SINEMA & TV

Dunkirk- Film incelemesi

Author
Dunkirk- Film incelemesi

Dunkirk (2017)

IMDB Puanı: 8,1

Yönetmen: Christopher Nolan

Oyuncular: Fonn Whitehead, Tom Hardy, Cillian Murphy

Christopher Nolan'ın 2. Dünya Savaşı'nı konu alan bir film çektiği ve ses getireceği son birkaç yıldır konuşuluyordu. Benim gibi Nolan hastası izleyiciler yönetmenin gerçek bir savaş hikayesini anlatmasının nasıl olacağını uzun süre merakla bekledi, genelde fantastik filmler çekmesine alışmıştık. Dunkirk ABD'de ilk gösterime girdiğinde benim denk geldiğim birkaç inceleme olumsuzdu. Zaman geçtikçe, çok da uzun süre gerekmeden, birkaç hafta içinde filmin popülerliği arttı ve izleyicide genel olarak olumlu bir izlenim oluşturdu. Türkiye'de gösterime girdiğinde karşımızda 8,1 IMDB puanı, %92 Rotten Tomatoes rating'i olan bir film duruyordu.

Belki de yazının sonunda yer alması gereken kendi fikrimi söyleyeyim, Dunkirk'ü bir Nolan filmi gibi bulmadım. Film beni çok heyecanlandırdı da diyemem. Fakat Dunkirk olgunlukla, sindirerek izleyebileceğiniz, realist bir savaş hikayesi olarak beni ziyadesiyle etkiledi. Nolan'ın Dark Night, Inception gibi filmleri benim için son derece lezzetli hamburgerlerdi. Dunkirk ise daha ziyade yanında şarapla, şık bir tabakta yediğiniz et şinitzel diyebilirim. Sakin, yavaş bir şekilde lezzetine varılması gerek. Nolan'ın diğer filmleri ne kadar harika fast food'lar olsa da (olumsuz anlamda kullanmıyorum fast food severim), Dunkirk oturup bir akşam yemeğinde tadını çıkarabileceğiniz yetişkin yemeği. 

Dunkirk- Film incelemesi

Filmin oyuncu kadrosunda Tom Hardy ve Cillian Murhpy gibi Nolan'ın sevdiği iki tecrübeli oyuncu var. İkisi de filmde önemli karakterleri canlandırıyor, fakat Dunkirk hayatta kalma mücadelesi veren 'sıradan askerlerin' hikayesi. Filmde en önemli süreyi adını sanını duymadığımız Fonn Whitehead gibi genç bir oyuncu alıyor. Bu şüphesiz Nolan'ın bilerek, filmin ruhuna uyma amaçlı gerçekleştirdiği bir hamle. Dunkirk bir kahramanlık hikayesi değil, bir Truva Savaşı ruhuna sahip değil. Bu yüzden tecrübeli aktörler birazcık da olsa sahnenin yan tarafında yer alırken, genç, ufak tefek ve çelimsiz askerlerin maceraları önem taşıyor. Bu anlamda filmi izlerken İspanya İç Savaşı'na gönüllü olarak katılan George Orwell'in şu sözü aklıma geldi: "Savaşla ilgili zor olan şey ölmek, kurşunların üzerinde zıplaması değildir. Açlık, berbat yemekler, pis barikatlar, günlük hayatın sıkıcılığı, ayakkabının içinde telef olmuş ayaklara ve uykusuzluğa katlanma savaşın gerçek zorluğudur." Dunkirk de bu perspektifte askerlerin maruz kaldığı somut sorunlara daha fazla odaklanıyor. Filmde Harry Styles'ın canlandırdığı askerin söylediği gibi "Biz sadece hayatta kalmaya çalışıyorduk"

Dunkirk- Film incelemesi

Filmin detaylarına girmeden birkaç cümleyi Dunkirk'ü bundan 10 yıl önce resmeden Atonement filmine değinerek sarf etmesem Joe Wright, Keire Knightley ve James Mc Awoy'a haksızlık etmiş olurum. Bu filmi her yerde duyduğum övgülere rağmen inatla 10 yıldır seyretmemiştim ve bir tesadüf eseri Dunkirk'ü izlemeden birkaç hafta önce, "sıkılırsam devamını izlemem" mantığıyla online izlemeye başladım. Filmi açtıktan sonra geçen 2 saat benim için duygu yüklüydü ve final sahnesinde neredeyse göz yaşlarıma engel olmakta güçlük çektim diyebilirim. Her ne kadar Atonement filminde haksız bir tecavüz suçlamasının yarattığı bireysel trajedi işleniyor olsa da, filmin son yarım saati Dunkirk'de kapana kısılmış askerleri ve Robbie'nin yaşadığı güçlüğü anlatıyor ve bunu Nolan'ın Dunkirk'ü gibi son derece etkili bir şekilde yapıyor. Zaten Atonement'i izlemiş birinin üstüne Dunkirk filmini seyredip de deja- vu yaşamaması mümkün değildir sanırım.

