EĞLENCE

En sevdiğim 20 film/-19 "The Chaser"

Author

19) Ölümcül Takip- The Chaser (2008)

Yönetmen: Hong- Jin Na

Oyuncular: Won- Chan Hong, Shinho Lee

En sevdiğim 20 film/-19 "The Chaser"

Uzun bir zaman ben de birçok kişi gibi Kore filmlerine kendimi uzak hissederdim, en başta karakterlerin asyalı olması, kullandıkları dilin farklı olması beni bu ekole yabancı hissettirirdi. Hatta adını çok sık duymama rağmen uzun zaman Oldboy’u seyretmedim. Bir Cuma akşamı işten eve geldiğimde tesadüf eseri “Şu filmi bir açayım, sıkılırsam izlemem” modunda Oldboy’u açıp, play tuşuna bastım. Basış o basış, o günden beri ne zaman iyi bir Kore filminin adını duysam hemen izlerim. Kore filmlerini kolay benimseyebilmemin nedeni içlerinde çoğu zaman tanımadığımız, ayrı, otantik bir kültürden öğelerin çok bulunmaması. Kore sineması birçok anlamda Holywood’un izinden gidiyor, filmlerin ele alınışı çok benziyor. Filmlerin ele alınış biçimi çok detaylı, görsellik çok ön planda ve müzik olarak çoğu zaman batılı temalar kullanılıyor. Dolayısıyla birkaç Kore filmi izledikten sonra karakterlerin çekik gözlü olması ve garip isimleri sizi artık rahatsız etmemeye başlıyor.

The Chaser, orijinal adıyla Chugyeogja, 125 dakikalık bir gerilim ve takip hikayesi. Filmin senaryosunu yazan ve yöneten isim Hong- Jin Na. Filmin ana karakteri Joong- Ho eski bir polis memurudur ve artık muhabbet tellallığı yapmaya başlamıştır. Finansal sorunları bulunan Joong- Ho’nun yanında çalışan eskort kadınlar birer birer kaybolmaya başlayınca işleri iyice kötüye döner. Sonunda sinirleri atan karakter kadınlardan birisi kaçırıldığında onu bulup, kurtarmak için bizzat kendisi çaba harcamaya başlar. The Chaser Güney Kore’den çıkan ustaca bir seri katil hikayesi ve modern zamanlarda gerilimi en üst seviyede tutmayı başaran son derece sürükleyici bir thriller.

En sevdiğim 20 film/-19 "The Chaser"

Filmin bütün duygusal örgüsü hemen hemen her thriller’da olduğu gibi şüphe üzerine kurulu. İzleyici olarak kaçırılan kadının hayatta olduğunu, ama hayatının her an tehdit altında olduğunu biliyoruz. Hem psikopat katil, hem de muhabbet tellalı Joong- Ho tutuklanıyor ve sonrasında amansız bir takip başlıyor. Bundan sonrasını tabi ki heyecanı kaçırmaması için anlatmayacağım, ama şunu söyleyebilirim, biz izleyici olarak karakterlerin ne yapması gerektiğini çok iyi görebiliyoruz. Ne yazık ki koşullar onların bunu görmesini çok güç kılıyor, zaten bu yapıyı bir thriller’a yansıtmayı başardığınızda gerisi çorap söküğü gibi geliyor, izleyici olarak hepimiz merakla karakterin bu bulmacayı çözüp çözemeyeceğini izlemeye koyuluyoruz.

Filmin önemli kuvvetli yanlarından biri karakterlere gösterilen özen, her karakter tam olarak olması gerektiği gibi ve klişelerden uzak. Joong- Ho ilk başlarda duygudan uzak, kaba saba ve çıkarcı bir adam. Fakat hikaye derinleştikçe Joong- Ho da duygusallaşıyor, biz de izleyici olarak onun gerçek yüzünü görmeye ve sevmeye başlıyoruz. Katil her türlü insani duygudan uzak, aklını kaybetmiş bir adam. Kaçırılan kadın Min’in kızı da bütün küçük çocukların yaptığı gibi, ne zaman köşede beklemesi söylense bir yerlere kayboluyor.

Chaser’da sokak gerçekçiliği var. Joong- Ho bir kahraman değil, ama anti- kahraman da değil. Polisler sıradan değil ama hiçbiri de ortalamanın üzerinde değil. The Chaser sıradan insanların başına gelen heyecanlı ve gerilimli bir hikaye, onu inanılır kılan da bu. Filmin yönetmeni Hong- Jin Na ne yapmak istediğini en baştan beri biliyor ve onun planlı anlatımında hikaye gözünüzün önünde yavaş yavaş açılıyor. Filmin 18 ödülü ve 24 adaylığı bulunuyor, ayrıca IMDB eleştirilerinden kullanıcıların çoğunun çok fazla bir beklenti olmadan izlemeye başladığını, sonra şaşırarak, ilgiyle izlediklerini ifade ettiklerini görüyoruz. Kendi adıma şunu söyleyebilirim, gerilim filmleri arasında bir sıralama yapsam, The Chaser’ı muhtemelen Kuzuların Sessizliği ve Seven arasında bir yerlere koyarım. Güney Kore’de önemli bir gişe başarısı elde eden film daha sonra DVD satışlarıyla ABD ve Avrupa’da da izleyicilere sunuldu.

En sevdiğim 20 film/-19 "The Chaser"

Özetlemek gerekirse, Chaser’ı benim için özel kılan unsurlar;

-Şüphe unsurunu çok iyi kullanan bir gerilim olması

-Karakterlerin hem klişelerden uzak, gerçekçi, hem de etkileyici olması. Özellikle ana karakterin olaylar karşısında tutumlarının gittikçe değişmesi ve farklı bir insan haline bürünmesi

-Teknik anlamda Hollywood standartlarında olması, hikaye, stil ve teknik özelliklerin alışık olduğumuz bu tarzda sunulması. Bunun yanında senaryodaki un-ortodoks geçişlerin, sürprizlerin ve finalin kesinlikle günümüzde Hollywood’un cesaret edemeyeceği keskinlikte olması

Tüm bu unsurlar birleşince, miksere portakal- muz ve çilek attığınızda ortaya çıkan meyve suyunun lezzetli çıkması sizi memnun edecektir. The Chaser’ı izlediğinizde aldığınız keyif de aynen böyle ;d 

En sevdiğim 20 film/-19 "The Chaser"