey olursa burdan kimse sağ çıkamaz, git hastayla ilgilen, hatta ne kadar prof. varsa çağırın evden'' gibilerinden tehditlerle diyoloğa kapalı olduklarını gösterdiler. Genel müdürü arıyoruz halledin diyor, Başhekim i arıyoruz siz halledin diyor, Polis'i arıyoruz müsait olunca bi ekip göndereceğiz diyor.. Kaldık mı cehennemin ortasında, Neyse Nalan'ım için herşeye değer ve herşey olacağına varır. Biz yine arkada toplantı halindeyiz ne bok yiyecez diye. Ortamın bir türlü sakinleşeceği yok. Sonra söyleyelim dedik. Nalan hanım tekrardan ortama gelerek '' Arkadaşlar takdiri ilahi bu kadarmış, elimizden geleni yaptık, verende Allah, alanda..'' cümlelerini kullanırken lafı bitmeden kadına bir daldılar. Ama ne dalma tekme tokat gidiyo.. Bi baktım biri diğer doktoru almış kafa göz dalıyo, diğerleri hemşireleri dövüyor, Ben de eşşeklikten boş bulunup ''noluyo lan'' diyerek atladım ateşin ortasına.. Beni bi ele aldılar. Yaklaşık 45 dakika falan dayak yedim ama ne dayak.. Bıraktıklarında 2 kaburgam ve sol bacağım kırık, kafa travmam ve bir sürü yumuşak doku zedelenmem oluşmuş.. Sabah bizi tedavi ettiler ve evlerimize yolladılar. Düzelene kadar izinliyiz. Evde elimde tv kumandası, ve tuvaletimi yapabilmem için bir kova ile yaşarken Nalan aradı, Önce bi geçmiş olsun dedikten H....... gazetesi alsana dedi. Ne H..... hayırdır ne var dediğimde senin ismin var dediğinde şaşırdım ''Mk. biz can derdinde, karı süs derdinde''  ama telefonu kapatınca merak ta ettim ve tek ayak topallaya topallaya köşedeki büfeden gazeteyi aldım. Oflu abimizin ailesi tam sayfa teşekkür ilanı vermiş ve en sonda da benim ismimi yazmışlar. Hasta İlişkileri ......... diye.  Gazete hala evimde duruyor, Zaman zaman bakıp Nalan da dahil hepsine bi küfredip kapatıyorum.. Sonra bize 1000 er dolar verip Antalya da 5 yıldızlı bir otelde 15 gün tatil yaptırdılar ki şikayetçi olmadık..