Dunkirk- Film incelemesi

Dunkirk Kuzey Fransa'da yer alan bir sahil bölgesi olarak İngiltere'ye en yakın noktadır. 2. Dünya Savaşı'nda Belçika'nın yaptığı satışla düşman saldırısından kaçacak yeri kalmayan ittifak askerleri bu sahil bölgesinde esir kalır. Alman askerleri son derece eğitimli ve agresifken, 1. Dünya Savaşı'nda cephelerde tecrübe edinen İngiliz askerleri son derece toydur. Filmde hiç yer verilmemiş kara muhaberelerinden yorgun düşmüş ve bitkin bir şekilde sahilde sınırsız sıralar oluşturarak kurtarılmayı beklemektedirler. Bu anlamda Dunkirk zaferle sonuçlanan 2. Dünya Savaşı'nda ittifak güçlerinin en fazla zor durumda kaldığı noktalardan biridir diyebiliriz. Bu askerlerden biri genç ve tanınmamış Fionn Whitehead'in harika bir şekilde canlandırdığı Tommy'dir. Bir savaş hikayesini anlamlı yüzler olmadan etkili bir şekilde anlatamazsınız. Bu anlamda Nolan'ın tanınmamış bir oyuncu seçmesi manidar olmasının yanında, birçok önemli yönetmen gibi, Coppola-vari bir tavırla oyuncularına sadece sorumluluk yüklemediğini, onlara son derece güvendiğini de görebiliyoruz.

Dunkirk- Film incelemesi

Dunkirk'ü benim ve birçok izleyici için özel bir noktaya yerleştiren şey açıkçası şu... 2.Dünya Savaşı'nın hikayesini biliyoruz. Bir tarafta "şeytani" Almanya ve Naziler, bir tarafta "iyi" ABD'li askerler. Buna hiçbir itirazım yok. Fakat bu konu o kadar işlendi ve o kadar sıklıkla kullanıldı ki, bu alanda da bir "exploitation" endüstrisi oluştu diyebiliriz. Kötü Nazi askerlerin bol bol öldürüldüğü her büyük bütçeli film zaten otomatik olarak beğeniyle karşılanıyor. Mesela Tarantino'nun Inglorious Basterds'ı bunu çok iyi kullandı ve şu anda 8,3 IMDB ratingine sahip. Fakat bu ve Fury gibi filmlerde (belirteyim bence Fury şu ana kadar seyrettiğim en dandik savaş filmlerindendi) garanti bir formül uygulanıyor. İzleyici ne izleyeceğini biliyor, zaten yüzlerce kez işlenmiş bir konu var. Evet Nazilerin yaptığı kötülükleri yadsımıyorum, İttifak kuvvetlerinin yaptıklarını da küçümsemiyorum, ama Hollywood sineması bunu bize tekrar, tekrar, tekrar ve tekrar izlettirdi, en sonunda da bu "garanti gişe ve beğeni" anlamına gelmeye başlayınca Inglorious Basterds ve Fury gibi filmler türemeye başladı. En nihayetinde saldırganlık, haklı ve gerekçeli de olsa saldırganlıktır. Nolan ise bu projeyle büyük bir risk aldı ve henüz ABD'nin savaşa girmediği bir dönemde, Avrupa'da geçen, ABD seyircisinin yabancı olduğu bir temayı işledi. Warner Bros'un da destek vermesiyle bu hikayenin hiçbir abartı, aşırı kahramanlık olmadan işlenmesi sinemasal açıdan Dunkirk'ü apayrı bir noktaya koyuyor. Bu konuda yönetmenin kullandığı kelime "Truthful", gerçekten de truthful bir hikaye anlatımı söz konusu.

 Bunun yanında gerçekçiliğin düşük tempo anlamına gelmemesi için geniş ekran teknolojisiyle çekilen filmde her detay izleyiciye aktarılmış. Görsel bir şölen içinde, kimi zaman kaygı verici, kimi zaman rahatlatıcı müziklerle seyircinin kendisini o sahilde geziyor gibi hissetmesi sağlanmış. Kendi adıma Dunkirk sahilinin o sarı kumlarını, mavi gökyüzünü, yağmurlu havayı ve suların soğukluğunu hissetmiş gibi oldum diyebilirim. Bir kıyıda kapana kısılmış 400.000 askeriniz var, önlerinde deniz, arkalarında düşman kuvvetleri. Yukarıdan düşman askerleri bombaladığında saklanacak yerleri yok, 1 kilometrelik bir sahil şeridine doluşmuşlar. Destroyer gemileriniz çok alçak olduğu için bu sahile giremiyor. Ne yapardınız? Dunkirk bu önemli sorunu işlerken gerek bireysel anlamda, gerek geniş ölçekte karşılaşılan güçlüklerin hikayesi. Benim için görselliği, müzikleri, oyunculuğu ve "truthful" olmasıyla 2. Dünya Savaşı filmlerine yepyeni bir soluk getirmiş ve ayrı bir yer edinmiştir.

Dunkirk- Film incelemesi